Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Sağlık

Kök Hücre Ameliyatı Olan Nesrin Subaşı Koltuk Değnekleriyle 40 Adım Atabiliyor

Kök hücre mucizesi her gün yeni olumlu haberlerle omirilik felçlilerin hayatına yenilikler katmaya, umut vermeye devam ediyor. Gerek bizim, gerek hasta Nesrin Subaşı'nın, gerekse Dr. Turgut Kırkgöz'ün telefonları kilitlendi, mail kutularımız doldu... Çok sayıda felçli hastaya umut olan haberimiz olumlu tepkiler alırken, kök hücre ameliyatını gerçekleştirilen doktor, bazı meslektaşlarınca eleştirildi. Fakat ameliyat olan Nesrin Subaşı'nın durumu her geçen gün daha iyiye gidiyor.

Henüz 10 aylıkken çocuk felci geçirip felç kalmış Tülay Çiçek. Bugün otuzlu yaşlarında. Yürümenin, hareket etmenin ne olduğunu bilmiyor. Kendi işini kendi kendine yapmanın ne olduğunu da... Hep yürümenin hayalini kurmuş; oturtulduğu koltuktan sıkıldığı halde birinden yardım isteyememenin ne demek olduğunu ise çok iyi biliyor, yürüyebilenlerin aksine. Oysa adım atmak çok kolay değil midir; adım atacağım, attım...

"Nesrin Hanım'a dua ediyorum, kısa sürede sağlığına kavuşacağına inanıyorum" diyor Tülay. Ve Nesrin'in, on binlerce felçli için her zamankinden daha güçlü olması gerektiğini söylüyor; bir ara ağlıyor. Ürkek ve titrek sesiyle, zorla kurduğu cümlelerle düşüncelerini aktarıyor telefonun diğer ucundan.

"Düşünsenize, eğer Nesrin başarırsa, yıllar sonra 'ilk' olduğu için ismi her zaman dualarla anılacak" görüşünde bir başka hasta. Bir diğeri ise, "Lütfen siz bizim sesimiz olun, bu konuya ilişkin tüm gelişmeleri düzenli olarak bize aktarın, siz bizim halimizden anlarsınız" diyor.

Yukarıda verdiğimiz örnekler gelen tepkilerin sadece birkaçı. Geçen hafta 'Felçte Devrim' başlığıyla verdiğimiz haber, büyük ilgi gördü. Dergimizin piyasaya çıktığı daha ilk gün telefonlarımız kilitlendi, mail kutularımız doldu... Elbette olumlu tepkilerin yanı sıra olumsuzları da geldi.

Umut vermek lazım

Dergimizi, Dr. Turgut Kırkgöz'ü, Nesrin Subaşı'yı ve babasını yüzlerce hasta aradı. Hepsi de konuya olumlu yaklaşıyordu. "Ben de bu ameliyatı yaptırmak istiyorum" diyen hastaların sayısı azımsanamayacak düzeydeydi. Ancak bazı doktorlar bu ameliyata tepkiliydi. Kimisi, "Bu, geçici bir felçtir. Şimdi his gelmeye başlamıştır" görüşündeydi; kimisi ise "Gaziantep'te ortopedi uzmanı olan birisi, bu ameliyatı yapamaz" diyordu. Hatta bazı doktorlar işi biraz daha ileriye götürerek, Dr. Turgut Kırkgöz hakkında, 'yaptığı iş etik değil' gerekçesiyle dava açacaklarını söylüyorlardı. Oysa Nesrin Subaşı'nın geçici felç olmadığına dair Gaziantep Sani Konukoğlu Hastanesi ve Ankara GATA'nın verdiği raporlar mevcut. Ve hastanın bugünkü durumu da...

Nesrin Subaşı'nın babası Muzaffer Subaşı, operasyonu düzeysiz bir şekilde eleştirenlere tepkili: "Dünyanın herhangi bir yerinde kök hücre ekimi yapılıyordu da biz mi götürmedik? Sonuç itibarıyla tüm doktorlar, Nesrin'in ancak kök hücre ile iyileşebileceğini söylüyorlardı, biz de bu nedenle tüm dünyayı araştırıyorduk. Bir ortopedi doktoru, azmetmiş, araştırmış, bağlantılar kurmuş ve bu işi başarmış, ancak eleştiriliyor. 'Nasıl biz değil de o yapabilir' kıskançlığı içindeler mi diye düşünmemek mümkün değil. Destek verip, bu yöndeki çalışmaları daha da ileriye götürüp on binlerce hastaya yardımcı olmak yerine, çalışan bir insanı da küstürmeye çalışıyorlar."

 

Doktora destek verilmeli

Ramazan Baş, o zamanlar gençti, enerji doluydu; geziyor, dolaşıyor, hayatın keyfini çıkarıyordu; ta ki o güne kadar: Yıl 1983'tü, sıcak bir yaz günü serinlemek amacıyla suya balıklama atladı ve ameliyatlar birbirini izledi. O da omurilik felci olmuştu. Annesi Fatma Hanım'ın da desteği ile yeniden hayata tutundu. 1998'de Omurilik Felçlileri Derneği'ni kurdu, o günden beri de başkanlığını yapıyor. Tempo'da yayımlanan haber elbette onları da heyecanlandırmış, "Telefonlarımız susmak bilmiyor" diyor.

