Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Röportaj

Başkan Aday Adayı Ahmet Uğur Baran Hayalindeki Karşıyaka’yı Anlattı

Resim : AK Parti Karşıyaka Belediye Başkan Aday Adayı Ahmet Uğur Baran ve Yasemin Anlar yan yana.

AK Parti Karşıyaka Belediye Başkan Aday Adayı Ahmet Uğur Baran, oncusehir.com’dan Yasemin Anlar’a hem projelerini hem de hayalindeki Karşıyaka’yı anlattı. Öncelikle Ak Parti’deki siyaset geçmişine dikkat çeken Baran,

“2011- 2018 Ak Parti Engelliler Koordinasyon Merkezi İl Başkanlığı görevini yaptım. Bu süreç içerisinde de 2014 yılında Karşıyaka Belediye Başkan aday adaylığı, sonrasında Haziran ve Kasım aylarındaki genel seçimlerinde İzmir 2. Bölge Milletvekili Aday Adaylığı süreçlerim oldu. Bu aday adaylık süreci bittikten sonra görevimize geri döndük. Ardından son milletvekili seçimlerinde İzmir'de 1. Bölge’de 13’üncü sıra milletvekili adayı olarak partimi temsil ettim. Bu yerel seçim için de başvuru süresinin bitmesine 20 dakika kala başvurumu yaptım ve Karşıyaka Belediye Başkan Aday Adayı oldum.

AHMET BARAN: "KARŞIYAKA'DAKİ HİZMET EŞİTSİZLİĞİNİ ORTADAN KALDIRACAĞIM"

Karşıyaka Belediye Başkan Aday Adayı, Ak Partili Ahmet Uğur Baran, ilçede sahil kesimleri ile diğer mahalleler arasında ciddi bir hizmet eşitsizliği olduğunu belirterek, “Sahillerdeki sosyal donatıları ve hizmetleri diğer mahallelere de taşıyacağım” dedi.

AK Parti Karşıyaka Belediye Başkan Aday Adayı Ahmet Uğur Baran, oncusehir.com’dan Yasemin Anlar’a hem projelerini hem de hayalindeki Karşıyaka’yı anlattı. Öncelikle Ak Parti’deki siyaset geçmişine dikkat çeken Baran,

“2011- 2018 Ak Parti Engelliler Koordinasyon Merkezi İl Başkanlığı görevini yaptım. Bu süreç içerisinde de 2014 yılında Karşıyaka Belediye Başkan aday adaylığı, sonrasında Haziran ve Kasım aylarındaki genel seçimlerinde İzmir 2. Bölge Milletvekili Aday Adaylığı süreçlerim oldu. Bu aday adaylık süreci bittikten sonra görevimize geri döndük. Ardından son milletvekili seçimlerinde İzmir'de 1. Bölge’de 13’üncü sıra milletvekili adayı olarak partimi temsil ettim. Bu yerel seçim için de başvuru süresinin bitmesine 20 dakika kala başvurumu yaptım ve Karşıyaka Belediye Başkan Aday Adayı oldum.

Genel seçim sürecinden sonra; önümüzdeki yerel seçimlerde teşkilatlarla beraber çalışıp adaylarımızı destekleyeceğim diye bir karar almıştım. Açıkçası böyle bir görevi üstlenmeye niyetim yoktu. Ancak teşkilattan çok baskı geldi. Doğma büyüme Karşıyakalı olarak, burası benim için çok başka bir yere sahiptir. İşyerim burada, evime ekmeğimi Karşıyaka'dan götürüyorum. Çocuklarımı Karşıyaka'da büyütüyorum. En güzel çocukluk ve gençlik yıllarımı geçirdiğim bu ilçeye karşı bir sorumluluğum bir vefa borcum olduğunu düşünüyorum. Hem ilçeme, hem teşkilatıma, hem de Karşıyaka'ya olan sorumluluğumu düşünerek son dakikalar içinde aday adaylık başvurusunu yaptım.

"Karşıyaka’nın en önemli sorunları nelerdir?"

