Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Okur Temsilciliği

okur@yasadikca.com

ÖSYM, YGS ve TRT Üçlemesi

Okur Temsilciliği

Bugünlerde kamuoyunu Yükseköğretime Giriş Sınavı'ndaki 'şifre' iddiası meşgul etmeye başladı. Sonuçlar açıklanmadan önce konu açıklığa kavuşmazsa o zaman fırtına daha da büyük kopabilir endişesi şimdiden öğrencileri tedirgin etmeye başladı. Yasadikca.com olarak tam da bu tartışmaların gölgesinde değil de merkezinde kalarak konuya dikkat çekmek için bu hafta  Görme Engelli Öğrenciler Grubu’ndan Emre Taşgın’ın kaleme alarak bizimle paylaştığı ‘ÖSYM’nin Görme Engelliye Yine Engel’ olduğunun altını çizdiği yazısına yer vereceğiz.

 

Görme engelli öğrencilerin yaşadıklarına değinen Taşgın, özellikle yazısında; yapıldı, oldu, bittiye getirilen önlemlerin aslında ne kadar yetersiz ve yanlış olduğunu, özellikle görme engelli öğrencilerin yıllar süren özveri ve çabasının bir sınavla geleceklerini nasıl olumsuz etkilediğinin iyi okunmasını sağlamak amacıyla kaleme almış. Gözden kaçıran gerçekler ışığında görme engelli öğrencilerin yaşadıklarına yer vererek derinlemesine farkındalık oluşturmayı amaçlamış.

10/11 Mart tarihleri arasında Ankara Üniversitesi’nde düzenlenen Engelsiz Üniversiteler Çalıştayı’nda bu konu gündeme geldiğinde yetkililerce savunulmuş ve görme engelli öğrencilerin görüşü alınarak en doğru çözüme ulaşılacağı vurgulanmıştı. Ancak bu çalıştayda akademisyenlerin dışında YÖK ve ÖSYM yetkilileri de olmasına rağmen son sınavda yaşananlar henüz yapılacak çok iş olduğunu ve bunun bir an önce yapılması gerektiğini ortaya çıkardı.

Yazıyı, çözüm ve yanlışlıkların bir an önce ortadan kalkması için kamuoyunu bilgilendirmek ve yetkilileri göreve davet etmek adına aydınlatıcı olacağını düşündüğümüz için Yasadikca.com'un ilgi ile takip edilen Okur Temsilciliği bölümünde sizlerle paylaşıyoruz.

ÖSYM’nin Görme Engelliye Yine Engel

Yorucu bir hazırlık sürecinin ardından 27 Mart Pazar günü üniversite adayları YGS’ye girdiler. Öğrencilerle yapılan röportajlar ve çevremizdeki arkadaşlarımızın izlenimlerini incelediğimizde, kimileri Türkçe sorularının uzunluğundan, kimileri matematik sorularının geçtiğimiz yıla göre daha zor olmasından, kimileri tarih sorularının genel itibariyle bilgiye dayanıyor olmasından, kısacası herkes sorulardan farklı şekillerde muzdaripti. Bir de ÖSYM tarafından gerçekleştirilen sınavlarda yıllardır sorun yaşayan ve sorunlarına yönelik çözüm önerilerinin neler olduğunu açık açık belirten fakat, buna rağmen farklı uygulamalara maruz kalan görme engelliler, maalesef yine okuyucularından ve sınav salonlarındaki haksız yaptırımlardan yakındılar.

Hatırlayacağınız üzere, mart ayının başında ÖSYM tarafından aranan görme engelli üniversite adayları, dijital ortamda sınav olacaklarını, bu uygulamanın İstanbul ve Ankara’da uygulanacağını, tüm görme engelli adayların bu iki şehirden birinde sınav olacağını, bunun için en kısa zamanda dilekçe yazmalarının gerektiği söylendi. Üstelik sınava bir aydan kısa bir süre kalmışken, tercih kılavuzunda böyle bir konudan bahsedilmemişken, öğrenciler yeterince bilgilendirilmemişken, bu sistemin tatmin edici bir denemesi yapılmamışken, ÖSYM’nin sınav hakkında öğrencileri bilgilendirmek üzere gerçekleştirdiği toplantıda bununla ilgili bir açıklama yapılmamışkenm. Neye uğradıklarını şaşıran görme engeli arkadaşlarımız çekincelerini E-posta grubumuzdapaylaşmışlar ve bundan sonraki izlemeleri gereken yol hakkında bilgi edinmeye çalışmışlardı. O süre zarfında ilgili birimleri telefon yağmuruna tutan görme engelli adaylar bu sistemin uygulanışına yönelik tepkilerini ve çekincelerini dile getirmişlerdi. Neyse ki bu uygulama gerçekleşmedi ve sakıncaları ilgili mercihler tarafından ÖSYM’ye hatırlatılınca, bu uygulamadan vazgeçildi. Elbette ki bizler de okuyucu faktörü nedeniyle başarısız olunmasını kabul etmiyor ve dijital sınav tercihinin öğrencilere sunulmasını istiyoruz. Fakat, alt yapısı hazırlanmış bir sistem meydana getirilmesi, öğrencilerin zamanında konuyla ilgili bilgilendirilmesi ve Diyarbakır’daki bir öğrenciyi İstanbul’a getirmeden,  en azından ilk etapta 7 bölgede 7 şehirde yapılması koşuluyla. 10/11 Mart tarihlerinde Ankara Üniversitesi’nde gerçekleştirilen Engelsiz Üniversiteler Çalıştayı’nda bu konu gündeme geldiğinde yetkililerce savunulmuş ve öğrencilerin görüşü alınarak en doğru çözüme ulaşılacağı vurgulanmıştı.

