Çünkü burası “BABAM” kokuyor

Geçtiğimiz Ekim ayında vizyona giren “Babam” filmi engelli sineması açısından baktığımızda tam anlamıyla olmasa da istediğimizi yakalayan filmler içinde yerini alabilecek bir iş olmuş.


Peki, “Babam” filmini diğerlerinden ayıran ne olmuş derseniz;


Bu zamana kadar yapılan pek çok işte “engelli” birey öne çıkartılır altı kırmızı kalemle çizilirdi. Ya da oyuncunun popülerliği filmin önüne geçerdi.  Yani izleyici engellinin yaşama dair yaşadıklarına değil engellinin sakatlığına odaklanır izlerdi filmi.


Onunda bir birey olduğu gerçeğinden uzaklaşırdı haliyle.


Yani özne sakatlık olurdu, yaşadıkları değil.


“Babam” filmi ise zihinsel engelli bir çocuğun hem ailesiyle, hem toplumla, hem de sonrasında yaşadıklarını, yaşayacaklarını sıkmadan kasmadan kendi doğallığında anlatabilmiş. Bir de ters çevirip ailelerin penceresinden açmış zorluklarını. Bunu yaparken annenin ve babanın ayrı ayrı üstlerinden geçmiş.


Baba-oğul ilişkisindeki baba figürünün önemini, babanın dünyasındaki reddedişi, nedenlerini baba-oğul olma yolunu birlikte nasıl bulduklarını kasmadan süslemeden yaşamın doğal seyri içinde vermeyi başarmış.


Zihinsel engelli çocuğa sahip ailelere bu çocukların da eğitilebilmesi söz konusudur mesajını da atlamadan vermiş.


Bu çocukların da tıpkı diğer çocuklar gibi sevgiye, ilgiye, güvene, anlaşılmaya ve birey olarak kabul edilmeye ihtiyaçları vardır-ı abartısız herkesin yaşamındakinden farksız bir söylem içinde anlatıp topu izleyiciye atmış.


İzlerken kah tebessüm ettirip, kah ağlatan ama ajitasyondan duygu sömürüsünden uzak bir anlatımın içine alarak derdini anlatmış.


Tüm bunları yaparken izleyici orada bir ailenin dramını, kayıplarını, hayat mücadelesini bir öğretmenin atanamamasını bir babanın eşini kaybettikten sonra ayakta duruş mücadelesini izlerken zihinsel engelli Arif’in de herkes gibiliğini ama sadece farklı olduğunu usul usul göze sokulmadan anlayabildi. Yani zihinsel engelli Arif değil, sadece Arif olarak bakarak.


Diğer filmlerde bu yok muydu elbette ki hepsi bir şeyler anlatmayı başardı ancak olmasını istediğimiz yerde değildi. Beğendiklerim olmakla beraber en azından benim izlediğim filmler arasında işte budura en yakın “Babam” filmi olmuş diyebilirim.


Tabi hala yolun başındayız eksikler çok ama her yapılan bir sonrakine ışık tutuyorsa yol alıyoruz demektir bu yolda.


Bu açıdan bakınca “Babam” filmini beğendim bu sebeple sanatsal ve teknik açılardan filmi değerlendirmeyi bir kenara bırakıyorum zira o minvalde doyurucu olduğunu söyleyemem elbette. Ancak dediğim gibi amaç toplumun engelli algısına atabileceği çizikler ise “Babam” filmi çıplak anlatım diliyle bunu başarmış bir film.


Sinema salonundaki izleyiciye neden geldiniz bu filme sorusunu sorduğunuzda, eğer sadece fragmandan etkilendim, konusu ilgimi çekti ve benzeri cevaplar veriyorsa, neden ağladığınız sorusuna da baba ve oğlun yaşadıklarına cevabını veriyorsa işte olmuşa en yakın iştir o.


Ben salonda genç izleyiciye bu soruları yönelttiğimde aldığım cevaplar bu ve buna yakındı.


Bugüne kadar eleştirdiğimiz noktalardan biri de neden engelli birey kendisini oynamıyor sorgusuydu. Bu konuda benim bildiğim kadarıyla “Yeni Dünya” dışında engellinin kendisi bir filmde oynamadı. Filmi izlerken ben de keşke zihinsel engelli bir genç Arif’i oynasaydı dedim. Bu konuda tam olarak çekince nedir bilemem ama “Babam” filmi son sahnede bir jest yaparak özel eğitim alan çocuklara ve ailelerine de yer vermiş.


Öte yandan sinema salonu işletmecileri filmi üst kat salonuna koyarak engellilere zorluk çıkartmayı seçmişler, nasılsa engelliler gelmez demişler muhtemelen ya da gelirse zihinsel engelli çocukların aileleri gelir demişler her halde. Nasılsa onlar yürüyor ne olacak ki mantığında. Asansör meselesine girmiyorum hiç. E gişesine şişesine öncelik verilecek işlerimiz var değil mi? AVM olsak ne olur cepler dolsun popülizm yaşasın dostlar pazarda gördü gerisi hikaye değil mi?


Özetle başrollerini başta usta oyuncu Çetin Tekindor olmak üzere, Melisa Şenolsun, Berker Güven, Erkan Kolçak Köstendil ile Cezmi Baskın’ın paylaştığı Nihat Durak’ın hem yönetmenliğini hem de senaryosunu Nail Pelivan’la birlikte yazdığı Babam filmi beni pek çok açıdan doyurmasa da engelli sineması adına anlatımı en iyi filmlerden biri olmuş.


29.10.2017

Twitter: @oyatekin

 

Not: Burada yazılan tüm yazılarım elektronik imza ve zaman damgası güvencesi altında yasal hakları korunmaktadır. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilmeksizin izin alınmadan kullanılamaz.