Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Fikret Gökçe

fikretgokce_06@hotmail.com

Bir Yıldız Kaydı (4) - Faruk Öztimur Anısına

Mustafa Kemal’i Karşılamaya Geldik

Ne günlere geldik! Faruk Bey’i ebediyete uğurladığımız günlerde ülkede bayramların kaldırılması tartışması yaşanıyordu. Anadolu ihtilalinin, ulusal bağımsızlık savaşımızın başlangıcı olan 19 Mayıs kutlamaları  da  “soğuk havada gençler üşüyor” gerekçesiyle bir genelge ile kaldırılmak isteniyordu. Bilindiği gibi; 19 Mayıslarda genç sporcular Samsun’dan yola çıkar ve getirdikleri bayrak ve toprağı törenler sırasında Cumhurbaşkanına takdim ederlerdi. Bu güzel gelenek bu yıla kadar devam etti. Engelli sporcularımız da bunu yapabilirdi. Hazırladığım proje yönetimde kabul edildi. 1997 yılında KKTC’den katılan üç sporcuyla birlikte engelli genç sporcularımız, Faruk Bey’in liderliğinde “MUSTAFA KEMAL’İ YENİDEN KARŞILAMAYA GELDİK” diyerek Samsun’da buluştular ve  418 km.lik yolu tekerlekli sandalyelerle aşarak Ankara’ya ulaştılar. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı törenine yetişerek “SARI SAÇLI, MAVİ GÖZLÜ PAŞA’nın” bayrağını ve kutsal vatan toprağını 19 Mayıs Stadyumu şeref tribününe çıkarak 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman DEMİREL’e takdim ettiler. Vatan sevgisiyle beslenen azmin yarattığı bu başarı, yeter ki;  şans ve fırsat verilsin düşüncesine güzel bir örnekti.

Faruk Bey’in 01. 07 .2005 tarihinde yürürlüğe giren 5378 sayılı Özürlüler Kanunu ile ilgili yaptıklarından, mücadelesinden burada fazla söz etmeyeceğim. Çünkü bu kanunun gündeme gelmesinden itibaren öyle gariplikler, öyle akla sığmaz şeyler yaşandı ki; yakın geçmiş olduğu için çoğu unutulmadı. 3 Aralık 1999’da toplanan 1. Özürlüler  Şurası’nda kalıcı ve köklü çözümler getirmeyi amaçlayan bir yasa çıkarılması kararlaştırılmıştı. 57’nci hükümet döneminde hazırlanan yasa tasarısı 3 Kasım 2002 Erken Genel Seçimleri nedeniyle kadük oldu. Bu defa 59’ncu hükümet döneminde bakanlık tarafından hazırlanan ve 3 Aralık 2003 Dünya Özürlüler Günü’nde Meclise sevk edileceği müjdelenen yasa tasarısı hazırlayanların ellerinde kaldı. Ortalıkta o kadar taslak dolaştı ki; 91, 94, 73, 88 maddeden oluşan taslaklar dışında gizlenen bir taslak da, daha sonra ortaya çıktı. TBMM Aile ve Sosyal İşler Komisyonu’ndaki tartışmalar, Konfederasyonun hazırladığı taslak dışında, bakanlığın ayrı ve AKP İstanbul Milletvekili arkadaşımız Lokman AYVA’nın ayrı hazırladığı taslakların yarattığı karmaşa, Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN’ın taslaktaki 40 dolayındaki maddeyi silip atması, bakanlık önündeki eylemler, Başbakanın 2 Haziran 2004’te Sheraton Oteli’ndeki bir toplantıda “arkadaşlarımız güzel bir yasa hazırladılar, Meclis tatile girmeden inşallah bu yasayı çıkaracağız”  demesi  gibi  gelişmeler kitleyi büyük bir beklenti ve sıkıntı içine soktu. Bu ortamda Faruk Bey bilinen inatçı ve kararlı mücadelesiyle yasanın güncelleşmesi için büyük mücadele verdi.

İNCEDEN BİR İNCELİK

Sözünü ettiğimiz bu yemekli toplantıya  Başbakan dışında yedi bakan ve 700 davetli eşleriyle katılmışlardı. Toplantı sırasında Prof. Dr. Necate Baykoç DÖNMEZ’in hazırladığı “ENGELLİLER İÇİN YAŞAM MERKEZİ PROJESİ” nin tanıtımı da yapılacaktı. Faruk Bey’le birlikte biz de davetliydik. MEB Özel Eğitim eski Genel Müdürü Birdal ÖZBAYKAL ve Savunma eski Müsteşarı ve eşleri ile aynı masadaydık. Takdimleri Erkan TAN yapıyordu. Başbakan ve bakanların konuşmalarından sonra projenin sinevizyon ile tanıtımına geçildi. Bu arada genç kızlar projeye katkı amacıyla masaları dolaşarak kırmızı güller satıyorlardı. 10 lira olan ve rakamlar etiketlenmiş bu güllerden Faruk Bey hepimize birer tane aldı. Biraz sonra çekiliş başladı. Erkan TAN, elindeki torbadan rakamları çekiyor ve salona anons ediyordu. Kimine televizyon, kimine bilgisayar çıkıyor, kucaklarına aldıkları hediyeleri masalarına götürüp, sevinçle alkışlıyorlardı. Sıra son ve en değerli çekilişe geldi. O ana kadar Erkan TAN, hemen karşısında olmamıza ve Faruk Bey’le dostluğuna karşın  bizim masayı görmezden gelmiş, gözlerini ve ilgisini Başbakan’ın çevresinden ayıramamıştı. Birden torbadan çektiği rakamı okudu. 16 diye bağırdı. Faruk Bey’in elindeki güle etiketlenmiş rakamdı bu..Koşarak masamıza geldi. Bileziği getirdi. Faruk Bey büyük bir nezaketle teşekkür etti ve bileziği projeye katkısı olması amacıyla iade etti. Bütün gözler  takdirle bu  inceliğe yönelmişti ve salon alkıştan inliyordu.

Faruk Bey’i anlatmak belki de yazmaktan daha kolay. O, hep ”Abi biliyorum sen yazmayı seviyorsun, seninle bir hafta bir yere kapanalım şu yaşadıklarımızı bir kağıda dökelim “ derdi. Olmadı.

Bu yazdıklarımla O’nun çok hızlı yaşamından bazı kesitler sunmaya çalıştım. Bazı bilinmeyen taraflarını ortaya çıkarmak, sizlerle paylaşmak istedim.

Değerli ve güzel bir insandı. Hiç mi hatası, zaafları yoktu ? Kuşkusuz hayır..Doğaldır, bir insan olarak eleştirilecek tarafları da vardı. Çeyrek asra yakın beraberliğimizde tartıştığımız, ters düştüğümüz, birbirimize kızdığımız zamanlar da oldu. Ama ben bunları değil; O’nun bilinmeyen çabalarını, başarılarını ve güzelliklerini yazmayı, sizlerle paylaşmayı daha doğru buldum. Bu yönleri unutulmasın, belleklerimizde yer edecek fotoğrafı böyle oluşsun istedim.

Sadece engelliler için değil, tüm toplum için yaptıkları unutulmayacak.

Nur içinde yatsın, mekanı cennet olsun.

04.03.2014

Değerlendir (Henüz oy almamış)