Eski Engelli Raporları Geçersiz mi?

Bu yazımı yazarken, engelli sağlık raporu aldıktan sonra engellilik durumunda değişim olanlardan bahsetmediğimi özellikle vurgulamak isterim.


Danışanlarımdan sık duyduğum bir sorundur; “sürekli olan engelli sağlık raporumun yenilenmesini istediler, artık geçersizmiş” ya da “2008 öncesi alınan sağlık raporu geçersizmiş” ya da “2013 öncesi alınan raporlar geçersizmiş”...


Engelli sağlık raporunun yenilenmesini isteyen kurumlara baktığımızda; başta vergi dairesi, SGK, sosyal hizmetler il müdürlükleri, rehberlik araştırma merkezleri, atama ve yer değişikliği taleplerinde tüm kurumlar, özel eğitim kurumları hatta belediyeler... Bunların arasında sadece SGK’nın, erken emeklilik ya da malulen emeklilik kararlarında yeniden rapor istemesine karşı durmam mümkün değildir. Sosyal hizmetler il müdürlüklerinin, evde bakım maaşı alan bir engelli bireyin bakıma muhtaç olup olmadığını anlaması, yaptığı sosyal inceleme ile zaten mümkündür. Bu nedenle, yaptığı sosyal incelemeye itimat etmeyip, yeniden sağlık raporu istemesi hiç anlamlı değildir. Kaldı ki Aile Bakanlığı, 2014 yılında 81 İl Valiliğine gönderdiği yazıda (bu yazı, tüm hastane sağlık kurullarına dağıtılmıştır), başka amaçlarla sağlık raporu almak için sağlık kurullarına başvuru yapanların, “ağır engellilik” ibarelerinin değiştirilmemesini, evde bakım maaşı alanların mağdur edilmemesini talep etmiştir. Neden bu yazıdan sağlık kurullarının ya da il müdürlüklerinin haberi yok ya da neden yazılan yazılar bir süre sonra hükümsüz kılınıyor, bunu anlamak güç.


Kurumların, rapor değişimi isteme nedenlerine de bakmak gerekiyor. Burada karşımıza “suiistimal” konusu çıkıyor. Herhangi bir hakkı kullanan engelli bireylerin, kurumlar tarafından rapor yenilemeye gönderilmeleri, o hakkı ihlal edenleri tespit etmenin bir yolu değildir. Hakların kullanımını suiistimal edenler olabilir ancak bu suiistimali tespit etmek ya da önlemek için; gerçek hak sahiplerini mağdur etmek büyük adaletsizliktir. Kurumların, suistimalleri önlemek için farklı mekanizmalar geliştirmeleri gerekmektedir.


Bunun yanında şu örneği vererek, yaşanan bir sorunu da ortaya koymak gerekir. Engelli maaşı bağlatmak için Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına başvuran bir engelli bireyin sağlık raporunda “sosyal yardım” ya da “engelli maaşı” ibaresi yok ise kişiden yeni rapor istenmesi durumu var. Ve bu durum, Aile Bakanlığının 2017 yılında tüm Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına gönderdiği yazıda belirtilmiş ve söz konusu ibareler yoksa kişiden yeni rapor istenebileceği belirtişmiş. Bakanlık yazısında “sınırlandırılmış rapor” ifadesi kullanarak, neredeyse her bir hak için yeni bir rapor istenmesinin önünü açmıştır. Başta Aile Bakanlığının bu konuda yaşanan mağduriyetlere engel olması beklenirken, yazıda sınırlandırılmış rapor ifadesine yer vermesi, yaşanan sorunları derinleştirmiştir. Bakanlık, kendisi tarafından yürürlüğe konulan Engelliler Hakkında Kanuna aykırı bit yazı yayınlamış durumdadır.


Bakınız 2005 yılında yürürlüğe giren Engelliler Hakkında Kanunun Geçici 5. Maddesinde ne yazıyor:

“Mevcut belgelerin geçerliliği Geçici Madde 5- (Ek: 25/4/2013-6462/2 md.) Engelli bireylerin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilgili mevzuatına göre almış oldukları sağlık kurulu raporlarına istinaden hâlen yararlanmakta oldukları hak ve menfaatlerin, sağlık kurulu raporu dışındaki diğer şartların muhafaza edilmesi ve ilgili mevzuatına göre bu hak ve menfaatlerin devamının mümkün olması kaydıyla, önceki raporların geçerlilik süresi içinde aynı şekilde uygulanmasına devam olunur. Ayrıca, engelli bireylerin ilgili mevzuatına uygun olarak daha önceden almış oldukları sağlık kurulu raporlarına istinaden engellilik durumlarının tespitine veya engellilikleri dolayısıyla kendilerine veya yakınlarına kolaylıklar ya da haklar teminine yönelik olarak bu maddenin yayımı tarihine kadar verilmiş olan özürlü, sakat, çürük veya zihinsel ya da bedensel engelleri niteleyen benzeri ibareleri içeren belge, kimlik, kart ve benzeri belgelerin, geçerli oldukları süreler dâhilinde yenilenmeleri gerekmez”.