Bu soruyu Karşıyaka'daki en büyük problemim nedir diye cevaplayayım. Şimdi 2014 seçimlerinde benim ağzımdan ne çıktıysa teşkilat gerçekleştirdi zaten. Bir örnek verecek olursam, engelli olmamdan dolayı bir misyon temsil ettiğimden, aday seçildiğimde Karşıyaka ile ilgili en büyük hayalim, Karşıyaka'da engelli vatandaşlarımız için saatlik, günlük ve haftalık bakım evleri açmaktı. Yani ebeveynler engelli vatandaşımızı,  belediyenin engelli evimize bırakıp, üç saat boyunca bakımını yaptırabilecekti. Geçtiğimiz yıl bu projeyi Hüseyin Mutlu Akpınar gerçekleştirdi. Bu proje gerçekten geç kalınmış bir projeydi. Bunun dışında Karşıyaka'da, siyasi hayatım boyunca bas bas bağırdığım ve savaştığım büyük bir sıkıntı daha var. İzmir'in genelinde olduğu gibi Karşıyaka'nın kıyı kesimlerinde ki sosyal etkinlikler ve sosyal alanlar ile hizmet on numara iken, içerilere girdiğinizde hizmetin yetersiz kalmasından dolayı ekonomik ve sosyal olarak bir uçurumla karşılaşıyorsunuz.

Çocuğun gelişimini etkileyen ve güvenliğini sağlayan, arkadaşları ve arkadaş çevresiyle doğru yola sevk eden şey sosyal alandır. Bostanlıda oturan vatandaşımın çocuğu bu olanaklardan faydalanırken neden diğer kesimde yaşayan vatandaşımın çocuğu faydalanamasın, vatandaşın bir sürü derdi sıkıntısı varken neden oradaki anne çocuğum okuldan sonra nereye gitti diye düşünmek zorunda kalsın. Bu durum maalesef sosyal ve ekonomik anlamda büyük bir uçurum oluşturuyor.

Karşıyaka'da yapacağımız bu çalışmayı proje olarak nitelendirmiyorum, çünkü bu bir proje değil, tamamen bizim çalışmamızla çözülmesi gereken bir problemdir. Bizim projeden önce ihtiyaçlarımızı gidermemiz gerekir. Milletvekili adaylığım sürecinde ve Engelliler Koordinasyon İl Başkanı iken bana şöyle bir soru yönelttiler; ‘İktidarınızın engellilere yönelik bu çalışmaları nasıl buluyorsunuz?  Biz engelli vatandaşlarımıza hizmet üretmedik, alacaklarını teslim ettik. Yani yıllardır almaları gerekenleri biz onlara teslim ettik, olması gereken de buydu zaten, bana bundan sonrasını sorun’ dedim. Çünkü hep engelliler üzerine gidiyorum tabi ki engellilere özel belediye başkanı olmayacağım ama örnekler çok somut olduğu için engelliler üzerinden gidiyorum yani geçmiş yıllara baktığınız zaman, hizmetsizlikten, protezsizlik, elektrikli sandalye veya koltuk değneğinin yokluğundan okuyamadılar, tedavi göremediler ve sosyalleşemedikleri içinde engelli bir nesil heba oldu gitti.

“En büyük engel, sevgisizlik değil midir?”

Belediye başkanı kimdir?  Bir şehrin Şehlül eminidir. Bulunduğunuz ilçenin en emin kişisidir o yüzden ben Karşıyaka Belediye Başkanı olduğum takdirde hangi evde kaç kişi yaşıyor, hangi eve kaç para giriyor hangi ev o gece aç uyumak üzere benim yetişmem lazım bunu bilmek zorundayım, bilmezsem dünyadan göçünce bana sorulacak! Dokunarak hissederek bilerek çalışmak lazım o yüzden ben kendimi kurtardım gerisi ölsün dememek lazım kendinizle beraber bir on kişiyi de kurtarabilmemiz lazım ki bir topluluk haline gelip paylaşımda bulunabilirsiniz. Yani tek başına benim mutlu olmam tek başına kendimi düşünüyor olmam zengin olmam çözüm olmuyor.