"Bizim durumumuzda olan on binlerce insan, konuya ilişkin güzel haberler bekliyor. Tempo'da çıkan haber de bu anlamda umudumuzu artırdı. Konuya ilişkin derneğimize sürekli telefonlar geliyor, insanlar bilgi almaya çalışıyor. Ben bu hastalığa bir gün tamamen çözüm bulunabileceğine inanıyorum. Bu çözümü neden Türkiye'den bir doktor bulmasın ki. Ancak Nesrin Subaşı'nın durumunu biraz daha beklemek gerekir diye düşünüyorum. Bu başarıya imza atan doktoru da dozunda eleştirmeli, hatta destek verilmelidir. Desteklenmeli ki bu yöndeki çalışmalar daha da hızlansın." Başkan Baş, bir konuda hastaların dikkatini çekmek istiyor:

"Birkaç hafta önce derneğimize gelen bir şahıs Güney Kore ve Portekiz ile bağlantıları olduğunu, omurilik felçlilerini oralarda iyileştirebileceğini söyleyerek buradan hasta toplamaya çalıştı. Arkadaşlarımız bu tip insanların, umut tacirlerinin peşine düşmemeli. Çünkü sonucu daha kötü olabilir. Biz dernek olarak tüm dünyadaki çalışmaları takip ediyoruz."

 

Omurilik felcinde sona geliniyor

İstanbul Ataköy'de bulunan, Omurilik Felçlileri Derneği'ne (OFD) gittiğimizde, başka bir toplantı için bir araya gelen İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi Omurilik ve Beyin Cerrahisi Op. Dr. Cengiz S. Türkmen, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Prof. Dr. Şafak Sahir Karamehmetoğlu ve 70. Yıl İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Fizik Tedavi Uzmanı Nurgül Elbaşı da bir aradaydı. Omurilik felçlileri iç içe oldukları için, konuya vakıftılar. Gaziantep'te Nesrin Subaşı'ya yapılan operasyonu tartıştık ve ortaya çıkan sonuç şuydu: "Umut verici bir gelişme."

Op. Dr. Cengiz S. Türkmen, konuya ilişkin şu yorumda bulundu: "Omurilik çalışmalarında sona geliniyor. Yeni diyebileceğimiz, birkaç yıl önce geçirdiği kaza sonucu omurilik felci olan hastalarda önemli gelişmeler var. Konuya ilişkin ülkemizde de çalışılıyor. Bunlara bir örnek de Nesrin Subaşı. Ancak bilimsel kabul edilebilmesi için en az 13 hastada bu yöntem uygulanmalı ve istatistiği incelenmeli. Her umuda koşa koşa gidilirse, denek olmaktan öteye geçilemez.

İmkânlarımız sınırlı, denek olmakla bu sınırları tüketiyorsunuz. Gaziantep'teki vaka ile umutlandım, ama tek vaka. Hastanın bugünkü durumu başka bir hekim tarafından incelenmeli, muayene edilmeli. Dünyada kök hücre konusunda üç yöntem üzerinde çalışmalar sürüyor; embriyo, kordon kanı ve leğen kemiği. Embriyodan bugüne kadar pozitif bir sonuç alınamadı. Kordon kanında ise doku uyuşmazlığı söz konusu. Leğen kemiği en doğrusu, çünkü kişinin kendisinden alınıyor. Gaziantep çalışması doğru yolda. Umut var, ama acele edilmemeli. Tempo'da yayımlanan haber ışık verdi."

Prof. Dr. Şafak Sahir Karamehmetoğlu ise yaşanan tartışmalara son vermek için bir öneride bulundu: "Gaziantep'teki hastaya kök hücre nakli umut verici bir çalışma. Ancak bilimsel gelişmelere bakmak gerekli. Ameliyatın nasıl yapıldığı, yöntemi tam olarak öğrenilmeli. Konuya ilişkin bir komisyon oluşturularak, bir rapor hazırlanmalı."

Nurgül Elbaşı ise felçli hastalar için bir noktanın altını çizdi: "Biz bilimselliğe inanmak zorundayız. Tempo'da çıkan haber popüler kültürü yansıtıyor, ancak popüler kültürle bilimsellik eşit ve birlikte gitmeli. Bir hasta için fizik tedavi ve rehabilitasyon çok önemli. Ne kadar çok rehabilitasyon ve fizik tedavi yapılırsa, o kadar umut vardır, kesinlikle bırakılmamalı. Rutin kontroller yaptırılmalı ve mümkün olduğu kadar profesyonel yardım alınmalıdır." (Tempo)

 

Değerlendir (1 oy, ortalama 5.00 yıldız)