Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Mehmet Kızıltaş

mkiziltas@yasadikca.com

Bu Ne Adi(lik!)

Anne ve babamın altı çocuğundan biri olarak 1974 yılında Gaziantep’te dünyaya geldim. Evin 5 numaralı erkek çocuğuyum. Doğum anında ve doğum sonrası her hangi bir durumla karşılaşmadığım için sağlıklı ve nur topu gibi bir çocuk olarak dünyaya gelmişim. Annem ve rahmetli babamın anlattıklarına göre çok sevilen ve parmakla gösterilen tombul yanaklı bir bebekmişim. 1 - 1,5 yaşını doldurduğumda her ne olduysa birden bire yüksek ateş ve yakalandığım çocuk felci mikrobu ile polio sekeli olmuştum. İlk sıralar beni hastane hastane kucakta taşıyan annem ve babam çocuk felcine yakalandığımı duyduklarında çok üzülseler de ellerinden gelecek hiçbir şeyin olmayacağını doktorların verdiği cevaplardan anlamışlardı. Buna rağmen anne yüreği ile annem hep, “Bir gün yürüyecek, yürümen için de ne gerekiyorsa yapacağım” derdi. Sıkıntısını ve üzüntüsünü belli etmese de sözcüklerinden belli oluyordu.

Gel zaman git zaman ailemin umuda yolculuğu televizyonda izlediği birçok doktora götürüp ciddi paralar harcayarak çare aramaları da umutsuzlukla sonuçlandı. 3-4 kez yıllar süren ciddi ameliyatlar geçirdim. Bugün iyi ki o ameliyatları olmuşum diyorum. Çünkü, eğer ailem pes etmeden konunun üzerine ısrarla duyarlı bir biçimde gitmeselerdi ve benim için girişimlerde bulunmasalardı sanırım üçgen şeklinde bir bacağım olacaktı. Ancak geçirdiğim başarılı seri ameliyatlarla bu durum ortadan kalktı ve fiziki görünümümü ve yaşam kalitemi ciddi anlamda etkileyecek olumsuz bir durum da ortadan kaldırılmıştı. Bu yüzden hep onlara teşekkür ve dua ederim. İyi ki hayatımda varsınız sevgili anne ve babacığım…

Ortopedik engelli olarak çocuk felci mikrobu sol bacağıma kalıcı zarar vermişti. Sol bacağımın diz kapağı tutmadığı için destek almadan yürüyemiyordum. Çocukluk yıllarımda pek bu durumun farkında değildim. Ya tutmayan diz kapağıma elimle destek olarak ya da zıplayarak hareket ediyordum.

İlkokul’a annem ve babamın sırtında gidip geliyordum. Bazen de zıplayarak. O yıllarda günümüzde kullanılan koltuk değnekleri ne yazık ki yoktu.

Babam bir gün “Artık okula zıplamadan ve kimsenin sırtında değil kendi başına yürüyerek gideceksin” demişti. Benim için elinde incecik kavak ağacından yaptırdığı koltuk değneğini vardı. Şaşkın, mutlu ve bir an önce denemek istiyordum o ilk koltuk değneğimi. O an ağlamak, babama sarılmak istiyordum çünkü ben de özgürce yürüyecek ve ilk adımlarımı atacaktım.

Babam döşeme yaptırdığı koltuk altlı koltuk değneğimin altını ise benim kaymamam için yuvarlak şeklinde sağlam bir araba lastiği çaktırmıştı. Ve koltuk değneğini alıp yürüdüğüm ilk adımlarımı, kendi başıma ilk özgür olduğum anı hiç unutamıyorum. Artık ben de arkadaşlarım gibi dilediğim gibi yürüyor ve koşabiliyordum. Bu öyle büyük bir mutluluktu ki anlatmaya kelimeler yetmezdi.

Çocukken ilk koltuk değneğimle yaşadığım mutluluk babamın bana hiç kırılmayan ve asla beni yolda zor durumda bırakmayan koltuk değneğinin yerini en modern yeni alüminyumdan üretilen hiçbir koltuk değneği tutmadı.

