Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça

Site Google Bing

Zehra Eliçin

info@bcdtr.com

Engelli Öğrencilerin Eğitimde Karşılaştıkları Güçlükler

Zehra Eliçin

Geçtiğimiz hafta Kapadokya’da düzenlenen konferansta İngiltere, Bulgaristan, Yunanistan, Avustralya’dan gelen uzmanlar ile konferansa kendi deneyimleriyle katkı veren Türk ve yabancı öğrencileri ağırladık.

Konu engelli öğrencilerin eğitimde karşılaştıkları güçlüklerin aşılması idi. OZİDA Başkanı Bekir Köksal’ın ana konuşmacı olarak katıldığı bu konferansa çevre okullarından, engelli STK’larından ve meslek okullarından ve birçok üniversiteden katılım oldu. Bir AB projesi olan Q4S projesi çerçevesinde 16 yaş üstü engelli genç öğrencilere yönelik olarak hazırlanan web sitesi (www.engelsizegitim.com) tanıtıldı ve bu sitenin hazırlanması öncesinde yapılan araştırmalardan bilgiler aktarıldı.

Bu yazımda sizlerle gerek Kapadokya civarındaki üniversitelerden gerekse YÖK’ten katılan akademisyenlerin konuşmalarından aldığım notları aktarmak istiyorum.

YÖK Engelli Öğrenci Komisyonu Koordinatörü Prof.Dr.Ayşegül Ataman, YÖK’ün Engelli Öğrenciler konusundaki Politikalar ve Uygulamalarına ilişkin bilgiler verdi:

“01.07.2005 tarihinde kabul edilen 5378 sayılı Özürlüler Yasasının yürürlüğe girmesi ile üniversitelere sınavı başarı ile geçip programlara yerleştirilen engelli öğrenciler için yapılacak düzenlemeleri belirleyecek yönetmelik çalışmaları başlatılmıştır. 20.06.2006 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelikle birlikte üniversitelerimizde engelli öğrenci birimleri yapılanmaya başlamıştır. 2007 yılından itibaren  yapılanma konusunda yapılan 5 çalıştay sonucunda üniversitelerimizde etkin biçimde çalışan engelsiz üniversite birimlerinin yapılandığını görmekteyiz.

İlgili yönetmeliğin 15.maddesine göre:

Hiçbir gerekçeyle özürlülerin eğitim alması engellenemez. Özürlü çocuklara, gençlere ve yetişkinlere, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, bütünleştirilmiş ortamlarda ve özürlü olmayanlarla eşit eğitim imkanı sağlanır. Özürlü üniversite öğrencilerinin öğrenim hayatlarını kolaylaştırabilmek için Yükseköğretim Kurulu    bünyesinde araç-gereç temini, özel ders materyallerinin hazırlanması, özürlülere uygun eğitim, araştırma ve barındırma ortamlarının hazırlanmasının temini gibi konularda çalışma yapmak üzere Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Merkezi kurulur.

13 Aralık 2006 tarihinde Birleşmiş Milletlerce kabul edilen ve 30 Mart 2007 tarihinde imzaya açılan Özürlü Kişilerin Hakları Sözleşmesi, 28 Ekim 2009 tarihinden itibaren Türkiye ‘de de yürürlüğe girmiştir. Bu sözleşme, engelli bireylerin haklarına bütüncül olarak yaklaşmaktadır. Bu sözleşmenin 24. maddesi eğitim hakkıyla ilgili düzenlemeleri kapsar.

Bütün bu yasal düzenlemelerden dayanağını alan YÖK engelli öğrencilerle ilgili olarak Üniversitelerdeki örgütlenmede temel sorumluluk ve rehberlik görevini üstlenerek, yapılanmanın kurallarını belirlemekte bir şemsiye örgüt olarak gerekli düzenlemeleri yapmaktadır.”

