Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Fikret Gökçe

fikretgokce_06@hotmail.com

Bugün Dünya Engelliler Günü

Fikret Gökçe

Birleşmiş Milletlerin aldığı bir kararla 1981 yılı Dünya Özürlüler Yılı ilan edilmiş ve Sakatlar Haftası olarak kabul edilen 10-16 Mayıs günlerinde  bütün üye ülkelerde çeşitli çalışma ve etkinliklerin gerçekleştirilmesi karara bağlanmıştır. Ayrıca üye ülkelerin 10 yıl içinde engellilerle ilgili yapacakları çalışmaların 1992 yılında toplanacak genel kurulda değerlendirilmesi benimsenmiştir. Bu genel kurula ülkemizi temsilen, yapılan çalışmaları anlatmak üzere dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet MOĞULTAY katılmıştır.

1992 yılındaki bu toplantıda Birleşmiş Milletler, 3 Aralık gününü DÜNYA ÖZÜRLÜLER GÜNÜ olarak kabul etmiştir.

Ülkemizde de hem Sakatlar Haftası, hem de Dünya Özürlüler Günü, 1981 yılından beri çeşitli etkinliklere sahne olmaktadır.

Engelli yurttaşlarımızın topluma kazandırılması, onların kimseye muhtaç olmadan bağımsız yaşayabilmesi ve üretken kişiler olabilmesi için 1980’li yıllardan bu yana önemli çalışmalar yapılmaktadır. Çok zor koşullar içinde bulunan bu vatandaşlarımızın yaşamlarını kolaylaştırmak amacıyla merkezi ve yerel yönetimler ile ilgili sivil toplum kuruluşları çeşitli önlemler almakta, eğitim, istihdam, ulaşım, iletişim gibi sosyo-ekonomik ve kültürel sorunlarına çözümler aramaktadır.

2005 yılında sonuçlanan araştırmaya göre 8 milyon 431 bin oldukları bilinen bu yurttaşlarımız için merkezi ve yerel yönetimlerin yaptıklarının yanı sıra, toplumsal bir bilinç ve duyarlılıkla herkese de sorumluluk ve görev düşmektedir.

Engelli yurttaşlarımızın sorunlarının başında iş ve aş gelmektedir. Geçen yıl 16 Aralık’ta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma ŞAHİN, “2012 yılında 20 bin engelliyi işe yerleştireceğiz” açıklamasını yaptığında toplumda büyük bir heyecan yaratmıştı. 29 Nisan’da yapılan sınavlar sonucunda ancak yaklaşık 3 bin 500 engellimiz bu şansı yakalayabildi. Sayın Bakan geçenlerde yaptığı yeni bir açıklamada bu kez; “ 23 bin açık kadromuz var. 2013 yılında bu kadroyu hızlı bir şekilde dolduracağız” diyor. Umutlarımızı yitirmedik, dileriz Sayın Bakanın 2013 için verdiği söz bu defa gerçekleşir.

Bir diğer sorun da eğitimde düğümlenmektedir. Özel eğitimden 220 bin dolayında engelli çocuğumuz yararlanmaktadır. 18 Mayıs 2012 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelik değişikliğiyle bu çocuklarımızın eğitimiyle ilgili yeni bir sorun karşımıza çıkmış, 4+4+4 eğitim yapılanması ile İş Eğitim Merkezleri, İş Uygulama Merkezi’ne dönüştürülmüş ve son kademe okulu olarak 23 yaş sınırı getirilmiştir. Bu değişiklikle 23 yaş üstü zihinsel engelliler yaygın eğitim kapsamına alınarak Halk Eğitim Merkezlerinin açacağı kurslarla eğitime devam edebilirler denilmiştir. Halk Eğitim Merkezlerinin bu konuda yeterli ve başarılı olabileceği kuşkuludur. Oysa eğitim, yaşam boyu süren bir olgu değil midir ?

Bilindiği gibi; 01 Temmuz 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5378 sayılı Kanun’un geçici 2 ve 3. maddeleri, her türlü kamusal alanla umuma açık hizmet veren her türlü yapılar ve belediyelerce sunulan toplu taşıma hizmetlerinin engellilerin erişilebilirliğine uygun hale getirilmesi için 7 yıllık bir süre tanımıştı. Bu konuda ilgili ve sorumlu kuruluşların gereken düzenlemeleri yapmaması nedeniyle sürenin dolmasına iki gün kala, 28 Haziran 2012’de yapılan bir kanun değişikliğiyle bu süre iki yıl daha uzatıldı ve cezai müeyyide getirildi. Oysa hem 1997 yılında yürürlüğe giren 572 sayılı KHK’ de, hem de 1998 yılında yapılan değişiklikle 3194 sayılı İmar Kanunu’nda bu konuda benzer hükümler bulunuyordu ama fiziksel çevrenin yaşanabilir kılınması için gerekenler yapılmamıştı. Bakalım, bu sürenin sonunda bu düzenlemelerin gereği yerine getirilecek mi? Ülkemizin engelliler, çağdaşlık ve insan hakları karnesindeki kırık notlar iyileştirilecek mi ?

Engellilerimizin toplumla bütünleşmesinde, sosyalleşmesinde. sporun ve sanatın çok büyük önemi vardır. Geçmişte benim de kurucu ve yönetici olarak görev yaptığım engelli spor federasyonlarının yukarıda değindiğimiz sorunlarla adeta boğuşmakta olan engellilerimizi, sokaklardan spor sahalarına çekmesi, daha çok sayıda engelli gencimize forma giydirerek, yarışmanın ve kazanmanın heyecanını yaşatması ve BEN DE BAŞARABİLİRİM diyerek özgüvenlerini geliştirmelerine yardımcı olması gerekmektedir.

Bir başka önemli sorun da; engelli bireyi olan ailelerin ve özellikle annelerin gelecekle ilgili büyük kaygılar içinde olmasıdır. Onların BEN ÖLÜNCE O’NA KİM BAKACAK ? şeklindeki çığlıklarına bir insan olarak, bir yurttaş olarak hepimiz yanıt bulmak zorundayız.

03.12.12

Değerlendir (1 oy, ortalama 5.00 yıldız)