Belki neden diyebilirsiniz? Şöyle ki;

Ülkemizde üretilen alüminyum koltuk değneklerinin alüminyum kalınlığı ve kalitesi ne yazık ki standartların çok çok altında. Ayrıca üretilen koltuk değnekleri 50 - 60 kilogram olanları taşısa da uzatma kısmı aniden yolda aşırı yüklenmede kırılıyor. Bu durumu çok yaşadım ve yolda kaldığım zamanlar bile oldu.

Ve halen ülkemizde üretilen koltuk değnekleri dünya standartlarına uygun olarak üretilmiyor. Koltuk değneğini tek ya da çift olarak sürekli kullananlara uygun dayanıklı ve sağlam lastikli olarak da üretilmiyor.  Çünkü üreticiler sürekli kullanan kişiler potansiyel tüketici olarak görmüyor.  Ani yaralanmalar ve kırıklar vb. gibi sonradan geçici kullananlar üreticiler için sürekli talep doğuran ve sürümden kazanmak için en karlı müşteri olarak gördükleri için. Geçici kullanıcılar tek değil çift kullandıkları için kırılma ya da kaliteyi sorgulamadan ihtiyaçları bittiğinde bir köşeye atıyorlar ya da ihtiyaç sahibi birine hediye ediyorlar.

Sürekli kullanıcılar için koltuk değneğinin alüminyum kalınlığı, kalitesi, koltuk altı plastiğinin dayanıklılığı ve anatomikliği, kaç kiloya kadar taşıdığı, kişinin boyuna göre değişik uzunluktaki çeşitliliği, yükseklik ayarlanabilirliği, alt lastiği ve lastiğin ilk adımda yırtılmadan ıslak ve granit vb. gibi zeminlerde kaymaması en önemli ve en can alıcı olmazsa olmazlarından. Tüm bu saydıklarım yaşanan problemler kanedyen değnekler içinde geçerli olduğunu unutmadan hatırlatmak istiyorum.

Tüm bunları önemserken başımdan geçen bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sürekli kullandığım koltuk değneğinin sağlamlığı ve dayanıklığı benim için çok önemli olduğundan  mecburen pahalı da olsa İspanyol bir firmanın ürününü satın alıyordum. Bu koltuk değneğinin ortalama ömrü 4-5 ay sürüyordu. Tek koltuk değneği kullandığım için de belirli bir süre sonra esniyor ve birden bire çatır diye ortadan kırılıyordu. Bir gün İstanbul Fındıkzade’de ki sürekli koltuk değneği aldığım medikal’cim Ankara’da yerli bir firmanın ürettiği koltuk değneğinin geldiğini ve hem ucuz hem de daha dayanıklı olacağını söyleyince çok sevindim. Kendimi heyecanla denemek ve satın almak için mağazada buldum.

Büyük bir sevinçle artık ithal, kaliteli alüminyum koltuk değneği kalmadığı zaman nasıl bulacağım korkusu ve endişesini bundan böyle yaşamayacağımı ve düzenli temin edeceğimi düşündüm. Bu arada medikal’cim yeni koltuk değneğini denemem için poşeti açtı ve bana verdi. Ayağa kalkıp yeni koltuk değneğini sol koltuk altıma yerleştirip 2-3 adım attım ki ne atayım… koltuk değneği sanki kırılacak gibi yay gibi esnemeye başladı ve daha da ilginci yamularak L harfine döndü... Öyle adi öyle kötü ve et kalınlığı ince alüminyum kullanmış ki... çatır çatır koltuk değneğinin altında ki alüminyum uçlarını  birleştiren alt plastiğin zımbaları yerinden çıktı ve plastik çatladı. Ayrıca koltuk altı plastiği anatomik değil ve rahatsız ediyordu. O an medical’cim ve ben büyük bir hayal kırıklığı içinde ve şoktaydık.

Medikal’cim ilk solukta  Ankara'daki üretici yerli firmayı arayıp durumu anlattı.

