Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Selma Gürbey

sgurbey@gmail.com

Başka Dilde Aşk

Sinemalarda gösterilmiş olan ve engelliliği işitme engelli bir genç ile birlikte gerçekten bizlere güzel bir şekilde sunmuş olan bir sinema filmi izledim. Adı ‘Başka dilde aşk’ ancak aşkın dili yoktur. Aşk öyle bir duygudur ki yüreğin içinde hissedilir. Aşkı yaşamak, hissetmek için konuşmak, bakışmak ve gezinmek gerekmez. Aşk görmediğin birine karşı da hissedilebilir. Örneğin bu filmde çok gürültülü bir ortamda tanışan gençlerin konuşulanlar duyulmadığından duyamamanın bir öneminin olmaması gibi karanlık bir ortamda görmemenin, mimari engellerin olmadığı bir ortamda da yürümüyor olmanın da bir öneminin olmaması gibidir. Filmi sizler için yazdım ama okuduktan sonra mutlaka internetten izleyin. İşte o zaman bu filmin anlattıklarımdan çok olduğunu göreceksiniz.


İşte filmin konusu;

İki gencin (Zeynep ve Onur’un) yolları bir arkadaşlarını davet ettiği bir partide kesişir. Zeynep stresli bir iş olan çağrı merkezinde çalışmaktadır. İşinden memnun değildir. Onur sosyal bir gençtir, severek işini yaptığı kütüphanede mutludur, güzel resim yapmakta, sporu sevmekte ve kayak yarışlarına katılmaktadır.


Akşam birbirlerini tanımayan bu gençler arkadaşlarının daveti üzerine partiye giderler. Ortam çok gürültülüdür, kimse kimsenin konuştuğunu anlamayacağı kadar çok yüksek ses müzik vardır. Zeynep askıntı olan bir çocuktan kurtulmak için erkek arkadaşım ile buluşacağım deyip işitme engelli gencin yanına oturur ve bira söyler yanlışlıkla birası geldi diye gencin birasını içer ve bu sayede gülümseyerek tanışırlar. Zeynep’in ayrıldığı eski erkek arkadaşı da oraya gelir. Zeynep’ten özür diler gönlünü almaya çalışır ama ona o kadar kırgındır ki barışmayı kabul etmez. Ortak arkadaşları olduğunu görürler ve partide hep birlikte güzel vakit geçirirler. Kız partiden sonra gece kulübünden çıkıp eve doğru giderlerken çocuğun duymadığını ve konuşamadığını öğrenir kısa bir şaşkınlıktan sonra “hayatımın erkeğini buldum” der “hiç konuşmuyor” diye sevinç çığlığı atar. O gece alkolün de etkisi ile yalnız yaşayan Onur’un evine gider ve iki genç birlikte geceyi geçirirler.


Ertesi gün kız çağrı merkezinde işini yaparken eski erkek arkadaşının müdürü olduğunu görürüz. Zeynep’in ev arkadaşı müdürünün kuzenidir bu yüzden eski erkek arkadaşı ona haber vermeden eve gelip gitmekte hatta kalmaktadır. Aslında tek istediği tekrar Zeynep’in gönlünü kazanmaktır fakat bu arada adını bile bilmediği kadınlar ile bir gecelik ona göre önemsiz ilişkiler yaşamaktadır. Zeynep’in annesi kızının yanına gelir kocası tarafından aldatılan mutsuz annesini yanında kalması için ikna etmeye çalışır fakat annesi “Bunca yıl sonra nasıl bırakırım onu” diyerek evine geri döner.


Zeynep’in iş yerinde sorunları vardır. İş arkadaşları ile hep birlikte çağrı merkezinde çalışanlar olarak fazla çalışmadan dolayı yaşadıkları yoğun stresten şikâyetçidirler, işi protesto ederler.


Onur’un kendine göre kurduğu bir düzeni bulunmakta, yaşamında bir sorun yaşamamakta elindekiler ile mutlu yaşamaktadır programlı bir hayatı vardır. Onun yaşamını kolaylaştırıcı yöntemlerini görürüz. Kahvesini yapmak için ketılda su kaynatır su kaynayınca ışığı yanar, bilgisayar kullanır, alt yazılı filmleri izler, tek başına yaşamını güzel bir şekilde idare ettirdiğini görürüz. Spor yapar ve o günden sonra bir daha görüşmezler. Parti günü için çekilen fotoğrafları gösterirken kız arkadaşlarına onu özlediğini fark eder.


Kız çocuğun evine gider çeketimi unutmuş olabilirim diye gelir ve sonrasında görüşmeye tekrar başlarlar. Onur, duyamıyor ve konuşamıyordur ama dudak okuyup yazabilmektedir bu yüzden anlaşmakta zorlanmazlar. Kızın konuştuklarını anlayan Onur yazarak cevaplarını vermektedir. Onur’un evinde büyük bir tahtası vardır ve bu tahtaya veya devamlı masanın üzerinde duran laptopun açık olan Word dosyasında yazarak anlaşmakta zorlanmazlar. Birlikte sinemaya giderler, gezerler. 


Her insan kendi dilinde konuşur,

Ve hiç kimse anlamaz ne söylediğini,

Kafasındaki ışığını.

Sonra iyi olarak da anlaşılmaz,

Düş kırıklığı ve incinmedir,

Gerçek utanmazlıklar.


Arkadaşları ile görüştüğünde Onur’u çağırır ama onun duymadığını unutur arkadaşları ile kendi âlemlerine dalarlar sohbette, Onur onları anlayamaz ve ortamda çok sıkılır. O kalkıp gidince Zeynep anlar onu ihmal ettiğini. Aynı şekilde Onur’da arkadaşları ile görüştüğünde Zeynep’i çağırır. Zeynep’te aynı şekilde onun arkadaşlarının yanında uyum sağlayamaz. Oysa yalnız ikisi olduğunda arkadaşları olmadığında çok iyi anlaşmaktadırlar. Bir akşam Onur, Zeynep’in cep telefonunda eski erkek arkadaşı Aras’tan gelen mesajı ve aramaları görür. Aralarında da sorunlar yavaş yavaş başlar. Zeynep kitap okumak ister fakat spor aleti Onur’un çok ses yapmaktadır tabi o duymadığı için rahatsız olmaz. Kulaklık takıp müzik dinleyerek bu sorunu da çözerler. Genel anlamda biryandan çok güzel anlaşırlarken diğer bazı problemler ile karşılaşıyor fakat sonunda bunu da çözüyorlardır.


Zeynep onun mesleği olan grafik işine yönlendirmek ister Onur işinden memnun olmasına rağmen Zeynep istiyor diye grafik yapar.


Onur’un aslında isterse konuşabileceğini ama konuşmaya cesaret edemediği için konuşmadığını da yine filmin ilerleyen sahnesin de öğreniyoruz. Klasik Türk filmlerindeki gibi son mu bizi bekliyor diye düşünüyorum. Türk film ve dizilerinin sonunda engelli kişi iyileşir bilirsiniz. Gerçek hayat ise böyle değildir. Filmin bundan sonrasını yazmıyorum çünkü sizin de filmi izlemek sonunu görmek için sebebiniz olsun. Umarım bu film ile ilgili merakınızı uyandırmışımdır. Aşk engel tanımaz ve başka dilde de olsa aşk herşeye rağmen yaşanır.


10.08.2016

Değerlendir (Henüz oy almamış)