Açıkçası şunu söylüyorum,  yüzme havuzu yapacağım, onu yapacağım, bunu yapacağım demiyorum, yapmayacağım kardeşim, yüzme havuzu da olmasın... Ama şu sosyal ekonomik uçurumu kapatmam lazım. Çünkü yukarıdaki çocuk çok güzel yetişiyor üniversiteyi kazanıp okuyor, aşağıdaki çocuk harcandı gitti ne olacak yukarıda üç çocuk kurtardım aşağıda beş çocuğu heba ettim ne anladım ben o işten dengeyi sağlayamadım. Mutlaka saha da olmak önemli, yakın çevremdeki arkadaşlarım bilir, hem kalben dokunabileceğim, hem de görüp yerinde müdahale edebileceğim siyaseti tercih ettim. İzmir'de yaklaşık 280 bin engelli vatandaşımız var. 2011- 2018 yılında belki 280 bin engelliye dokunamadım ama 100 binine dokunmuşumdur. Hayatın bizim engelimizden ibaret olmadığını öğrendik çünkü görmeyince tek problem sizmişsiniz gibi davranabiliyorsunuz.

"AK parti ve MHP ittifatkını nasıl değerlendiriyorsunuz?"

Ben AK parti MHP ittifakından çok CHP-HDP ittifakını konuşmak istiyorum.

İzmir'de çok üzücü bir durum söz konusu, tamam CHP'yi anlıyorum saygı duymaya da çalışıyorum ki hiçbir siyasi partiye kötü söz söylemem fakat bu konuda sadece siyasi çıkarlar uğruna HDP ile ittifak yapıyor olabilmeği bırakın düşüncesi bile hiç etik değil. Ne siyasi ahlaka yakışır nede siyasi kurallara yakışır. İzmir’de özellikle Cumhuriyet Halk Partisi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisi olarak geçiyor. Mustafa Kemal Atatürk savaşarak bu ülkeyi kurtarmadı mı?  Kurduktan sonra bu mücadeleye devam etmedi mi?

Cumhuriyeti kurabilmek adına bugün geldiğimiz noktada PKK'yı, terör örgütlerini destekleyen ve onların uzantısı konumunda bir siyasi partiyle,  Mustafa Kemal Atatürk'ün Partisi CHP’nin el ele tutuşmasına ben nasıl olumlu gözle bakabilirim ki!  Bakamıyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün günümüzden bugüne kadar gelen Kurtuluş savaşında, Çanakkale'de, sonrasında 15 Temmuz’da geçmişten bugüne kadar askerlerimiz çocuklarımız neden şehit oldu? CHP ve HDP ittifak yapsın diye mi oldu. Burada oy veren vatandaşlarımızla sıkıntım yok onlara kızmıyorum. Öyle bir lüksüm de yok zaten, saygı duyuyorum ama şimdi şöyle düşünün;  evinizde bir Yemeğe bir avuç tuz attınız ve yemeği kaza eseri yaktınız. Başka yemeğinizde yok mecbur yiyeceksiniz.

CHP'de seçmenimizin önüne bunu koyuyor işte! Yani bir tabaklık yemek ama içine basıyor tuzu, zehir ediyor insanın boğazına o yüzden ben o ittifaka iyi gözle bakmıyorum. AK parti MHP ittifakından bahsedecek olursam da,  bunu da hep şu şekilde yorumladım. AK parti MHP ittifakında sadece Ak Parti ve MHP'liler yok, diğer tarafta da ne kadar karşıt düşüncede olan varsa o ittifakın içine girmeyi tercih ettiler. Mevzu bundan ibaret, o yüzden Ak Parti CHP ya da Ak Parti MHP ya da CHP, HDP ittifakı değil vatanını sevenlerin ittifakı olmalıdır.

"AK partinin projeleri arasında olan Üçkuyular-Mavişehir arasındaki tüp geçit hakkında ne düşünüyorsunuz?"

Çok uzun yıllar önce yapılması gerekiyordu. CHP Belediyelerinden ve bazı Odalar karşı çıkmadan, yazılı belge verseler projeyi çoktan yapmıştık, maalesef rahat vermiyorlar. Biz bir şey yapmaya çalıştıkça davalar ve tüzüklerle karşı karşıya kalıyoruz.

