Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Röportaj

Ayşe Say'la Hayatı ve Engelli Sorunları Hakkında Bir Röportaj

Resim: Ayşe Say laboratuarda test yapıyor.

Kurumların ve kişilerin engelli vatandaşların duygu ve düşünceleri konusunda çok daha bilinçli ve duyarlı olmaları gerektiğini dile getiren Ayşe Say'ın şu cümleleri aslında engelli bir insanın başarısını ve bu ülkede yaşayan engellilerin hayat boyu karşılaştıkları zorlukları, kurumların bu konudaki sorumlulukları bir türlü yerine getirmeyişini de özetler nitelikte:

“Bütün bu söylediklerimden anlayacağız üzere bu günlerime başta ailemin, öğretmenlerimin ve arkadaşlarımın yardımı ve desteği, başarılı olabileceğime inanmaları ve bu doğrultudaki bana verdikleri motivasyonla geldim.

Benim bu hayatta karşıma çıkan ve hayatımı zorlaştıran engeller ise hastanelerde sağlık raporu alırkenki bürokratik engeller ve hiç de engelliler düşünülmeden yapılan kötü mimari yapılaşma, bozuk yollar, yüksek kaldırımlar güya engelliler için yapıldığı söylenen ve asla engellilerin kullanamayacağı şekilde dik ve kaygan zeminli bozuk rampalar.”

Ayşe Say, hayat öyküsünü, başarılarını ve Türkiye'de engelli bir vatandaş olmanın zorluklarını şöyle anlatıyor:

“Bu röportajı yapmamdaki amaç, benim gibi engelli olan kişilere ve bugüne kadar engelliler için yanlış ön yargılara sahip kişilerin biz, engellilerin düşünce ve yaşam şekilleri hakkında doğru bilgiye sahip olmaları ve bundan sonra bu doğrultuda hareket etmelerini, bir nebzede olsa sağlamaktır.

Ben Ayşe Say, 1980 yılında ortopedik engelli olarak dünyaya gelmişim. Okul çağıma geldiğimde annem (Naile Narin Say) ve babam(Osman Say) bana okula gitmek isteyip istemediğimi sordular. O yıllarda ağabeyim (Ahmet Say) ve ablam (Hatice Say) ortaokulda okuyorlardı, bende onlara özeniyor ve okumak istiyordum. Ailem benim kararlarıma hep saygı duydular ve benim kararlarım doğrultusunda hayatıma ve hayatlarına yön verdiler Yalnız ilk okula yazılmaya gittiğimde okul müdürü benim kaydımı yaptırmak istemedi. Çünkü okulda arkadaşlarımla aramda olumsuz bir davranış ve harekette sorumluluk alamayacağını söyledi. Anne ve babamın biz sorumluluğu üzerimize alıyoruz demesi ile mahallemizde bulunan ilkokula yazıldım.

Bu olaydan sonrada ne öğretmenlerim ve ne sınıf ne de okul arkadaşlarımla öğrencilik hayatım boyunca bu türden problemlerle bir daha hiç karşılaşmadım. Aksine hep yardım ve destek gördüm her zaman.

Durumumun farkına varamayıp beni hep meraklı ve çekingen gözlerle izleyen tüm okul ve sınıf arkadaşlarımı yanıma çağırıp neden yürüyemediğimi anlattım hep. Ondan sonra beni anladılar ve zamanla benim neleri yapıp neleri yapamadığımı öğrenince bana o kadar alıştılar ki benim engelli biri olduğumun farkına bile varmadıklarını beni kendileri gibi sağlıklı biriymiş gibi gördüklerini söylerlerdi.

İlkokul birinci sınıfı annem, ağabeyim ve ablamın kucağında, ikinci sınıftan itibaren wolker ile ve de beşinci sınıfı da koltuk değnekleri ile kendi başıma yürüyerek ,ortaokul evimize uzak olduğu için, civar köylerden gelen öğrencilerin servis araçları ile, liseye ise yine mahallemizde bulunan Çine lisesine koltuk değneklerimle yürüyerek gidip geldim.

2000 yılında girdiğim üniversite sınavında Dumlupınar Üniversitesi Altıntaş MYO Gıda Teknolojisi bölümünü kazandım ve anne babamla birlikte okulun yakınında bir eve taşındık ve orada da okuluma koltuk değnekleri ile yürüyerek gidip geldim.

Mezun olduktan sonra daha kolay iş bulmak amacı ile yine anne ve babamla Aydın’a taşındık.Bir senelik iş arayışlarımın sonunda Aydın Ticaret Borsası Gıda Kontrol Laboratuarında gıda teknikeri olarak işe başladım ve yaklaşık 8 yıldan beridir burada çalışmaya devam etmekteyim.

Bütün bu söylediklerimden anlayacağız üzere bu günlerime başta ailemin, öğretmenlerimin ve arkadaşlarımın yardımı ve desteği, başarılı olabileceğime inanmaları ve bu doğrultudaki bana verdikleri motivasyonla geldim.

Benim bu hayatta karşıma çıkan ve hayatımı zorlaştıran engeller ise hastanelerde sağlık raporu alırkenki bürokratik engeller ve hiç de engelliler düşünülmeden yapılan kötü mimari yapılaşma, bozuk yollar, yüksek kaldırımlar güya engelliler için yapıldığı söylenen ve asla engellilerin kullanamayacağı şekilde dik ve kaygan zeminli bozuk rampalar. Okullar, hastaneler v.s gibi kamuya ait binalarda engelliler için tuvalet ve asansörlerin bulunmaması ve birde bizleri yok sayıp görmezden gelen insanlar yada gayet iyi niyetle engellinin kendisine nasıl yardımcı olabileceğini sormadan salla balta engellinin hareketlerini daha fazla engelleyecek şekilde bilinçsizce yardıma kalkışan insanlar.

Oysaki engellinin kendisine nasıl yardımcı olabileceklerini sorarak yardım etseler, daha faydalı olurlar.

Umarım bu yazı, bütün yerel yönetim’deki kuruluşlardaki ve kendini bu konuda sorumlu hisseden duyarlı kişilere ulaşırda gereğini en kısa zamanda yaparlar. Son olarak benim gibi engelli olan kişilere şunu söylemek isterim. Ne olur dışarıya çıkın, okuyun ve bir meslek edinin. Balığın hazır gelmesini beklemeyin, balık tutmayı öğrenin. Kimseye muhtaç olamadan yaşamayı öğrenin.Çünkü bir gün ailenizde hiç istemeseler de yanınızda olamayabilirler.

31.03.11 – Mücadele

Değerlendir (Henüz oy almamış)