Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Filiz Tosyalı

filiztosyali@yahoo.com | www.filizinkalemi.blogspot.com

Aşk Her Şeydir Engel Tanımaz

Filiz Tosyalı

Ayağımdaki ağrı yürümemi engelliyor. Bir an gelecek geçecek, ama o kadar zorlanıyorum ki… Hepimizin yaşamında belirli zamanlarda böyle sıkıntılar yaşanır. Topuğumda kemik üzerindeki ödem bana büyük sıkıntılar yaşatıyor. Düzelecek diyorlar, bir de düzelemeyecek ağrılar sızılar vardır. Yaşamımızdaki pek çok şeyi engelleyen bu ağrıların bile sorun olmaması gerektiğini, mutlaka yaşamın ona bir çözüm getireceğini sizler de bilin istiyorum.

Yolda yürüyemesem de suda yürümeyi seçerek sıkıntılı günleri atlatmaya karar verirken, tabi ki bazı olayların etkisindeydim. Size yazdığım öykü, belki sizinkine benzer olabilir, ya da hiç size benzemeyen ama ruhunuza bir yaşam sevinci vereceğinden eminim. Okuyun ve anılarınızın bir yerine koyun ki, çaresiz bir duruma düşerseniz size umut versin. Sevgisiz kalmayın.

İşte yaşamımızı güzelleştirmenin elimizde olduğunu gösteren o anı:

1982 yılı Nisan ayında Midnight Expres filmini izledikten sonra üçüncü günde Fransız Yves Joseph Leon Behaegel bir arkadaşıyla beraber yola çıkıp her şeye rağmen; gelmek,  görmek ve Türkleri  anlamak ister.  Onunla bu hafta içinde Bitez sahilinde Hatay’da yaşananları konuşurken;  aklımdan geçenlerdi size yazdıklarım.  On beş gün Türkiye’de kaldıktan sonra dilini konuşamayan, dilini anlayamadığı bir Türk kızına kalbini Pamukkale’de bırakarak, Fransa’ya döndü. İki genç, e-mail yok, telefon yok; bir yıl kadar mektuplaştılar.  Yves’i  ilk gelişinde Türkiye’ye çeken sadece bir meraktı. İkinci gelişinde çeken ise;  işte o güzel, iyi ve aşık olunması kolay Türk kızı oldu. Gönlünü kaptırmış, bir yıl mektuplarla teselli olmuştu. Bir yıl sonra mutlu bir yuva kurdular. Fransa’da yaşadılar. Bir kızları oldu. Türkiye ziyaretlerinin birinde Karacabey yolunda trafik kazası geçirdiler. Çok sevdiği eşi bu kazadan sonra yürüyemedi, kendisi de uzun zaman psikolojik olarak rahatsızlandı. Sonunda huzuru sıcacık Türk insanlarında buldular. Hemen emekliliklerini alıp yerleştiler. Kış aylarını Antalya’da yaz aylarını Bodrum Bitez’de geçirmeye başladılar. Şu an Yves’e Kaya diye seslenebilirsiniz.  Ancak tekerlekli sandalyede dolaşabilen eşi, Ege’nin mis gibi sularında saatlerce yürüyebiliyor, suyun içinde dileğince hayal kurup eski gücünü hissedebiliyor. Karada birbirlerine destek olan bu iki örnek insan, yüzlerindeki gülücüğü hiçbir zaman kaybetmediler.  Kaya Kuday “Türkiye’yi  o kadar seviyorum ki, sevmeyene şaşarım” diyor. Havayı her içine çekişte mutluluğu yaşıyor. Güzelliğinden ve çekiciliğinden hiçbir şey kaybetmeyen eşi de kocasının kollarında aşkını korumaya devam ediyor. Biricik kızları Melodi, dünyanın en ün yapmış şehirlerinden biri olan Nice’de yaşarken, Türkiye diyor. Birkaç ay içinde Türkiye için neler yapabileceğine düşünerek, buralarda yaşamak isteyen Melodi’ye biz şimdiden hoş geldin demek istiyoruz.  Ne mutlu Türkiye’nin, barış içinde özgürce yaşanabilir bir dünya ülkesi olduğunu anlayabilenlere.

Peki ama bizi niye acıtıyorsunuz?

18.11.2013

Değerlendir (2 oy, ortalama 2.50 yıldız)