Mutlaka Engelli Milletvekili Olmalı

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) girmiş ilk görme engelli milletvekili ve Avrupa Konseyi'nin de ilk görme engelli üyesi Lokman Ayva, parlamentoda mutlaka engelli milletvekili olması, hatta her siyasi partinin meclise engelli parlamenter taşıması gerektiğini belirterek, "Çünkü demokrasi dediğiniz şey, böyle bir şeydir. Bir karar verilirken, siz de fikrinizi söyleyeceksiniz ben de fikrimi söyleyeceğim." dedi.

Konya'nın Doğanhisar ilçesi, Başköy kasabasında 3 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya gelen Ayva, 11 yaşında geçirdiği menenjit hastalığı nedeniyle görme yeteneğini kaybetti.

Öğrenimine 5 yıl ara vermek zorunda kalan Ayva, yaz aylarında açılan okuma-yazma kursuna katıldı ve Braille (kabartma) yazıyı öğrendikten sonra Ankara Körler Ortaokulu'nda başladığı eğitimini 1985 yılında tamamladı.

Okul hayatında geliştirdiği öz güvenle azimle çalışan Ayva, Ankara Bahçelievler Cumhuriyet Lisesi'ni bitirdikten sonra kazandığı Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü'nden 1993 yılında, 1993-1996 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Bölümü'nde yüksek lisans yapan Ayva, 2002 seçimlerinde AK Parti İstanbul milletvekili olarak meclise girdi.

22. ve 23. dönem milletvekilliği yapan Ayva, Türkiye'yi Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde temsil etti ve Avrupa Konseyi'nin de ilk görme engelli üyesi oldu.

Boğaziçi Üniversitesi'nde İşletme Bölümü'nde ders veren Ayva, engellilere yönelik çalışmalarını Türkiye Beyazay Derneği çatısı altında sürdürüyor.

- "Giderek artan bir engellilik oranı var"

Lokman Ayva, Engelliler Haftası dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de ve dünyada engellilerle ilgili çeşitli istatistiksel çalışmaların yapıldığını, burada engellinin tanımıyla ilgili sorunların zaman zaman ortaya çıktığını söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü'nün de verilerinden yola çıkılarak oluşturulan tanıma, Türkiye'nin de uyduğunu anlatan Ayva, "Buna göre kronik hastalar da engelliler gurubuna giriyor. Ağır astımı olanlar, kalp, tansiyon, şeker, böbrek hastaları, şizofrenler de bu grupta yer alıyor." dedi.

Dünya Bankası'nın desteğiyle 1990'lı yıllarda yapılan araştırmada, Dünya Sağlık Örgütü'nün dünya nüfusunun yüzde 10'unun engelli olduğunu varsaydığını aktaran Ayva, Türkiye'de 2003 yılında hane bazlı bir araştırma yapıldığını ve engelli sayısının yüzde 12,29 yani 7,5-8 milyon olduğunu belirtti.

Ayva, Dünya Sağlık Örgütü'nün 2013 yılında bir rapor daha açıkladığını ve dünya nüfusunun yüzde 15'inin engelli olduğunun tespit edildiğini ifade eden Ayva, sözlerine şöyle devam etti:

"Giderek artan bir engellilik oranı var. Neden engelli sayısı artıyor? Bu dünyada tartışılan bir konu. Bunun iki sebebi var. Birincisi dünyada gelişmiş sağlık hizmetlerinin bunun bir sebebi olduğu söyleniyor. Eskiden trafik kazası geçiren kişiler ambulans hizmetini geç alınca ölüyordu. Şimdi ambulans yetişiyor ama vatandaş hayatına engelli olarak devam ediyor. Eskiden kanserden çabuk ölünürken, şimdi yaşanıyor ama engelli olarak hayatına devam etmek zorunda kalıyor.

Diğer bir sebep ise daha etkileyici bir sebep. O da yaşlılığa bağlı engellilik. Yaşlandıkça daha az görmeye, daha az duymaya başlıyorsunuz. Yürümekte zorluk çekiyorsunuz. Hukuki ve tıbbi verilere göre engelli kategorisine girebiliyorsunuz. Bu iki sebepten dolayı dünya nüfusunda genel bir engellilik artışı var. Ayrıca teknolojik sebepler ve X-Ray ışınlarının engelliliğe sebep olduğu görüşleri de var. Bunların da yüzde 80 oranında etkili olduğu söyleniyor."

Doğuştan gelen engellilik oranlarının çok düşük olduğunu bunun oranının ise yüzde 14-16 arasında değiştiğini anlatan Ayva, "Sonradan olan engellilik oranları daha yüksek. Trafik kazaları, terör, iş kazaları, hastalıklar, yaşlılık bu oranı arttırıyor." dedi.

- "Türkiye'deki engelli nüfusu 9 milyon"

Türkiye'de genel engelli nüfusunun 9 milyon, İstanbul'da ise 1,5 milyon olduğunu belirten Ayva, görme engellilerin nüfusun yüzde birini, işitme engellilerin yüzde bir buçuğunu, bedensel engellilerin yüzde 2,5'ini, kronik hastaların ise yüzde 8,5'ini oluşturduğunu söyledi.

