Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça

Site Google Bing

Zehra Eliçin

info@bcdtr.com

Mesleki Eğitim Alan Engelli Öğrencilerle Tanışmak

Zehra Eliçin

Önceki yazılarımda sıkça sözünü ettiğim ve halen üzerinde çalışmakta olduğumuz  bir AB projesi (Q4S) nedeniyle son iki ay içinde birçok meslek okulunu ziyaret ettik. Amacımız, engelli öğrencilere yönelik olarak hazırladığımız www.engelsizegitim.com web sitesi üzerinde bir pilot uygulama yapmaktı. Öğrenciler acaba bu sitedeki bilgilere kolay erişebiliyorlar mı? Aradıklarını bulabiliyorlar mı? Onlar için oluşturulmuş bilgileri faydalı buluyorlar mı? Gibi birçok soruya yanıt arıyorduk.

Bu benim için çok önemli bir deneyim oldu. Bu deneyimden pek çok ders çıkardım kendi adıma. Çok güzel şeyler gördüm, mutlu oldum.... Derinlemesine araştırma yapılması gereken daha birçok alan olduğunu gördüm, heyecanlandım.... Engelli çocuklarımızın sevinçlerini paylaştım, duygulandım... Zorluklarını gördüm üzüldüm.... Yaptığımız işin bir değer katacağını anladım ve sevindim...Bunları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Önce mutluluğa neden olanlardan başlayayım. Gittiğimiz okullarda bu uygulamayı hep bir bilgisayar laboratuarı ortamında gerçekleştirdik. Ya bir laboratuar öğretmeni, ya bir rehber öğretmen ön ayak oldu ve çocuklara gerekli açıklamaları yapmamıza yardımcı oldular. Bu öğretmenlerin öğrencilerle iletişimi çok sıcak ve içtendi. Öğrencilere şefkatle yaklaşıyorlar, iletişim kurmak için engel durumlarına uygun taktikler kullanıyor ve hiç “öff ne zor” gibi bir his taşımıyorlardı. Yaptıkları işi severek, gönül bağı kurmuş bir şekilde yapıyorlardı. İlk tanıştığımız grupta farklı engel gruplarından öğrenciler vardı ama çoğu hafif zihinsel engelliydi. Bir kere onlar kendilerini “engelli” olarak tanımlamadıkları için nasıl hitap edeceğimizi, projeyi nasıl açıklayacağımızı belirlemekte zorlandık. Bu zorluğu aşmamıza öğretmenler yardımcı oldu ve “eğitimde birçok zorlukla karşılaşabiliyoruz; herkes kendi karşılaştığı zorluğu bulsun ve ona göre değerlendirme yapsın” şeklinde bir açıklama yapıldı. Böylelikle çocukları rencide etmemiş olduk. Nitekim onlar da “öğrenme güçlüğü” kısmını incelediler.

İkinci gittiğimiz okul tamamen görme engellilere yönelik bir okuldu. Öğretmenlerin önemli bir kısmı da görme engelliydi.  Koridorlar cıvıl cıvıldı, her yaştan öğrenci vardı. El ele tutuşmuş, birbirine yardım ederek koşuşuyorlardı. Bir kısmı elinde flütüyle müzik dersine yetişmeye çalışıyordu. Öğretmenler, her yerde şahit olduğumuz türden “koşmayın, yavaş....” gibi uyarılarda bulunuyordu. Ortama coşku ve mutluluk hakimdi. Görme engeli olması onların mutluluğuna gölge düşürmüyordu. İçimiz ısındı. Bilgisayar laboratuarına gelen öğrenciler kulaklıklarını takarak ekrana kumanda ediyor ve yazılanları sese dönüştüren program sayesinde web sitesini inceleyebiliyorlardı. Yaptıkları yorumlar, sitenin görme engellilerin kolay okuyabilecekleri tarzda hazırlanmış olduğu yönünde oldukça olumluydu.