Nevşehir Üniversitesi  Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma  Merkezi (NEVSEM) Müdürü Yrd.Doç.Dr. Celal GÜLŞEN özel eğitime olan ihtiyaçları gündeme getirdi:

 “Çeşitli nedenlerle, bireysel özellikleri ve eğitim yeterlilikleri açısından yaşıtlarından beklenilen düzeyden anlamlı farklılık gösteren bireyler bulunmaktadır. Bu bireyler, akranlarıyla aynı eğitime tabi olduklarında akranlarıyla aynı düzeyde kazanım elde edememektedirler.

Bu olumsuzluk durumunun giderilmesi için ise, özel eğitim gerekmektedir. Bu eğitim, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim programları ve yöntemleri ile onların engel ve özelliklerine uygun ortamlarda sürdürülmelidir.

Engellilere yönelik uygulanacak özel eğitim;

-       Çoğunluktan farklı ve özel eğitime ihtiyacı olan çocuklara sunulan,

-       Üstün yetenekli olanların yetenekleri doğrultusunda en üst düzeye çıkmasını sağlayan,

-       Yetersizliği engele dönüştürmeyi önleyen,

-       Engelli bireyi kendine yeterli hale getirerek, toplumla kaynaşmasını ve bağımsız, üretici bireyler olmasını destekleyecek becerilerle donatan, bir eğitim olmalıdır.”

Aksaray Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden Yrd.Doç.Dr.Ahmet Kurnaz ise H.Nilay Kayhan ile birlikte gerçekleştirdikleri ve Engelli Bireylerin Mesleki Eğitim Sürecine Yönelik olarak Eğitim ve Uygulama Okulları ile İş Okullarında Görev Yapan Öğretmenlerin görüşlerinden yola çıkarak elde ettikleri sonuçları aktardı.

“Anayasasının 61. Maddesine göre devlet, engelli bireylerin korunmak ve toplum hayatına uyumlarını sağlayıcı önlemleri almak, katılımlarını artırmakla sorumlu tutulmaktadır.  Bu yönde yapılacak çalışmaların başında ise engelli bireylerin mesleki eğitimleri ve işe yerleştirilerek istihdam edilmeleri gelmektedir.

Her birey için yaşamını bağımsız devam ettirme ve gereksinimlerinin karşılanması önemlidir. Toplumda meslek ve iş sahibi olmaktan yoksun bireyler, sosyal ve ekonomik açıdan daha güvensiz olmakta, katılım düzeyleri ve kendilerine olan güvenleri azalmaktadır. Bireylerin başarılı olma, kendine güven duyma, diğer kişiler tarafından kabul görme güdülerinin doyurulması önemli olduğundan, eğitimleri ve sosyal yaşama katılımları yasal düzenlemelerle güvence altına alınmıştır.

Gerçekleşen düzenlemeler, eğitim kurumlarında görevli personel, program ve fiziksel yeterliklerden de etkilenmektedir. Eğitim ortamındaki düzenlemelerin yapılabilmesi, bireylerin en üst düzeyde yararlanması için öğretmenlerin görüşleri ve işleyiş hakkındaki düşünceleri de önem taşımaktadır.

Yapılan çalışmada Eğitim Uygulama Okulları ve İş Eğitimi Okullarına devam eden bireylerin temel yaşam becerilerinin geliştirilerek topluma katılımlarının desteklenmesi, işe ve mesleğe hazırlanması sürecine ilişkin öğretmen görüşleri de dikkate alınarak bir durum tespiti yapılmıştır. Bu amaçla Aksaray İl merkezinde bulunan Aksaray Eğitim Uygulama Okulu ve Aksaray İş Okulunda görev yapan öğretmenlerin çalıştıkları okulun fiziki donanımı, eğitim imkânları, halen öğrenim gören ve mezun öğrencilerine yönelik uygulamaları, veli-öğretmen-öğrenci etkileşimi ve işbirliğine yönelik görüşleri alınmıştır.

Yapılan tespitlere göre, eğitim-öğretim etkinliklerine, işe/mesleğe yerleşme süreci ile ilgili şu sonuçlar elde edilmiştir:

 -       Engelli istihdamına yönelik proje ve uygulama ortaklığı kurmuş okul, işyeri ve diğer paydaşlar olumlu örnek oluşturacak şekilde takdir edilmelidir.

