Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Hasibe Kızıltaş

hasibe@yasadikca.com

Gözlerinizi ve Kulaklarınızı Açma Zamanı

Hasibe Kızıltaş

Benim başıma gelmez demeyeceğiniz bir çok durumun neredeyse merkezinde yaşıyoruz. Metropol bir şehirde ya da sessiz bir kasabada yaşıyor olabilirsiniz. Ama gelin bu sohbete bir kulak verin.

Semt balıkçımızla sohbetteyiz:

-Hocam bizim hanım karneler iyi dedi ama ben pek memnun değilim. Oğlanın matematiği 76.

-Notlar çok önemli değil bence başarı da notlar kadar çocuğun kitapla ilişkisi çok önemli başarı yerine kültürüne odaklanmalı. Kaç çocuğunuz var?

- 3. En büyük oğlum down sendromlu. Oğlumu çok seviyorum. 17 yaşında yaklaşık 3 ev parası harcamışızdır. Bugünkü olanaklar o zamanlar yoktu.

- Okula gidiyor mu?

- Evet. bu balıkçı dükkanını açana kadar hep ben ilgileniyordum. Şimdi hanım götürüyor. 8 yaşında yürüdü. Eve gittiğimde kapıda beni o karşılar sarılır öper iyi ki var. Eşim Fransa'da büyümüş. Orada hastanede çalışmış çocuğumla çok tecrübeli olduğu için o ilgilendi.

- Eğitimini sakın aksatmayın gelişimi sosyalleşmesi ve hatta istihdamı için çok önemli.

Bu konuşmaların ardından oradan ayrılıp eve ulaştığımda yeni bir telefon yeni bir konu beni bekliyordu. Çocuk gelişimi mezunu bir anne ve uzun yıllar rehabilitasyon merkezlerinde özel eğitim vererek engelli çocuklarla ilgilendiği sırada hamile kalır. Annenin 2. çocuğu olan bebek sağlıklıdır ve doğum sırasında gelişen komplikasyonlar sonrası bebeği(miz) SP yani serebral palsili olur. Ancak ailenin bunu farketmesi çocuğun yürüme yaşına gelindiğinde farkelidir. Anne işini bırakır, çocuğu ile tüm aile seferber olur. Uzun bir maraton başlar. Bu da yetmezmiş gibi tedavi sırasında bulunduğu annesinin evinden kendi evine gittiğinde ev sahibinin tüm eşyalarını bir sportçuya sattığını, kıyafet ve mutfak eşyalarını mültecilere dağıttığını, fotoğraf albümlerine kadar her neyi varsa evden attığını öğreniyor. Anne artık çamaşırlarını elinde yıkıyor annesinde ikamet ediyor ve kızının okulunu değiştiriyor. Baba ve anne büyü bir özveriyle çocuklarının yürümesi ve kendine yetebilmesi için hastane yollarını aşındırıyor. Ailenin çocuğu için verdiği ve daha uzun yıllar sürecek mücadele ve ev sahiplerinin tüm varlıklarını yok ederek verdiği zarara rağmen hayata tutunmaya çalışıyorlar. Şimdi empati kurduğunuzda siz neler hissediyorsunuz? Biraz elimizi kalbimize götürerek gözlerimizi de kapatarak düşünelim... 

İtiraf etmem gerekirse benim uykularım kaçıyor ama yeterli miydi? Hayır... (Elimden gelecek her yardım için kolları çoktan sıvadım bile.)

Hiç bir şey size çok uzak değil, hiç bir çaresizlik kaçınılmazdır. Bana bir şey olmaz demeyiniz, benim başıma gelmez de hiç demeyin.

Peki şimdi gelin bir dönemin yaşayan Sakıp Ağa'sını hatırlayalım. Sakıp Sabancı'nın başına gelenleri düşünelim hatta çok önemli bir lafıyla hatırlayalım ne dersiniz?

"Türkiye'nin en iyi otomobillerini ben üretiyorum ama oğlum bu otomobillerden birini bile kullanamıyor" Sakıp Sabancı 'benim çocuklarım gibi olanlar için ne yapabilirim' diyen eşsiz bir değerdi.

Tabii ki kimsenin birilerini anlamak için onlar gibi olmasını beklemiyorum. Onların çektikleri sancıları çekmesin, ancak en azından empati yapsın. Çünkü bunu kendi farkındalığımız için yapmak ve insanlık için çok önemli.

Hatta bir lokanta esnafı görme engelli bir müşterisi için "örtüleri kirletir" zihniyetiyle onu içeri davet etmiyorsa bizler de hiç mi sorun yok? Bencilce engellilerin otoparklarını işgal edenler, toplu taşıma araçlarında veya bekleme alanlarında engelli ve yaşlıların önceliği olmasına rağmen yer veriyor muyuz? Asansörleri kullanmalarında önceliği kendimize değil engellilere veriyor muyuz? Yoksa zaman kaybı yaratıyor çok acelem var kimseye vakit ayıramam başkası yapsın diye görmezden gelip başımızı mı çeviriyoruz?

Duyarlılıklarımızın ve farkındalıklarımızın gelişimi için ne varsa ilk adımı daima önce kendimiz yanı sen atmalısın.

Farkında olmak için önce kendinin farkında olman gerekir.

03.06.2015

Değerlendir (Henüz oy almamış)