İstanbul'daki engelli vatandaşların sorunlarına değinen Ayva, şunları dile getirdi:

"Sorunlar 3 temel başlıkta yoğunlaşıyor. Birincisi fiziki ve sosyal sistemlerin, engellileri kapsamadığı noktasında. Kaldırımlar, yollar... Çok güzel erişim alanları yapılmış ama standartlara uygun değil. Örneğin çok güzel mermerden bir rampa yapmışlar. Ama çıkarken kayıp düşüyorsun, sakatlanıyorsun.

İkinci sorun ise toplum tarafından kabullenilme meselesi. Önemli olan oyunlara dahil edilmek, sınıflara dahil edilmek, hayatın her yerine dahil edilmek istiyor insanlar. Bunu her zaman iyi şekilde bulamıyor ama olumlu anlamda iyi gelişmeler var Türkiye'de ve İstanbul'da. İstanbul, Türkiye'de daha hızlı gelişen bir şehir engelliler açısından. Engelliler, özellikle İstanbul'a gelmeye çalışıyor. Belediyelerin güzel hizmetleri var.

Üçüncü sorun ise engellilerin kendi yeteneklerini ortaya koyamaması. Bunun için fırsatlar arıyorlar. Örneğin engelli bir yazar, kitabını tanıtma fırsatı bulamıyor. 'Engelli birisi yazdı' deyince o etiketi yiyor ve okunmuyor. Engelli algısı değişirse, ihtiyaçlarımız ortaya çıkacak."

Türkiye'nin, engelliler alanında son 10-15 yılda çok iyi bir gelişme kat ettiğini dile getiren Lokman Ayva, "Eğitim ve istihdam alanında önümüz açıldı. Fakat kamuda iş vermiyorlar. Öğretmen oluyorsun, ders vermiyor, dersi yapamayacağımı zannediyor. Biz bir sürü imkanlara kavuştuk ama imkanların getirdiği başka sorunlar da var. Engellilerin çoğu memur oldu ama terfi, tayin sorunları var. Ekonomik anlamda imkanlarımız arttı fakat tatil istiyor insanlar artık. Ben kör birisi olarak para harcamak istiyorum ama harcayamıyorum."

Engellilerin çok iyi bir piyasa olduğunu, bu kitleye yönelik ürünlerin geliştirilmesi gerektiğini ama satıcıların bunu bir türlü görmediğini ifade eden Ayva, işsiz 50-100 bin kişinin de bu işten gelir elde edilebileceğini söyledi.

Engelliler alanına kayan ekonomik oranın şu an GSMH'nın yüzde 5,2'sini oluşturduğunu anlatan Ayva, şu an 60 bin engelli memurun olduğunu, bakım ve rehabilitasyon parası, engelli maaşı, vergi muafiyeti yönünden engellilere devlet desteği sağlandığını belirtti.

Hükümetten engellilerle ilgili alanları işadamlarına açmasını istediklerini ifade eden Ayva, "Engelliler alanında kanunlar güncellenmeli, ürünler üretilmeli, çok engellilik konusu, erişilebilirlikle beraber gündeme gelmeli. Herkesin önünü açmak ve yeteneklerine göre engelleri ele almak lazım." diye konuştu.

- "Hepimizin temsilcisi meclise girsin"

Parlamentoda mutlaka engelli milletvekili olması hatta her siyasi partinin meclise engelli parlamenter taşıması gerektiğini vurgulayan Ayva, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü demokrasi dediğiniz şey, böyle bir şeydir. Bir karar verilirken, siz de fikrinizi söyleyeceksiniz ben de fikrimi söyleyeceğim. Çünkü ikimiz de bedel ödüyoruz. Sizin fikriniz alınır, benim fikrim alınmazsa, aldığınız karara ben uymak zorunda kalıyorum. Bu, doğru bir şey değil. Onun yüzden hepimizin uyacağı kararları hep beraber alalım. Hepimizin temsilcisi meclise girsin ki hepimizi mutlu edecek kararlar çıksın. Siyasi partilerin engelliler konusundaki görüşünü, engelli milletvekilleri meclise gelip anlatmalı."

24 Haziran'da yapılacak seçimlere engellilerden büyük bir talebin oluştuğunu anlatan Ayva, şunları kaydetti:

"Üzüldüğüm bir nokta oldu. 15 Temmuz'da gazi olan vatandaşlarımızın, engelli kategorisinde parlamentoya taşınmak istendiği ile ilgili bir duyum aldım. Bu doğru bir yöntem değil. Çünkü 15 Temmuz sadece engellileri temsil etmiyor. Türkiye'nin hepsini temsil ediyor. Bana göre 15 Temmuz gazisi veya şehit yakını şu demek; vatanı ve milleti için canından vazgeçebilen insan demek. Böyle insan sayısı Türkiye'de eşittir 80 milyon. Dolayısıyla hepimizi temsil ediyor. Gazileri bu kategoriye sıkıştırmak hem doğru değil, hem de engellilerin temsili anlamında doğru olmaz. Çünkü gazilik ayrı bir şey, engellilik ayrı bir şey."

16.05.2018 - AA