Birden aklıma iki hafta önce yaşadığımız şanssız olay geldi. Bizi bu okullara yönlendiren İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün listesinde yer alan ve kaynaştırma çerçevesinde dokuz görme engelli öğrencinin bulunduğu bir meslek okuluydu bu. Okul müdürü “evet bizde görme engelli öğrenci var ama bilgisayar kullanamıyorlar, çünkü yazıyı sese dönüştüren programımız yok” diyerek pilot uygulamayı o okulda yapamayacağımızı belirtmişti. Bu dokuz öğrenci için o kadar üzülmüştüm ki eşimle hemen bu yazılımı kendi imkanlarımızla temin edip okula hibe etmeyi düşündük. Ancak İl Milli Eğitim Müdürlüğünü geribildirim vermek için arayınca acı gerçek ortaya çıktı.  Şöyle olmuş: bu yazılım iki yıl önce tüm okullar gibi bu okula da gönderilmiş, ama okul idaresi bunun için daha fazla eğitim gerekiyor diyerek gönderilen CD’yi rafa kaldırmış. Dönüp de “ek eğitim istiyoruz” dememişler. Bu yüzden de bu dokuz öğrenci araştırma yapmaktan, internet üzerinden dünyaya erişmekten mahrum bırakılmış.  Allahtan konu aydınlığa kavuştu da İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün duyarlılığı sayesinde olaya el kondu ve bu eksiklik giderilmiş oldu.

Son gittiğimiz meslek okulu ise işitme engellilere özel bir okuldu. 16 kişilik sınıftaki tüm öğrencilerin çoğu Bilgisayar Teknolojileri meslek dalında okuyordu. Hepsi cin gibi çocuklardı; yerlerinde duramayan, mutlu, azimli ve enerjik duruşlarıyla dikkat çekiyorlardı.

Yaşadığımız deneyim diğer okullardan çok farklıydı ama. Öğretmen web sitesini bir gün önce inceleyerek hazırlık yapmıştı. İşaret diliyle amacı anlattıktan sonra öğrencileri diğer okullarda yaptığımız gibi sitede dolaşmaları için serbest bırakacak diye bekliyorduk. Ama öyle olmadı. Web sitesini elektronik beyaz tahtaya yansıttı ve tek tek tüm linklerin üzerinden geçti . Açılan her linkin içindeki metinlerin önemli bir kısmını okuyarak öğrencileri bilgilendirdi.  Acaba aralarında hafif zihinsel engelliler mi var diye düşündük önce. Oysa sınıfta hiç zihinsel engelli yokmuş. Sorun yazı dilinin zorluklarından kaynaklanıyordu. Soyut ifadeler, sözcüklerin ekleri ve uzun cümleler işitme engelliler için zorluk teşkil ediyordu. Özellikle Türkçe’de sözcüklere zaman, şahıs ve yer bildiren eklerin gelmesi işaret dilinden çok farklı bir durum yaratıyordu. “Eğer”, “ama” gibi soyut kavramlar ise zor ifade ediliyordu. Öğretmenin verdiği çabayı görünce, web sitesinde işitme engelliler için oluşturulmuş sayfaları tekrar ele almamız gerektiğini anladık. Bu çok önemli bir geribildirimdi bizim için.

Döner dönmez internette bir araştırma yapmaya başladım. Acaba Türkçe’nin işitme engellilere öğretilmesinde özel birtakım teknikler kullanılıyor muydu? Bu konuda bir çalışma var mıydı? Şu ana kadar herhangi bir bilgiye ulaşmış değilim. Araştırmama devam edeceğim ve uzmanlarla bu konuda temas kuracağım. Kimbilir belki de bu konuda yeni bir proje fikri çıkarılabilir....

Bu deneyimimizden çıkardığımız bir başka sonuç da şu oldu: gerek işitme engelli gerekse görme engelli öğrencilerimizin kendileri gibi engeli olan başka öğrencilerle aynı okulda okumaları onlar için önemli bir rahatlık ve mutluluk sağlamaktaydı. Ama bu ortamın dışına çıktıklarında toplumun geri kalanı onlara nasıl davranıyordu? Diğerleri “engellilik” konusunda nasıl eğitiliyor, nasıl bilinçlendiriliyordu? Bu özel engelli okullarından ayrılırken gerek bu okulların engelli öğrencilere sağladığı mutlu ortam, gerekse özveriyle çalışan şefkat dolu öğretmenlerin varlığı bizi mutlu ettiyse de, “toplumun” bilinçlenmesindeki eksikliklerin nasıl giderileceği” konusu büyük bir soru işareti olarak bir kez daha kafamızda belirmişti.

Tekrar görüşmek dileğiyle.

Değerlendir (6 oy, ortalama 5.00 yıldız)