2008 ya da 2013 yılından önce alınmış sağlık raporlarının geçersiz olduğu söylemleri, bir şehir efsanesidir. Bunu anlamakta fayda var. 2005 yılından önce alınmış sürekli ibareli engelli sağlık raporuna istinaden evde bakım maaşı alan bir engelli bireyin raporunun sosyal hizmetlerce değiştirilmesinin istenmesi haksız ve yersiz bir uygulamadır. Rapor değişimini istemek; bireyi yormak, aileyi yormak, hastane sağlık kurullarını yormak, kısacası engelli bireyle birlikte tüm toplumu yormaktır. Bugün bir rapor değişimi, ilk randevu alma işleminden başlayarak, en az 2-3 ay en fazla 5-6 sürüyor. Sürekli raporu olanlar rapor yeniledikçe; zaten işleri olması gerekende fazla olan hastaneler, inanılmaz bir iş yükü altına giriyor. Ve bir de bu raporların ücretlendirilmesi... Yapılan her işlemin bir bedeli var ve bu gereksiz yenileme işleminde yapılan rutin kan tetkikleri, işitme test, zeka testi gibi çeşitli testler, ultrason, MR, BT ve daha nice tetkikler... Bunların her biri bir randevu, her biri bir maliyet... Her biri, gerçekten sağlık hizmeti alması gereken bir hastanın; ihtiyaç duyduğu o anda sağlık hizmeti alamaması demek. Süresi içinde geçerli bir raporun yenilenmesi için başlatılan itiraz sürecinde, sevk edilen hastane ve sonrasında muhtemel hakem hastane işlemlerinin engelli bireye ve ailesine (maddi ve manevi), hastanelere, sosyal güvenlik harcamalarına yükü, insani bir biçimde değerlendirilmelidir.


Oysa Sağlık Bakanlığı, sürekli bu konuda yani “sağlık raporu geçerli ise işlem yapılmaması hakkında” hastanelere yazı gönderiyor. Ancak görülüyor ki hastaneler, bu yazıları dikkate almıyor.


Sağlık kurullarının, sağlık kurul raporu başvurularında, hemen işlem başlatmak yerine, ulusal veri tabanından kişinin bilgilerini sorgulaması, eğer geçerli bir sağlık raporu varsa işlem başlatmaması gerekiyor. Türkiye’nin her hangi bir hastanesinde alınan engelli sağlık kurul raporu, ulusal veri tabanına işlendiğinde, Türkiye’nin tüm hastanelerinde görülecek, kişi hastaneye rapor için başvurduğunda, rapora dair tüm bilgiler ekrana yansıyacaktır. Elbette sağlıklı bir veri sistemi için sağlık kurullarının verdikleri her bir sağlık raporunu güncel olarak ve tarihsel olarak da geriye doğru giderek, eski raporları ulusal veri tabanına işlemesi gerekiyor. Bugün baktığımızda, üniversite hastaneleri de dâhil rapor veren birçok hastanenin, ulusal veri tabanı kayıtlarını düzenli tutmadığını görürüz. Gerekli önlemler alınmazsa; 3-5 yıl öncesine ait bir rapor halen ulusal veri tabanına işlenmemiş görülüyorsa, bu veri tabanını kullanarak, “Türkiye’de kaç engelli birey var?” sorusu asla gerçekçi bir yanıt bulamayacaktır.


Sonuç olarak; tüm hastanelerin sağlık kurul yetkililerinin, ulusal veri tabanı kayıtlarını geçmişe doğru giderek tutmaları son derece önemli. Sağlıklı bir veri tabanı için, kaliteli bir sağlık sistemi için, hastanelerin iş yükünü artırmamak için, SGK ödemelerinin doğru kullanımı için, her şeyden önce engelli birey ve ailelerini mağdur etmemek için; geçerliliği devam eden engelli sağlık raporlarının, engel durumunda bir değişiklik yok ise yenilenmemesi gerektiğini bilmeliyiz. Sorumluluğu olan herkesi bu konuda duyarlı ve bilgili olmaya davet ediyorum.


Ayşe Sarı

SAHİMSEN Engelliler Komisyon Başkanı

Gülhane Hastanesi Engelli Danışma ve Koordinasyon Birim Sorumlusu

01.01.2019