Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Okur Temsilciliği

okur@yasadikca.com

Dizilerde Sosyal Sorumluluk Bilinci ve Tehlikeleri

Okur Temsilciliği

Engelliler, çocuklar, yaşlılar ve kadınlar gibi dezavantajlı gruplara yönelik toplumsal değer yaratma adına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yeni bir çalışma başlattı. Bu çalışma, dizilerde doğrudan hedef kitleye ulaşarak farkındalık ve bilinç yaratmak adına sosyal sorumluluk projelerinin senaryo içinde işlenmesi. Bu girişim için gerçekten herkesi alkışlamak gerekir. Evet gerçekten alkışlamak gerekir gerekirde yayınlanacak sosyal sorumluluk projelerinin niteliği ve nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda denetimi kim yapacak? Ve olumsuz örnekler yayınlandıktan sonra yaşanacak olumsuz örneklerin seyircide oluşturacağı kalıcı izi kim silecek?

Burda bir dakika duralım ve soluklanalım. Çünkü konu hem çok hassas hem de ülkemizde suistimale ve farkındalık oluşturalım derken bir çuval incirin de berbat edilmesi apaçık ortada. Bu konuyu geniş olarak ele alan Oya Tekin’in “Dizilerde Sosyal Sorumluluk Bilinci ve Tehlikeleri” başlıklı yazısını Okur Temsilciliği’nde sizlerle paylaşıyoruz.

Bilindiği gibi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, dizilerde sosyal sorumluluk konularına yer verilmesi için harekete geçti. Aile Bakanı Fatma Şahin'in öncülüğünde senarist, yönetmen ve yapımcılarla düzenli toplantılar gerçekleştirilirken, her kesimin kaçırmadan takip ettiği TV dizilerinde kin, nefret içerikli söylemler yerine sosyal içerikli mesajların işlenmesi istendi. Yapımlarda Alo 183 şiddet hattı, eşi vefat eden kadınlara yardım, engelliler gibi duyarlılık çalışmalarının işlenmesine yönelik ortak çalışma başlatıldı.

Bakanlık bu ayarı vermeden önce de diziler zaman zaman sosyal sorumluluk projelerine belli oranlarda bölüm aralarına sıkıştırıyorlardı.

Doğrusunu isterseniz dizilerde bölüm aralarına bu tür konuların sıkıştırılmasını doğru buluyorum ancak doğru anlatılıp, doğru mesaj verildiği sürece.

Yani laf olsun torba dolsun, dostlar beni pazarda görsün hesabı içinde yer verilecekse hiç verilmesin zira anlatılmak istenenden uzaklaşıp yarar yerine zarar veriliyor zaten toplumda yeterince anlaşılmayan, sıkıntılı olan bu konular daha da içinden çıkılmayacak yerlere gidiyor.

Bunu iki dizi üzerinden örnekleyerek gitmek istiyorum.

Birisi FOX TV’de yayınlanan Lale Devri dizisi diğeri ise ATV ekranlarında yayınlanan Krem dizisi.

Krem dizisi en son yayınlanan bölümünde koruyucu aile konusunu işlemiş basında da oldukça ses getirmişti.  Çünkü işlenmesi gerektiği gibi ve yerinde bir anlatımla bölümde sunmuş verilmesi gereken mesajda yerine ulaşmıştı. Yani bölümü izlediğinizde bunu anlayabiliyorsunuz.

Öte yandan Lale Devri dizisi Krem dizisinden iki bölüm önce böbrek diyaliz hastası çocuklarımıza dikkat çekmek için iki bölüm üst üstte konuyu ele aldığı halde Krem dizisi iki adım öne çıkmış ses getirmiş Lale Devri dizisi ise ses getirememiştir.

Neden peki;

Entrikanın yoğun olduğu bir dizide sosyal sorumluluk projesi de dizide ki karakterlerin rekabetleri ve intikam amacıyla hazırlanmış bir sosyal sorumluluk projesidir de ondan. Yani amaç sosyal sorumluluktan çok karakterler arasındaki çekişmeyle düşünülmüş organize edilmiş bir projedir.

Bir sosyal sorumluluk programı entrikayla hazırlanırsa, içine entrika serpiştirirse, dikkatler o yöndeyken izleyici sizce oradaki böbrek diyaliz hastası çocukların ve o derneğin sorunlarını ne kadar anlar ve bu projenin inandırıcılığına ne kadar inanır, ne kadar inandırıcı olur?

Tersten soralım bir sosyal sorumluluk projesi entrika ile mi hazırlanmalıdır, entrikaya mı alet olmalıdır? Ya da sosyal sorumluluk entrikaya alet edilince ne kadar sosyal sorumluluktur?

Lale Devri dizisi bunu ilk kez de yapmıyor. Daha önce de meme kanserine değinmek isterken çokta güzel işlerken bir anda meme protezi konusunu getirip estetiğe bağlayarak bir çuval inciri berbat etmişlerdir.

Aynı şekilde böbrek Diyaliz meselesini uzun zamandan beri konu ediyor ama bilgisizce. Organ nakli ve evde diyaliz meselesine dikkat çekmek için birkaç bölüm öncede affedilemez bir hataya imza attılar.

