Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Röportaj

İşitme Engelli Milli Takımımız: “Sessiz Çığlığımızı Dünyaya Duyurduk”

İtalya’da düzenlenen dünya şampiyonasında kupaya uzanan futbolcularımız bu başarıyla sessiz çığlıklarını tüm dünyaya duyurduklarını söylüyor. Amatör olarak futbol oynayan gençler devlet büyüklerinden de ilgi bekliyor.

Fransa’da düzenlenen EURO 2016’ya odaklandığımız bugünlerde İtalya’dan aldığımız haber morali bozuk futbolseverlere ilaç gibi geldi: İşitme engelli milli takımımız dünya şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı. Uzatmalarda Almanya’yı 2-1 mağlup eden kırmızı-beyazlılar böylece 2012’nin ardından bu kupayı bir kez daha kazanarak bir ilki başardı.

Turnuvada yakalanan büyük başarının ardından amatör sporculardan oluşan milli takımımızın teknik direktörü Ali Metin’in yanı sıra takımın önemli isimleri Ali Dalkıran, Hakan Erol ve Orhan Aydeniz’le söyleşi yaptık...

- Turnuva başlamadan önce nasıl bir hazırlık sürecinden geçtiniz? Heyecanlı mıydınız?

Ali Dalkıran: Çok heyecanlıydık. Hazırlık aşamasında dört kamp yaptık. Manavgat’taydık... Günde çift idmanla çalıştık. Bu çalışmalar ve hocamız sayesinde de turnuvada başarılı olduk.

Orhan Aydeniz: Kamplarda çok ciddi bir hazırlık sürecinden geçtik. Yürekten inanıyorduk başarılı olacağımıza. Hocamız da bir abi, bir baba gibi bizimle ilgilendi. Moralimizi yüksek tutmamızı sağladı.

Hakan Erol: Turnuvaya katılırken tek isteğimiz Türkiye’nin ismini dünyaya duyurmak, bayrağımızı göndere çekmekti. Buna göre çalıştık.

- Milli formanın nasıl bir ağırlığı var? Dizleriniz daha çok mu titriyor milli maçlardan önce?

Hakan E.: Milli formayı giymenin vermiş olduğu sorumluluğu ve heyecanı kelimelerle anlatmak çok zor.

Ali D.: Büyük heyecan... Fakat Ali hoca “Antrenmanda söylediklerimi sahaya yansıtırsanız, arkadaşlarınızla uyum içinde olursanız ve tek pas oynayıp çok çalım yapmazsanız başarılı olursunuz” demişti. Söylediklerini yerine getirmeye çalıştık.

Orhan A.: Türkiye’yi temsil etmenin heyecanı gerçekten çok büyük.

“Moralimiz bozuldu ama tecrübeliydik”

- Sanırım bir yandan da EURO 2016 maçlarını izliyordunuz... A Milli Takım’ın performansı sizi nasıl etkiledi? Moral bozukluğu mu yarattı, yoksa daha da mı hırslandınız?

Hakan E.: A Milli Takım’ın kaybettiği maçlar bizim motivasyonumuzu olumsuz yönde etkiledi. Fakat 2012’de Dünya Kupası’nı almamızın verdiği tecrübe bizim itici gücümüz oldu. Şu an bu kupayı iki kez üst üste kazanmış olmanın gururunu yaşıyoruz. Ben 2012 kadrosunda da yer alıyordum. Bir önceki turnuvadan kazandığımız tecrübenin de bizi olumlu etkilediğini söyleyebilirim.

- Maç içinde pozisyon gereği iletişim kurmanız gerekebiliyor. Bu zorluğu nasıl aşıyorsunuz?

Orhan A.: Hocamızın bize gösterdiği taktikleri uyguladığımız sürece işaret diliyle anlaşabiliyoruz.

Ali D.: Göz teması da çok önemli.

- Maça çıkmadan önce mutlaka yaptığınız bir şey, toteminiz var mı?

