Cinsel İstismarda Ensest ve Çocuk

Cinsel istismarın tarih boyunca toplumun her kesiminde görülen yaygın bir toplumsal sorun olduğundan şüphe yoktur.  Çocuk cinsel istismarı farklı şekillerde karşımıza çıkabilmekte olduğunu bilmekteyiz. Çocuk cinsel istismarcısı kimi zaman baba, kimi zaman abi, kimi zaman amca, dayı gibi bir akraba olabilirken kimi zamanda çocukla kan bağı bulunmayan kişilerden ama çoğunlukla çocuğun uzak ya da yakından tanıdığı bir kişi olduğundan daha önceki yazılarımızda bahsetmiştik.


İstismarın sonuçları çocuk, aile ve toplum yapısı, istismarın tekrarı ve sayısı gibi farklı etkenlere göre şekillenebilmektedir. İstismarcı çocuğun ne kadar yakını olursa olay daha karmaşık hale gelebilmektedir. Genel olarak çocukla kan bağı olan ya da çocuğa bakmakla yükümlü olan bireylerin çocuğa yönelik cinsel davranışları olarak tanımlanabilen ensest farklı dinamikleri içerisinde barındırdığı için oldukça zor deşifre edilen ve toplum ve aile üyeleri tarafından kabul edilmesi zor bir olaydır. Ensest ile ilgili diğer bir gerçek ise diğer istismar türlerinden daha fazla gizlendiği ve açığa çıkarılmasının çok güç olduğudur.


Türkiye’de en sık görülen ensest şeklinin baba-kız ensesti olduğu belirtilmektedir. Yapılan bazı araştırmalar toplum genelinde ensest oranının %4 civarında olduğunu belirtmektedir. Ancak bizim yaptığımız bir çalışmada ki bu çalışma mahkemeye yansımış dava dosyalarından oluşmaktaydı, ensest oranının cinsel istismar içerisinde %10 civarında olduğunu belirlenmişti. Çocuk cinsel istismarının yalnızca %10-15’inin mahkemeye yansıdığı düşünüldüğünde kesin olmakla birlikte bu oranın daha yüksek olduğu tahmin edilebilir.


Çağlar boyunca ensest, toplumların farklı bakış açıları, gereklilikleri, dini inanışlar gibi faktörlerden etkilenmiştir. Örneğin; Eski Mısır, Japonya, Peru gibi toplumlarda ensest varlığının olduğu bilinmektedir. Ancak bu ensest ilişkilerin bazı sınırlılıkları da içerdiğinden söz etmek gereklidir. Örneğin; Eski Mısır’da anne ile evlenmek kesinlikle yasaktır, küçük kız kardeşi ile evlenmek de söz konusu değildir. Fakat büyük kız kardeş yani abla isterse erkek kardeşi ile evlenmesi o zamanın toplumu tarafından hoş görülmektedir. Yani bazı kaynaklarda yazıldığının aksine tam anlamıyla uygulanan bir ensest varlığından bahsetmek yanlış olur. Ensestin belli sınırlılıkları bulunmaktadır ancak ensest bu eski toplumların bir gerçeğidir.


Bizans İmparatorluğu’na ait incelemeler ensestin Bizans içerisinde de kendisine yaygın bir yer bulduğunu söylemektedir. Örneğin;  6. yüzyıl tarihçilerinden  Agathias  "Ensest fenomeni yaygındır ve pek çok erkek kız kardeşleriyle, en kötüsü anneleri oğullarıyla utanmaz ilişkilere sahiptir" ifadesi ile ensestin yaygınlığını gözler önüne sermektedir. Bizans dönemine ait en bilinen ensest ilişkinin İmparator Heraklius (610-641) ve 14 yaşındaki kız kardeşi Martina arasında gerçekleştiği, evlilik bağı ile bu ilişkinin çok uzun yıllar devam ettiği ve yasallaştırıldığı da yazılı kaynaklarda belirtilmektedir.


Elbette ki bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ancak unutulmaması gereken ensest ilişkilerin gerek din gerekse toplumsal kurallarda kesinlikle yasaklandığıdır.


Peki neden çocuklar çocukluk çağı ensestine maruz kalırlar? Bu sorunun pek çok cevabı bulunmaktadır. Öncelikle cinsel istismar için geçerli olan annenin olmaması, üvey baba varlığı, annenin görevlerini yerine getirememesi, pasif olması gibi nedenler ensest için de geçerlidir. Ensest genellikle aile içinde kalmakta, gizlenmektedir. Uzun süreli ensestlerde ailede ki diğer çocuklarında kurban olduğu yani birinci çocuk enseste maruz kaldıktan sonra diğer çocukların da sıra ile bu olayla karşılaştıkları bilinmektedir. Ensest ne kadar gizli kalırsa ailede ki diğer çocuklar için risk oranı artmaktadır.


Ensest maruz bırakılan kız çocuklarının erken yaşta evlendirilme eğimi gösterildiğini de bilmekteyiz. Özellikle istismarcı baba ise kız çocuğunu belirli bir süre sonra evlendirmekte ve istismarı gizlemesi için baskı yapabilmektedir. Karşılaştığımız iki ensest vakasında da aynı eğiliminin gösterildiğini saptamıştık. İlk olayda baba kızını ergenliğin sonlarına doğru evlendirmiş ve olayı kimseye, eşine dahi anlatmaması için baskı yapmıştı. Ancak kız, eşinin bakire olmadığını fark ettiğinde gerçeği açıklamak zorunda kalmış ve babası için geriye dönük şikayette bulunmuştu.


İkinci istismar ise daha karmaşıktı. Yine istismarcı üç kız çocuk sahibi bir baba idi ve önce en büyük kızına daha sonra ikinci kızına istismar girişiminde bulunmuş ve ilk kızını yine evlendirme çabasına girişmişti. İkinci kız çocuğu kendisinin de aynı akıbetin beklediğini sezmiş ve babasının en küçük kız kardeşlerine böyle bir davranışta bulunmaması için babasını ihbar etmişti. Bu ikinci olayda acı olan ise annenin başından beri istismarları bildiği ancak ses çıkarmadığıydı.


Kadınların ekonomik nedenler, aşırı otoriter baba varlığı, olayın açıklanmasının toplumun gözünde oluşturacağı olumsuz imaj gibi nedenlerle istismarı gizleme eğiliminde bulunabildikleri bilinmektedir. Toplum tarafından istismarcının yanı sıra çocuk ve ailenin diğer üyelerinin cezalandırıldığı düşünüldüğünde ensest gerçeğinin ortaya çıkarılmasının ne derece güç olduğu sanırım daha net anlaşılabilir. Başından beri belirttiğimiz gibi ensest son derece karmaşık, farklı dinamikleri olan ancak asla ve asla gerçekleşmesi istenmeyen bir olaydır. En basit örnekle babanın kızına şehvetle bakması gibi bir gerçeklik olamaz. Olmamalıdır.


Çocuklarımızı cinsel istismardan ve istismarın en karmaşık türü olan ensestten korumak için öncelikle anneleri ve çocuklarımızı eğitmeliyiz. Yasa ve kanunların çocuk ve ailenin diğer üyeleri için en yüksek koruma imkanın sağlamak üzere düzenlemeliyiz. Hepsinden de önemlisi toplumumuzun cinsel istismara, mağdurlarına bakış açılarını olumlu yönde değiştirmeliyiz. Aksi takdirde tarih boyunca var olduğunu bildiğimiz ensest ve cinsel istismar bizden sonraki nesiller için de en önemli toplumsal sorunların başında gelmeye devam edecektir.


 

03.02.2018