Organ vermek isteyen karakterin aileyle yasal bir bağı olmadığı halde organ vermek istiyor, doktorlarımız veremezsiniz bile demiyor.

Organ naklinin bu ülkede ne kadar önem taşıdığını ve hangi kriterlerde organ verilmesi gerektiğini yasalar net belirlemişken siz hala eski Yeşilçam mantığıyla işliyorsanız buna da ezber bozma diyorsanız kusura bakmayın ama sizin ezberleriniz Yeşilçam’da tıkılı kalmış.

Organ nakli konusunda ki ezberlerinizi yeniden gözden geçirmeniz gerekiyor. Ne var canım bu bir dizi diyemeyeceğiniz konular bunlar. Çünkü halkı yanlış yönlendiriyor organ nakli konusunda yol almış, almaya çalışan kurumların önünü tıkıyorsunuz. Yarar yerine zarar veriyor üstüne insanları suça teşvik ediyorsunuz.

Canlıdan organ nakli alımının kriterleri yasada bellidir;

Canlıdan organ nakli; alıcının en az iki yıldan beri fiilen birlikte yaşadığı eşi ile dördüncü dereceye kadar (dördüncü derece dâhil) kan ve kayın hısımlarından yapılabilir.

Akraba dışı canlıdan organ nakli, naklin yapılacağı ilde oluşturulacak Etik Komisyonun verici ile alıcı arasında, Organ nakli Yönetmeliğine ve diğer ilgili mevzuata aykırı herhangi bir hususun bulunmadığını ve etik açıdan organ bağışının uygunluğunu onaylaması ile gerçekleştirilecek akraba dışı kişilerden yapılır.

Akraba dışı canlıdan organ nakli öyle verdim oldu şu formu doldurun ile olmuyor.

Allahtan konuyu fazla uzatmayıp Yeşilçam aklıyla böbreğini almadılar da toplumun ezberleri bozulmadı.

Şimdi gelelim asıl konuya Sayın Bakanımızın dizilerle ilgili uygulamasında Krem dizisi iki adım öne geçip tüm medyada ses getirirken işledikleri sosyal sorumluluk koruyucu aile konusu ile Lale Devri dizisi neden medyada tek satır yer almadı?

Üstelik tamda Bakanlığın belirttiği gibi kadına şiddet devlet modeli ve diyaliz hastaları konusuna parmak basılmışken.

Ya da çevirelim soruyu diziler sosyal sorumluk bilinci vermek adına bölüm aralarına bu konuları alırken nelere dikkat etmelidirler, ne kadarını nasıl vermelidirler? Ya da her şey sosyal sorumluluk mudur?

Krem dizisini Lale Devrinden öne çıkaran mesele tamda burada başlıyor zaten.

İşleyiş, doğru verme, doğru karakter üzerinden aktarma, gerçekten toplumu bilinçlendirme adına farkındalık yaratma bilincinde olma.

Krem dizisi tamda bu şekliyle öne çıkmış ses getirmiştir ve görevini anlaşılır şekilde yapmıştır.

Daha öncede pek çok kez Bakanlık direktifi olmadığı halde diziler bölüm aralarında bu tür konulara yer veriyordu. Bunlardan aklıma gelenlerden bir kaçı Gönül Çelen Dizisi- Sanat Engel Tanımaz projesi, Beyaz Gelincik- Beyin Felçli Çocuklar, Fatmagül’ün Suçu Ne- Ozan İçin İmza Kampanyası gibi doğru işlendiği için bu dizilerde basında da öne çıkmış olma özelliğini taşıdılar.

Özetle Bakanlığın bu girişimi doğru olmakla beraber dizilerin ve kanalların bu tür hassas konuları nasıl ve ne şekilde işledikleri nasıl denetlenecek?

Kaş yapayım derken göz çıkarmak Lale Devri örneğinde olduğu gibi mümkünde ya da tersi.

Bu yüzden böylesine hassas bir denge üzerine kurulu olan bu konuların senaryoda işlenişinde de belli kriterlerin getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sırf reklam amaçlı ya da Bakanlık istedi diye yapılacaksa açıkçası yapılmaması yapılmasından iyidir doğru bilgilendirme ve doğru yönlendirme olmadığı sürece alınan yolda gerileme yaşanacaktır.

Denetimin RTÜK içerisinde olması mümkün ama sakıncaları da var bu konuda yeterli uzmanları var mıdır? Ne kadar hızlı davranıp etkili olacaklardır? Zira atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra kesilen cezalarında pek anlamı yok.

Kısacası Krem dizisi sosyal sorumlulukta sınıfı geçerken Lale Devri dizisi sınıfta kaldı ayar vermek yetmiyor ayarları da kontrol etmek gerek.

Özetle sosyal sorumluluk gerçek sorumluluktur laf olsun mantığıyla dizilerde işlenecek bir konu değildir, herkes üzerine düşen görevi tam yapmalıdır…

Oya Tekin

oyatekin@gmail.com

Milliye Blog ve MedyaBey TV yazarı

03.02.13

Değerlendir (Henüz oy almamış)