Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Fikret Gökçe

fikretgokce_06@hotmail.com

Bugün Seninle Konuşacağım…

Fikret Gökçe

Başbakan Bülent ECEVİT kürsüye çıktı ve “ az önce sizlere hitap eden Faruk ÖZTİMUR hepimize bir insanlık dersi verdi” diyerek konuşmasına başladı. 2001 yılında, 3 Aralık Dünya Özürlüler günü nedeniyle bütün illerden gelen 500 dolayındaki arkadaşımızla TBMM toplantı salonundaydık ve Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin yöneticileri engelliler konusundaki görüşlerini anlatıyorlardı. O yıllarda 3 Aralık  ve 10-16 Mayıs tarihlerinde  önemli etkinlikler yapılıyor, Cumhurbaşkanlarımız Çankaya Köşkünde yüksek katılımlı resepsiyonlar veriyor, böylece engellilerin sorunları devletin en üst katlarında önemseniyor, basının ve kamuoyunun dikkatleri engelliler üzerinde odaklanıyordu. 90’lı yıllardan başlayarak düzenlenen panel ve çalıştaylarla yasal düzenlemelerin alt yapısı hazırlanıyor, bütün yurtta hızla yürütülen örgütlenmenin oluşturduğu birlik ve bütünlük, engellilerin bir demokratik baskı unsuru olarak toplumsal  güç ve etkisini artırıyordu.

Yapılan bütün çalışmalarda senin yılmaz iraden ve azmin, pratik zekan, geniş vizyonun ve inatçılığın her zorluğu yeniyor, insanüstü bir çabayla her yere yetişiyor, her zorluğu aşıyordun. Engellilerin sağlık, sosyal, kültürel, eğitsel ve sportif alanlarda yaşadıkları tüm sorunlara çareler arıyor, arkadaşlarınla birlikte yaptığın çalışmalar sonucunda ard arda yaşama geçen yasalar, tüzükler, yönetmelikler, çözüm getiriyordu. Genç yaşına rağmen, büyük makam sahipleriyle her ortamda buluşuyor, ülke ve dünya  sorunları dahil, her konuda onlarla tartışıyor, yaptığın espiri ve şakalarla da ilgilerini üzerine çekiyordun. İstenmeyen bir gelişme olduğunda “SAKATA GELDİK” deyişin, gergin ortamlarda bile havayı yumuşatmaya yetiyordu.  Girdiğin her toplumda tanıdık-tanımadık herkesle hemen sıcak bir ilişki yaratıyor, senin şahsında bu insanların engelli toplumuna bakışı değişiyor, gelişiyordu. Çevren çok genişti. Siyasiler, basın mensupları, sanatçılar, askerler, iş insanları ve bürokratlar arasında çok sayıda dostların vardı. Afrika’dan, Avustralya’ya, Amerika’dan Japonya’ya kadar görmediğin ülke kalmamıştı. Oralarda da çok dostların vardı. Onlara ülkemizi ve engellilerimizi anlatıyor, o ülkelerde gördüklerini  ülkemize taşıyordun. Yabancı dil bilmediğin halde, Türkiye Delegesi olarak 10-11 Kasım 2003’de Brüksel’de Avrupa Biriliği Parlamentosu’nda  “van münit” demeden yaptığın İngilizce konuşma alkışlanmış ve sunduğun iki öneri kabul edilmişti. Böylece,  AB bünyesinde engellilere yönelik tüm toplantılara aday ülkelerin de asil üye olarak katılmaları ve AB’nin engellilere yönelik fonlarından aday ülkelerin de yararlanması senin sayende gerçekleşmişti.

Sevgili Kardeşim, yukarıda değindiğim, yaşamın bütün zorluklarına rağmen espri ve şaka yapmayı, kendinle dalga geçmeyi çok seviyordun. Teknolojiye de çok meraklıydın. Araba kullanmak en büyük zevklerinden biriydi. Seni tanıdığım yıllarda  en gelişmiş telsizlerden biri elindeydi. “Mavi ördek, mavi ördek” anonsuna dünyanın bir ucundan yanıt gelmesi seni mutlu ediyordu. Sonraları nereden buldun bilmiyorum, eline geçirdiğin bir polis telsiziyle bütün olaylardan anında haberdar olur, bazen devreye girer, “8644, 8644 malum araç şu anda malum yerde” der, “nerede” sorusu geldiğinde; “tam senin arkanda” deyip mandalı kapatıvermekten büyük zevk alırdın.