Firmanın bu durum karşısında müşteri memnuniyeti içinde, ürününün kalitesini arttırması ve benzer durumu diğer müşterilerin yaşamaması için dikkate alacağını düşünürken asıl ikinci şok telefonda yaşandı. Üretici firma medikal’cime ne demişti biliyor musunuz?

"Benim malımı o engelli kullanmasın" yani ben. Peki bu kadar kalitesiz ve adi malı kimin için üretmiş? Karıncalara mı? Fillere mi? Geçici kullananlara mı? Kime? Medikal’cim şaşkınlık ve büyük bir üzüntü ile söyleyecek söz bulamadığını ve bu ürünü geri iade edeceğini belirtmişti.

Ankaralı firma sürekli koltuk değneği kullanıcıları için değil de geçici sakatlanma, kırık veya benzer durumları yaşayanlar için mi üretmiş? Peki bu ürün geçici de olsa kullanıcıların hepsi için ciddi tehlike arz etmiyor mu?

Peki bu kimin umurunda? Üreticinin olmayabilir ama bizim çok çok çok umurumuzda. Çünkü sağlığımız ve canımız söz konusu olduğu için.

Neden Amerika, İngiltere ve Almanya'daki gibi Türkiye'de de medikal ve koltuk değneği standartları yükseltilmiyor? Ya da uluslararası standartlar çerçevesinde denetlenmiyor soruyorum yetkililere? Neden titanyum üretim yok? Neden yüksek kiloları taşıyacak dayanıklı koltuk değnekleri yok? Neden kaymayan dayanıklı koltuk değneği alt lastiği yok?

Yerli koltuk değneklerinin hepsi kalitesiz ve tehlikeli. Yürürken aniden kırılması ile hayati riskler taşıyor. Düşüp yaranabilir veya ölebiliriz. Ancak bu durum üreticilerin umurunda değil.

Tüm ilgili sivil toplum örgütlerine, yetkililere ve bakanlıklara diyorum ki, medikal, kanedyen ve koltuk değneği üreticileri için standart getirilip kaliteli ürün için gerekli düzenlemeler yapılmalı.

Yıllardır Amerikan, İngiliz, İspanyol eğer bulamazsam en son çare uzak doğudan ithal edilen koltuk değneğini kullanıyorum.

Keşke ülkemde titanyum özel sipariş koltuk değneği üretilse. Hızlı tüketim ve ticari kaygılarla sektörün kaliteyi arttırması imkansız şimdilik gözüküyor.

Amerika'da bir firma 1100 dolara titanyum kotluk değneği yapıyor. Ancak birebir ölçü aldıramadığım için ve ayarlamasız kaynaklı olduğu için almadım.

Ayrıca koltuk değneklerine ulaşamayan ya da koltuk değneği lastiklerinin kalitesizliği ile lastik bulamayan bir sürü engelli tanıyorum. Koltuk değneği ve koltuk değneği lastiğine ihtiyaç duyan binlerce engelli için adi koltuk değneği değil kaliteli koltuk değneği ve lastikler üretilmeli.

Başbakanın yerli otomobil üretecek babayiğit araması gibi bende titanyum ve dayanıklı alüminyumdan koltuk değneği üretecek babayiğit firma arıyorum. İlk müşterisi de ben ve benim gibi kullanıcılar olacak. İşte alıcı, işte pazar. Babayiğitimizi bekliyoruz.

Sadık yarim, beni her yere koşulsuz ve karşılıksız götüren, şikayet etmeyen ve asla yanı başımdan ayrılmayan benim en önemli aksesuarım koltuk değneğimdir.  

Hiçbir koltuk değneği babamın bana ilk adımlarımı atmamı sağlayan koltuk değneğinin kalitesine, güvenine ve korkusuzluğuna sahip değil. (Mekanın cennet olsun babacım.)

Kaliteli yaşamın hepimizi kucaklayacağı yarınlara…

 

23.04.13

Değerlendir (7 oy, ortalama 5.00 yıldız)