Ailelerin Gelecek Kaygısı

Son dönemlerde engelliliği konu alan birçok film, dizi, belgesel vb. izledim. En son bir dizide farklı bir açıdan anlatılan ve aslında derin anlamları olan bir bölüm gerçekten ilgimi çekti.

Bones adında bir Amerikan suç – drama dizisinde geçen bir konuydu bu. Dizinin her bölümünde FBI' ya gelen çözümlenmemiş cinayetler ve çeşitli suçlar adli antropolojinin ve adli arkeolojinin yardımıyla çözülüyor. Yine bir bölümünde ölü olarak bulunan, 10 yaşında prongeria (yaşlılık hastalığı) olarak bilinen hastalığa sahip bir kıza ait bedenin araştırması yapıldı. Ölümünün bir cinayet olduğu ortaya çıkan minik kızın çeşitli araştırmalar sonucu aids hastası olan annesi tarafından kendi ilaçları verilerek öldürüldüğü belirlendi. Peki bu annenin çocuğuna öldürme sebebi neydi biliyor musunuz? Kendisi aids hastasıydı ve gün geçtikçe kötüye gidiyordu. Kendisi öldükten sonra kızınla ilgilenecek kimsesi yoktu ve kızının fiziksel görüntüsü yüzünden onu evlatlık almak ya da koruyucu aile olmak istemeyeceklerdi. Kendisi hayattayken bile birçok zorlukla karşılaşan kız, birde annesi olmazsa bunların altından nasıl kalkabilecekti?...

Engelli ailelerinin karşılaştığı en büyük sıkıntılardan biride bu durum. Bana bir şey olursa çocuğum ne olacak? Gelecek kaygısı…Özellikle zihinsel engelli ailelerde bu korkunun daha fazla yaşandığını bir yazıda okumuştum. Düşünsenize bugün aile, toplum desteği gördüğü halde aktif olarak sosyal yaşamda yer almaya çalışmak, eğitim almak, çalışmak bir engelli için ne kadar zor. Birde bunu tek başına aşmaya çalışan engelliler için iki kat zorlaşıyor. Kendimden örnek vermem gerekirse fiziksel olarak zorlanmalarım olduğu için yanımda babam ya da annem olmadan dışarı çıkamıyorum. 18 yaşından sonra bu duruma maruz kaldığım ve buna rağmen üniversite hayatında, iş hayatında birçok problem yaşadığım varsayılırsa birde bunu doğuştan yaşayan insanların ve ailelerinin mücadelesinin daha da büyük olduğunu düşünüyorum.

Engelli aileleri için bu korkuların azabilmesi için özellikle sivil toplum kuruluşları ve devlete büyük görevler düşüyor. Bu sadece verilen geçici eğitimler, hükümetlere göre değişen yaptırımlar, verilen maaşlarla olabilecek bir durum değil. En başta ağır engelli olmadığı sürece engelli kendi ayakları üzerinde durabilmeli ve bunu yapabilmesi için devletin, kanunun, eğitimlerin, işverenin, toplumun engellinin ve ailesinin yanında olması gerekir. Ağır bir engelli için uygun rehabilitasyon merkezleri, bakım evleri, bakımı sağlayacak eğitimde sağlık görevlileri, maddi ve manevi destek veren kurumlar olmalı ki; ne engelli, ne ailesi geleceğinden korkmamalı.

Engellilik sadece kişiyi ilgilendiren bir durum değildir. Engelli insanın, engelsiz insanlar gibi bir hayat seviyesine ulaşmak için bütün topluma düşen bir görev vardır. Maddi, manevi desteklerin yanı sıra insanları bu konularda eğitmek yapılması gerekenlerin beklide en başında yer alıyor.

25.07.12