Konfederasyonda Cuma gününe rastlayan toplantılarda cebindeki metal paraları masa üstüne koyar,”bunları bugün Hacıbayram Camiinde sakata yardım, sakata yardım” diyerek topladım der, hepimizi güldürürdün.

10 Haziran 1988’ de yayınlamaya başladığın, Büyükçekmece. Silivri ve Çatalca’nın sesi HÜRBAKIŞ Gazetesi, senin en büyük hobilerinden biriydi. Tarafsızlığın ve ilkelerin yüzünden belediye ile başın hep dertteydi. Bir gün manşetten verdiğin “BELEDİYE ARTIK ÇOK OLDU” haberindeki çok’un ç’si yerine baskıda yanlışlıkla  b  harfinin yer alması seni bayağı sıkıntıya sokmuştu.

Sonraları dergiciliğe merak sardın. Tam 120 sayı çıkardığın YAŞAMA SEVİNCİ adlı dergi büyük özveriyle hazırlanıyor ve engellilerin sesi oluyordu. Benimde yazı kurulunda yer aldığım bu dergi de Rahmetli Seyhan BAYDU, Alev YORGANCI ve Filiz TARAKÇI senin can yoldaşların, en büyük destekçilerindi. Dava adamıydın. İnatçılığın gibi, inançlı ve  kararlılığın ile yurtseverliğin üstün meziyetlerindi. O yıllarda Alman Yeşiller Partisi Milletvekili Claudia ROTH, sık sık ülkemize, özellikle Diyarbakır’a geliyor ve kışkırtıcı  faaliyetlerde bulunuyordu. Buna da sessiz kalmadın. Derginin 82. Sayısında; “ Türkiye’de insan hakları olduğunu iddia ederek bir müstemleke komiseri gibi hareket eden ROTH, birliğimizi bozmaya çalışıyor ve AB Parlamentosu’nda ülkemiz aleyhinde kampanyalar yürütüyor” diyerek tepki gösterdin. Bir de Başbakan Tansu ÇİLLER’in Yönetim Kurulumuzu aylarca kabul etmemesi üzerine derginin 50. sayısında “ÖZÜRLÜLERİN ÜVEY ANNESİ” başlığıyla kapaktan fotoğrafını yayınlaman sonucu 10-15 gün sonra huzura çağrılmamız, senin kararlılığının bir neticesiydi.

Yorulmak nedir bilmezdin. Önceleri kullandığın koltuk değneklerine rağmen sana yetişmekte güçlük çekerdik. Son yıllarda bağımlı olduğun tekerlekli sandalyen senin hızını hiç kesmedi. Hatırlıyor musun, Kilis’te arnavut kaldırımlı bir sokakta seni sandalyenden düşürmüştüm. Yerden kaldırmaya çalışırken üzüntümü görüp, yanağımı okşamış ve sıcak sözlerle beni teselli etmiştin.

Ya televizyonculuğun ? Tam 331 program yaptın bıkmadan, usanmadan TRT ekranlarında…HERŞEYE RAĞMEN ve ÇOK ÖZEL HAT adlı bu programlarla engellilerin sorunlarıyla çözümlerini anlattın, kamuoyu oluşturdun.

Annenin, Babanın kardeşlerinin, çocuklarının ve bütün ailenin göz bebekleri, en çok sevdikleri sendin. Bizler gibi başka sevenlerin de çoktu. Seni çekemeyenler, kıskananlar da oldu. Yüreğin büyüktü. Kimseye küsmedin.

Zamansız ve erken ayrıldın aramızdan be kardeşim. İki yıl sonra bugün yine seninle birlikteyiz. Senin kurduğun Şişli Bedensel Engelliler Derneği’ndeki zihinsel engelli çocukların, Anne ve Babanla birlikte bugün ellerinde karanfillerle kabrinin başında sana dualar okuyacaklar, helva dağıtacaklar. Dualarımız kabul olsun…

Nur içinde yat, mekanın cennet olsun.

18.04.2014

Değerlendir (Henüz oy almamış)