Genel seçimde istediğin ideolojiyi güt, istediğine oy ver, ama yerel seçimde ideoloji gütmeyin. Ben senin ideolojinden dolayı kötü yönetilen bir şehirde yaşamak istemiyorum. Sadece Ak parti gelmesinde, ne olursa olsun ama öyle değil ki! Ben böyle bir şey yaşamak istemiyorum ben bu şehre vergi ödüyorum, istihdam yaratıyorum ama düzgünde yaşamak istiyorum.

İzmir'de yaşıyorum. Benden sorumlu olan Büyükşehir Belediye Başkanı düşünmez mi? Benim engelli vatandaşlarıma, yaşlıma, gencime, çocuğuma yani tüm yaşayan kesime uygun bir coğrafyada olan İzmir’de, bizim yapmamız gereken sadece küçük küçük dokunuşlar. CHP Belediyeleri İzmir'de vatandaşların hayatını zorlaştırmak için ellerinden geleni yaptılar. İşte asrın projesi diye tanıttıkları aktarmalı sistem, tramvay ulaşım sistemimizi görüyoruz. İşitme engelli, görme engelli arkadaşımız kazada vefat etti. Ben o gün Aziz Bey’e şöyle sordum :“Aziz bey kaç kişi daha ölecek ?” Aziz Başkan dedi ki ,“Vatandaş dikkat etsin” ben de dedim ki, “Ben ne yapayım kardeşim Allah insanı ölümlü yaratmış, bunu mu demek istiyorsunuz? Görme işitme engelli vatandaşlarımız nasıl dikkat etsin."

Problemler sadece Karşıyaka da değil, İzmir’in genelinde var. Öncelikle bizim İzmir'de alt ve üst yapıdaki sorunlarımızı çözmemiz gerekir. Biz yağmurdan dolayı çamur siyaseti değil, etik siyaset yapacağız.  Yağmurdan, çamurdan dolayı siyaset yapmayalım. Sonuçta doğal afet diyoruz ama insanı ıslatmayacak kadar yağmurda kazaların olması mı gerekiyor. İzmir'in genel anlamda Belediyecilik adına sıkıntısı var ve aşamıyoruz bir türlü de aşamadık.

“Benim koltuk sevdam yok, zaten bir koltuğum var”

Belediye Başkanı olursam şunu mutlaka yapacağım, İmar ve Ruhsat biriminde engelli bir personel çalıştıracağım. Engelli İnşaat Mühendisinin oluru olmadan, hiçbir inşaata ruhsat vermeyeceğim. Keşke gücüm yetse de, Türkiye Cumhuriyeti Ruhsatlar Kanununa bu maddeyi koydurabilsem. Bunlar proje değil, bunlar olması gerekenler, mesela Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı bence bir projeydi. Tüm Türkiye’yi etkileyebiliyorsan projedir. Ama Karşıyaka’da hayallerim arasında, şöyle bir hizmet getirmek var.

“Sosyal Taksi Durakları”

Taksiler zaten her kesime hizmet ediyor. Belediye’nin ‘Sosyal Taksi Durakları’ ise, engelli, yaşlı ve imkanı olmayan zorda kalmış vatandaşlarımıza hizmet edecek.

Türkiye’de hayat kadın ve erkeğin üzerine kurulu, ama olması gereken aslında’ kadın, erkek ve engelli’ bunu başardığımız gün birçok sıkıntıyı konuşmuyor olacağız. Eskiden parkların içi kumdu, hala bazı parklar bu şekilde, engelli bir annenin çocuğu parka gittiğinde ve çocuk düştüğünde annesi rahatça çocuğunun yanına gidemiyor. Tekerlekli sandalye kumda gitmiyor. Çocuğuyla ilgilenebilecek durumda olmalıdır engelli anneler, kim verecek bunların hesabını?

Ben bu ilçenin emin kişisiysem, engellisini de, yaşlısını da gencini de, eşcinselini de, eğlenmek için bir yerde alkol almış insanını da düşünmek zorundayım. Önce Allah’ın yarattıklarına hizmet etmek lazım.  Benim hizmetim insan olacak.

27.11.2018 - oncusehir.com

Değerlendir (Henüz oy almamış)