 -       İş yeterliği tanımları yapılandırılmalı, engelli bireylerden beklentiler ayrımcılık içermemeli.

 -       Engelli bireylerin ve ailelerinin hangi haklara sahip olduğu ve ne kadarına ulaşabildiği konusu işyerleri açısından da sorumluluk oluşturmalı

 -       İş yaşamı ve çalışan kişilere yönelik düzenleme, karar verme konularında sendikal faaliyetlerde‘‘Herkes için erişilebilir ve güvenli bir iş yaşamı’’ sloganı temel alınmalı.

 -       İş yeri fiziksel koşulları,eğitim, ücret ve  işyerinde terfi konularında ayrımcılık dışında, bireye ve bireyin yetkinliğine yönelik iş tanımları oluşturulmalıdır.

 -       Evrensel değerlere bağlı kültürel ortaklıklar, politik değişimleri etkileyeceğinden, ulusal projelerle mutlaka iş yaşamı ve hakların uygulanmasına yönelik ortaklık oluşturulmalıdır.”

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinden Yrd.Doç.Dr.Adem Taşdemir de yüksek öğrenimdeki engelli öğrencilerin durumlarına ilişkin bilgi verdi ve konuşmasını bazı istatistiklerle destekledi:

Engelli öğrencilerin yaşadığı güçlüklerle ilgili de bazı rakamlar verdi:

  

Engelli öğrencilerin bu zorluklarını dikkate alarak şu önerileri aktardı:

• “Engelliler için destek çalışmalarına ağırlık verilmelidir.

• Katılımcıların tam kapsamlı temsilcileri ile deneyimlerin ve ihtiyaçların göz önünde bulundurulduğu istişare halinde çözümler geliştirilmelidir.

• Standartlar öğretim, değerlendirme ve genel şartlar üniversite genelinde fakültelerdeki engelli öğrenciler için ayarlanmış olmalıdır.  Tercih döneminde doğru bilgilendirme (Üniversite Web tasarımları, Üniversiteyi kazananlara gönderilecek erişilebilir ve bilgilendirici broşür, Oryantasyon çalışmaları)”

Bir yılı aşkın bir süredir ülkemizde bulunan ve üstün zekalı öğrencilerin kaynaştırma eğitimi konusunda Enka Okullarındaki öğretmenlere danışmanlık desteği veren Avustralya’lı eğitim uzmanı Margaret Sheldon ise kaynaştırma eğitimi konusunda bilincin henüz yeterli düzeyde olmadığını, eğitmenlerin sınıflarında karşılaştıkları engelli veya üstün zekalı çocuklar için yapmaları gereken uyarlamalar konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıklarını, engeli olmayan çocukların ailelerinin, sınıf arkadaşlarının, kısacası engelli öğrencinin çevresinin ne şekilde bilgilendirilmesi gerektiğinin, müfredatta ve eğitim ortamında yapılması gereken diğer düzenlemelerin iyi anlaşılması gerektiğini anlattı.

Engelsiz Kariyer’in kurucusu ve projenin Türkiye’deki çalışmalarına danışmanlık desteği veren Mehmet Kızıltaş da engelli öğrencilerin eğitimlerini pekiştimeleri için yaşadıkları staj problemi ve ayrıca okullardaki kariyer merkezlerinin yetersiz ve etkili olmamalarının engelli öğrencilerin gelecek planlamalarında da yeterli destek alamadıkları için çok ciddi problemler yaşadığını anlattı. Bu arada Mehmet Kızıltaş’ın konferansta kendi deneyimini anlatan İngiliz görme engelli Lee Greatbatch ile ilgili yazısını da okumadıysanız, hararetle okumanızı tavsiye ederim.

Yazıyı okumak için tıklayınız. 

15.05.2011

Değerlendir (3 oy, ortalama 5.00 yıldız)
Yorumlar
sgurbey
Merhaba Zehra Hanım...
Değerli ve önemli bilgilendirme içeren bu güzel yazı için teşekkür ediyorum. Saygı ve Sevgilerimle...