Ali D.: Ben mutlaka dua ederim.

Hakan E.: Maça çıkmadan önce mutlaka namazımı kılıyorum. Bir de abdestli olarak maçlara çıkmaya dikkat ediyorum.

- Bir de örnek aldığınız futbolcuları sormak istiyorum size...

Orhan A.: Mehmet Topal.

Ali D.: Emre Mor, Arda Turan ve Burak Yılmaz.

Hedef 2017’de Samsun’da düzenlenecek olimpiyatlar

- Şimdiki hayaliniz nedir?

Ali D.: İyi bir takımda oynamak, kendimi geliştirmek istiyorum. Hayalim daha iyi bir futbolcu olmak.

Hakan E.: Şimdiki hedefimiz başarıyı devam ettirmek. 2017’de Samsun’da olimpiyatlar var. Türk bayrağını göndere çektirerek sessiz çığlığımızı bir kez daha duyurmak istiyoruz.

- İşitme engelli futbolunda yakalanan başarılar için bir ödül veriliyor mu, bir ödül sistemi var mı?

Ali D.: Henüz bir ödül almadık ama alacağımıza inanıyoruz. Ayrıca ben büyüklerimizin bize hem maddi hem de manevi anlamda destek olmalarını bekliyorum.

Orhan A.: Bir ilki başardık ve iki kere üst üste dünya şampiyonu olduk. Ben ödüllerin en büyüğünü hak ettiğimize inanıyorum.

Hakan E.: Diğer spor dallarında bu tür başarılara büyük ödüller veriliyor. Bu ödüllerin 100’de 1’i gibi rakamları aldık biz şimdiye kadar. Bu haksızlığın düzeleceğine dair inancımız tam. Biz turnuvaya ödül beklentisi olmadan gittik ve canla başla milli formamızın aşkına, Türkiye aşkına mücadelemizden vazgeçmedik.

TEKNİK DİREKTÖR ALİ METİN:

“Çocuklar forma aşkına işlerinden oluyor!”

- Uzun süreli dört kamp yaptık. Böyle bir hazırlık gerekiyor çünkü bu çocuklar amatör, bir yandan çalışıyorlar. İşleri yoğun olduğu için de antrenman yapamıyorlar. Biz bu kamplarda yükleme yapıyoruz.

- Çocuklarla birlikte ola ola işaret dilini öğrendim ben de. Kendimi ifade edebiliyorum. İletişim çok önemli. Göz temasıyla da işleyişi sağlayabiliyoruz.

- Çocukları psikolojik olarak da biz ve ekibimiz hazırlıyoruz. Kimin ne derdi var ben bilirim. Tek tek herkesin sorunlarıyla ilgileniyorum.

- Ben ilk olarak gruptan birinci çıkmayı hedef olarak gösterdim. Böylece görece olarak daha güçsüz bir rakiple eleme maçı oynayacaktık. Benim en önemli görevim çocuklara özgüven kazandırmak. Bunu da başardığıma inanıyorum.

“Profesyonel oyuncularla başa çıkabiliyorlar”

- Hazırlık maçlarımızı Süper Amatör Lig ve 3. Lig takımlarıyla yapıyoruz. Hepsiyle de başabaş mücadele ediyoruz. Çocukların kendine güveni de böyle böyle oluşuyor. Profesyonel oyuncularla da oynayabileceklerini görüyorlar.

- Bizim için önemli olan formamız tabii ki. Fakat bu çocuklar dört kampa katılıp turnuvaya gittikleri zaman işlerinden oluyorlar. Ya da maaşları kesiliyor. İçlerinde baba olanlar, kirada oturanlar var...

- Prim sistemimiz yok. Bizim yerimize ampüte milli takım ya da görme engelliler milli takımı şampiyon olsa büyük ödüller alırlardı. Bunun düzeltilmesini istiyoruz.

11.07.2016 - Milliyet

Değerlendir (Henüz oy almamış)