Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Simge Kılıç

simge_kilic@hotmail.com

İşaretleri Görmek

Size bu yazımda beni her anlamda etkileyen, en yakınımdaki rafta durup, sürekli sayfalarını karıştırdığım bir kitaptan bahsetmek istiyorum. İnsana soğuk duş etkisi yaratan, kalbiniz ile beyniniz arasında mekik dokuyan ve ilmek ilmek ruhunuza işleyen bir kitap… Bazen akrep gibi sokan, boksör gibi yumruklayan, paçalarından aşağı sarkıtıp silkeleyen; bazen de anne sevgisi kadar saf, uyuyan bebeği uyandırmamak için parmak ucunda yürüyen biri gibi dikkatli, hoşgörülü ve sonsuz sevgi dolu… Her koşulda sayfaları okuyup, kafanızı kaldırıp etrafa baktığınızda bambaşka bir gözle görmenizi sağlayan ve her şeyde o sonsuz kudreti bulduran… Evet, benim için çok anlamlı olan bu kitabın adı “İşaret” yazarı ise güzel insan ve güçlü kalem Deniz Erten.


Din bana göre hassas bir konu. Bu sebepten konusu din olan kitapları okumadan önce bir ön araştırma yapar ya da algımda farklılık yaratma endişesi taşıdığım için hiç okumazdım. Son yıllarda kişisel gelişim, nefes terapileri, NLP, insan psikolojisi ve felsefe gibi çeşitli konulara olan ilgimin artması ile birlikte kendi iç dünyamı ve kendimi daha iyi tanımaya başladıktan sonra bu ön yargılarımdan kurtulup, hoşuma giden ve bana artı katacağına inandığım her türlü kitabı okumaya başladım. İşaret, sürekli kitap siparişi verdiğim bir sitede karşıma çıktı ve kapak yazısını okuduğum an almaya karar verdim. Kitabın arka kapağındaki yazıdan beni en çok etkileyen kısmını sizlerle paylaşıyorum;

 

İnsan… İnsan, arayış demektir. Yolcu demektir… "Çokluğunu" bulmak için "yokluğunu" arar bu hayat yolculuğunda… Ve o, tüm hayatı boyunca hayallerini dışarıda zannederken, karşılaştığı acılarda, aldığı yaralarda başka bir istikamete değil, aslında "hakiki" kendine, Öz'üne yolculuk ettiğini fark eder bir gün. Hayallerinin, özlemlerinin ve herkesin peşinde olduğu Kafdağı'nın ardındaki o "meşhur" Hazine'nin izini sürerken, aslında aşılması gereken tek Kafdağı'nın kendi nefsi olduğunu fark eder.

İşte bu yolda ilerlerken insan, onu bekleyen HAZİNENİN SAHİBİNİN, ona Kelam'ıyla, Elçi'leriyle İŞARET'ler bıraktığını görmeye başlar… Ve her şeyin onun için çok önceden büyük bir sevgi ve şefkatle hazırlanmış, düşünülmüş olduğunu…

Bu anlatımın sadeliği ve mükemmelliği bam telime dokundu adeta. Bu süreçte farklı arkadaşlarım da bana bu kitabı tavsiye ettiler. Sanki bir şeyler “bunu okumalısın Simge” der gibiydi.

Kitabı çok kısa bir sürede okudum. Yıllardır kendi kendime sorguladığım o kadar çok şeyin cevabı vardı ki, hangisinden bahsedebilirim bilmiyorum. Sanki birisi bu kitabı bana özel yazmış gibiydi. Nasıl kusursuz bir ilahi düzen olduğunu, üstelik bunun bilimsel verilerle desteklenerek nasıl güzel anlatılabilindiğini gördüm. Hani ölmeden önce hayatınızın gözünüzün önünden film şeridi gibi geçtiğini söylerler ya, ben bu kitabı okurken bunu yaşadım adeta… Okurken iyi ve kötü diye adlandırdığım her şeyi düşündüm. Olmadığı için benim hayrıma olan durumları, hayatımdan çıkan kişileri fark ettim. Hayatımın her anı için şükretmeye daha çok başladım. Aklımda kalan birçok şüphe kayboldu. Neden ben? diyen sorgulamalarım yok oldu adeta. Hatta şu anda olduğum Simge olmanın ve daha farklı gözle etrafa bakmamı sağlayan en temel şeyin geçirdiğim hastalık ve onun süreçleri olduğunu gördüm. Sonra bir daha, bir daha şükrettim… Uzun bir yolda olduğumu biliyordum, hedeflerime giden yollarda hep engebeler yaratan ve ovaları dağlara dönüştüren benmişim meğer…  Kimde ne görüyorsam o da benmişim, hepimizin birbirimizin yansımalarımız olduğunu bir kez daha gördüm. En güzel olanın bu yansımalara önyargısız, koşulsuz ve Yaradan’dan ötürü bakmakmış. Bakmak ve görmek: O akisler aslında sensin… Uyan bak gördüğün zaten bir rüya… Egolarla örtülü, hep senin diğerinden farklı zannettiren bir rüya. Oysa ne mükemmeliz, nasıl mucizelerle yaratılmışız ve her anımız bir şükür sebebi. Huda’yı bilmek de, bilmemek de mümkün değil…

Daha sonra beni bu kadar etkileyen kitabın yazarını araştırmaya başladım ve kendisine sosyal medya aracılığı ile ulaşarak bir mesaj yazdım. Açıkçası bu kadar içten ve hızlı bir dönüş beklemezken bana cevap yazdı. Hatta ilerleyen dönemlerde de attığım her mesaja dönüş yaptı. Son olarak Sevgili Deniz Erten’in benim için çok değerli olan ve bana cevap yazdığı ilk mesajını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Asıl SİZ iyi ki varsınız… Bize duanızı esirgemeyin. Sizler YÜCE ruhlarsınız. Bizler bu  anlık dünyada kendini daha şanslı sanan eksik akıllarız, fazla nefisleriz.. Sizler ve dualarınız olmasa bu dünya ayakta kalmaz... Görme engelli kardeşlerimiz herkesten iyi kalp gözüyle görürken; bakın ne kadar kör, aciz, iyiliğe sağır, hayır işleme yolunda yürümeye engelli ruhlar var. Kardeşlerini katlediyorlar, dünya nimeti için ruhlarını satıyorlar... Ailelerin evine acı salıyorlar... Asıl Sizler İyi ki varsınız… Bedenindeki aygıtlarla sanal gerçeklere, yalanlara hapsolmuşlara gösterilen en büyük İşaretsiniz Siz.. Bize dua edin. Bizler asıl kör, asıl sağır, asıl yürüyemez ve asıl engellileriz... Bize DUA EDİN… Ne olur... Allahım Sizden ve sizin gibi şansı, ancak kalp gözüyle görebilenin gördüğü kullardan razı olsun...

28.01.16

Değerlendir (Henüz oy almamış)