Bugün 59 Yaşında Olacaktı

 

Tam sekiz yıl önce bugün aramızdan ayrılmıştı. Yine böyle bir Cuma günü öğleden sonra Kızılay Soysal Han’daki Konfederasyon merkezimize geldiğinde; “nerede kaldın, bizi merakta bıraktın“ diye sormam üzerine , “Abi, Hacı bayram Camiinden geliyorum, Cuma namazı sırasında kapı önünde SAKATA YARDIM, SAKATA YARDIM  diyerek yardım topladım bak“ dedikten sonra cebinden çıkardığı madeni paraları masanın üzerine bırakıvermişti.

 

Şakalaşmayı, espriyi seviyor, kendisiyle bile dalga geçmeyi biliyordu. Bütün zorluklara karşın tam 130 sayı çıkarmayı başardığı YAŞAMA SEVİNCİ Dergisi’nin bir sayısındaki başyazısında “BİZ TÜRKİYE’NİN ZENCİLERİYİZ” diyerek toplumun engellilere bakışını eleştiriyor, temsil ettiği büyük kitleye ayrımcılık yapıldığını nokta atışıyla vurguluyordu.

 

Ahmet Faruk ÖZTİMUR’dan söz ediyorum. Yirmi yılı aşkın bir süre birlikte olduğum, engelli camiasının sorunlarını çözebilmek için çırpınan Faruk Bey’den.

 

İnançlı, inatçı ve kararlı bir kişiliği vardı., Faruk Bey, insan ilişkileri güçlü, ikna yeteneği yüksek, çok çabuk karar verebilen ve tuttuğunu koparan bir kişiliğe sahipti. O’nun engelliler toplumuna kazandırdıkları, yaptığı hizmetler ve başarılarında, başta cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, siyasi liderler, komutanlar, valiler, bürokratlar ve yabancı yetkililerle kurduğu dostluk ve ilişkiler, birçok sorunun aşılmasında, birçok düşünce ve çalışmanın gerçekleştirilmesinde yardımcı oldu

 

Sabahın çok erken saatlerinde Diyarbakır’dan Faruk ÖZMEZ arıyordu. Nasıl öğrenmiş, kimden duymuştu bilmiyorum, “ Ağabey Faruk Bey’i kaybettik “ diyordu ağlayarak. Bu hiç beklemediğim habere inanamadım, adeta şok oldum. Telefonla son görüşmemizdeki sesi kulaklarımda çınlamaya başladı. TBMM Başkan Vekili Sadık YAKUT’un yanından arıyordu. “Gelip alayım seni” dedim. “Hemen Antalya’ya döneceğim Abi, beş on gün sonra tekrar geleceğim, o zaman beraber oluruz” dedi. Nasip olmadı. Genellikle geceleri arıyor, uzun uzun konuşup sohbet ediyorduk 10 Şubat Cuma günü aradığında;  Kıbrıs’ta sevenlerinin Mustafa ÇELİK’i anma günü düzenlediklerini, O’nu sevdiği şarkılarla anacaklarını anlatmış, “ne güzel bir vefa duygusu, bizde böyle şeyler olmuyor” diye eklemişti.

 

1991 yılında bir toplantıda tanışmıştık O’nunla. Heyecanlı, atak ve bilgili bir gençti. Koltuk değneklerine karşın yürürken adeta koşturuyordu. O sıra Büyükçekmece’de Hürbakış adlı günlük bir gazete çıkarıyordu. Sözünü esirgemeyen, tuttuğunu koparan bir yapısı vardı. Bu özellikleriyle engelliler camiası için yararlı olabileceğini düşündüm. Mensubu olduğu ortopedik engellilerle ilgili örgütlenme içinde çok istediği halde görev alamamış, arkadaşları bu özelliklerini değerlendirememişlerdi. Ben o zaman Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Teşkilatlandırma Sekreteriydim. Başkanımız Prof. Dr. Turgut GÖKSOY, gelecek dönemde görev almayacağını belirtmişti. Faruk Bey’i başkanı olduğum Karabük Zihinsel Engelliler Derneğine üye yaptık, ardından üst kurul üyeliğine seçtik. Rotamız belli olmuştu. 1993 yılı sona ererken yaptığımız genel kurulda konfederasyon başkanlığına seçildi. Bu tarihten 2007 yılına kadar yürüttüğü bu görevi sırasında hep birlikteydik. O bir yandan YAŞAMA SEVİNCİ Dergisini çıkarıyor, bir yandan da TRT’de tam 330 hafta devam eden HER ŞEYE RAĞMEN ve bunun yanında TRT GAP TV’de ÇOK ÖZEL HAT  programlarını sürdürüyordu. Zihinsel Özürlüler Federasyonu Genel Başkanlığı ile emekli olduğu 2006 yılına kadar üstlendiği Başbakanlık Müşavirliği, sahip olduğu insanüstü güç ve çabanın yanı sıra yararlı olmak konusundaki inadının ve mücadele azminin şaşırtıcı göstergeleriydi. Çok başarılı oldu, sadece engelliler camiası için değil, tüm toplum adına çok faydalı ve güzel işler başardı.

 

Bugün senden ayrılalı tam sekiz yıl oldu Sevgili Faruk Bey. Arkadaşların, dostların ve çok sevdiğin engelliler toplumu çeşitli vesilelerle seni anıyor, seni ve yaptıklarını unutmadı, unutmayacak. Kabrin huzur ve nurlarla dolsun, mekanın cennet olsun.

 

17.04.2020