Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça

Site Google Bing

Asuman Kafaoğlu Büke

akafaoglu@gmail.com

Bedenini Seviyor musun?

Asuman Kafaoğlu Büke

Sokakta insanları durdurup karaciğerinin yerini sorsak birçoğu bilmeyecektir. Sağlıklı ve genç bir insan için beden sadece haz alma aracı olarak vardır; ve ne gariptir ki insan, bedeninde bir organı ancak acı çektiğinde hisseder, her şey normal gidiyorsa, sağlık sorunu yoksa, bedeninin pek farkına varmadan yaşayabilir.

Geçtiğimiz haftalarda “Bedende Kıpırdanmalar” adında ilginç bir derleme yayımlandı. Farklı disiplinlerden yirmi kadar yazarın makalelerinden yapılan derlemeyi Gülnur Elçik ve Tuğba B. Özenç yayına hazırlamış. Derlenen yazılar çok geniş bir yelpazede: insan bedeninin toplumsal, siyasi, cinsel, psikolojik, deneysel, tarihsel anlamları üzerinde duruyorlar.

İnsanın bedeniyle ilişkisinden söz ederken elbette fiziksel engeller önemli bir bölümünü oluşturuyor konunun. Aslında kitapta yer alan makaleler arasında transseksüel iki yazar ve anoreksik bir yazarla birlikte bir de paraplejik bir yazar yer alıyor. Her birinin bedenle kurduğu ilişki çok farklı ama birlikte okunduğunda en temel öğelerin ele alındığı izlenimi veriyor. Bir kişinin çocukluk yaşlarından başlayan kendini tanımlama sürecinde bedeninin ne denli önemli olduğu, bütün netliğiyle ortaya çıkıyor. Fiziksel yetilerimiz, cinsel arzularımız, güzellik ve yaşlanma endişelerimiz, gibi çok sayıda tartışma aslında beden üzerinden yapılıyor; bu da gösteriyor ki, dolaylı yollardan bedenden söz etmeye bayıldığımız halde, konu doğrudan bedenle ilişkimiz üzerine geldiğinde, inanılmaz ketumlaşıyoruz. “Bedende Kıpırdanmalar” gerçekten de az tartışılan konular üzerinde düşünmeye itiyor okuru.

Kitabın ilk bölümü, bazı bilimsel tanımlamalar yaparak başlıyor. İkinci bölüm ise kişisel tanıklıklarla çok içten bir tonda devam ediyor. “Heteroseksüel bedene muhalif beden” başlığı altında derlenmiş iki yazı, transseksüel yazarların beden algılayışı üzerine kurulu. Bedene yabancılaşma üçüncü bölümde de benzer kişisel tonlamayla devam ediyor. Bu bölümde kapitalist toplumda yaşlanan, kilo alan, deforme olan bedenlerin nasıl tüketim aracı olarak görüldüğü üzerinde duruluyor. Ataerkil-kapitalist toplumlarda bedenini dert eden kadının sorunları öne çıkıyor bu yazılarda: tek tip güzellik reçetesine uydurulmaya çalışılan kadının saplantıları anoreksiya, obezite ve daha pek çok rahatsızlığın nedeni olabiliyor. Kitapta bu konular, yine transseksüalite gibi kişisel deneyimler etrafında kurgulanmış yazılardan oluşuyor. Kadın ve erkeğin bedenlerine karşı tüketici tutumlarındaki farklılık da dikkat çekiyor. Gerçekten de bu bölümleri okurken kadın bedeni üzerinden yapılan pazarlamanın gücü ve olumsuz etkileri çok rahatsız ediyor. Kitapta yer alan önemli makalelerden biri engelli bir kadın tarafından yazılmış: kadın olmak, engelin kadınlığı zedeleyen yönleri temelinde işlenmiş konu. Yazar kendi deneyiminden yola çıkarak toplumda engelli bir kadına bakışı irdelemiş.

Son yıllarda bazı deyimleri daha sık duyar olduk: “bedeninle barışmak” “kendini affetmek” gibi bir terminolojiler üzerinden popülerleştirilmiş “kendini sevmek” ilkeleri moda edildi. Kısaca, kendini sevmek ve nazlamak isteyen insanların üzerinden önemli bir sektör yaratıldı. Bin bir çeşit masaj, cilt bakımı, zayıflatıcı kremler ve aletler, insanlara yeni bir beden imgesi dayattılar. Bu arada her yıl yayımlanan yüzlerce kitap, bedeni sağlıklı ve bakımlı kılmayı öğretmek amacıyla hayatın her alanını kuşatacak kadar yaygınlaştı. Bu yayınlar bir yandan çoğalırken diğer yandan belli bir güvensizlik yaratmaya da başladı kuşkusuz. “Bedende Kıpırdanmalar” sırf bu açıdan bile olsa çok önemli bir karşı duruş oluşturuyor bu yayınlara. “Bedende Kıpırdanmalar” günümüzün önemli konularını tam zamanında dile getiren, okuru düşünmeye yönelten değerli bir çalışma.  

Kitabın Künyesi:

Bedende Kıpırdanmalar / Gülnur Elçik ve Tuğba B. Özenç / Varlık Yayınları 2010 / 326 sayfa.

13.01.2010

Değerlendir (2 oy, ortalama 5.00 yıldız)