Bundan sonra yaşanacak süreçte Görme Engelli Öğrenciler Platformu olarak aktif bir şekilde yer alarak fikirlerimizi dile getirmekten ve en iyiye ulaşma çabamızdan asla vazgeçmeyeceğimizi vurgulayarak bu konuyu kapatıyorum.

*

Sınavdan bir gün önce elimize ulaşan bir habere göre, görme engelli bir arkadaşımıza sınavında kabartma daktilosunu götürmesine izin vermeyedceklermiş. Üstelik bu konuyla ilgili bir yönetmelik olmasına ve sınav başvuru formunda hangi araçları yanında götürmek istediklerini belirten dilekçelerini beyan etmelerine rağmen.

Haberi Okumak İçin Tıklayın

Gizem arkadaşımızın sınava daktilosuyla girip giremediğini henüz öğrenemedik. Fakat, madem ki karşımıza bu tür engeller çıkarılıyor, kendi materyallerimizi içeri sokmamıza izin verilmiyor, o halde ÖSYM gören adaylar için nasıl kalem ve silgi gibi araçlar temin ediyorsa, bizler için gerekli olan materyalleri de temin etmek zorundadır. Bu durum eşitlik ilkesinin gereğidir. Materyallerimiz olmadan sınava girmeye zorlanmak, kabul edilemez bir durumdur.

*

BARIŞ’IN ÖYKÜSÜ

Barış, görme engelli bir öğrenciydi. Lise son sınıfa gelmiş ve eylül ayından itibaren yoğun bir şekilde üniversite sınavlarına hazırlanmaya başlamıştı. Nihayet Üniversiteye giriş sisteminin ilk ayağı olan YGS zamanı gelmiş, diğer arkadaşları gibi Barış da sınava girmişti. Dış etmenler sürekli karşısına zorluklar çıkarsa da, sınavı oldukça iyi geçmişti. Eve geldiğinde heyecanlı bir şekilde televizyonun kumandasına sarılmış, soruların yalnızca TRT 1 ekranlarında çözüldüğünü bildiğinden hemen o kanalı açmıştı. Öğrencilerle röportajlar yapılıyordu. Herkes kendine göre sınavı değerlendiriyordu. Barış ise bir an önce soruların çözülmeye başlamasını bekliyordu. Beklediği an gelmişti. İlk olarak Türkçe soruları çözülecekti. Soruları çözümleyecek öğretmenler ekrana çıkarak, alanlarındaki sorulara ilişkin kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra soruları çözmeye başlamışlardı. Fakat, beklenmeyen bir şey oldu. Öğretmen yalnızca soruların numarasından bahsediyor, sadece doğru şıkkı söylüyor, diğer şıkları ise hiç telaffuz etmiyordu. Daha sonra diğer soruları çözecek öğretmenler geldiler, onlar da öncekilerden farklı bir yöntem uygulamamışlardı. Ekrana sorular yansıtılıyordu ama, Barış hiç göremediğinden soruları takip edemiyordu. Heyecanı yerini hayal kırıklığına bırakmıştı. Bu şekilde soruları cevaplayamayacağını düşünerek televizyonu kapattı. Soruların elektronik ortamda Salı günü açıklanacağını duyduğunda ise üzüntüsü bir kat daha arttı. Gerçi gazeteler pazartesi günü çözümlü soruları yayınlayacaklardı ama, Barış’ın gazeteyi birine okutması gerekiyordu. Çaresizce soruların internette açıklanacağı zamanı beklemeye başladı.

*

Yukarıdaki öykü kurgu ama, tüm görme engelli üniversite adaylarının hemen hemen benzerini yaşadığı bir sahne. Dün ben de soruları incelemek amacıyla televizyonu açtım fakat, bir süre sonra kapattım. Çünkü soruların sadece numaraları telaffuz ediliyor veya bir bölümü okunuyor, şıklar ise söylenmiyor, sadece doğru seçenek belirtiliyordu. Fakat ekranda sorular yansıtıldığından görenlerin tsoruları takip etmesinde bir sorun yaşanmıyordu. Günden güne farklı ve yeni uygulamaları izleyicileriyle buluşturan TRT’yi bundan sonraki yayınlarında görme engelli adayları unutmayarak, soruları takip edebilmelerine yönelik önemleri almaya davet ediyorum.

Öykümüzde Barış’ın yaşadığı bir diğer sorun ise, soruların elektronik formatlarına da henüz erişilemiyor olmasıydı. Sorular gazetelerde yayınlandı fakat, görme engelli bir kişinin mevcut şartlarda gazetenin basılı halini okuması için, gazeteyi zor bir tarama sürecinden geçirmesi gerekiyor. Tabi elinde gazeteyi tarayabilecek bir tarayıcısı varsa…

Görme Engelli Öğrenciler e-posta grubumuzda yapılan sınav değerlendirmelerinde görme engelli öğrenciler, okuyucuları nedeniyle soruları yetiştirememekten ve bundan sonra yapılacak sınavlardaki tedirginliklerinden bahsettiler. Aslında geçtiğimiz yıl yapılan sınav değerlendirmelerinde de buna benzer sorunlar dile getiriliyordu. Yani gelinen noktada, bir yıl içerisinde pek bir ilerleme kaydedilemediği net bir şekilde görülüyor.

Barış ve diğerlerinin sınavlarında, dış etmenlerin etkili olmaması ve soruları gören akranları gibi anında takip edebilmeleri dileğiyle…

Yukarıda okuduğunuz yazıda görme engelli öğrencilerin nasıl bir mücadele içinde savaştıklarına tanıklık ettik.

Şimdi önemli olan görme engellilerin sınavdan maksimum başarı ile çıkmaları için gerekli kolaylıkların gösterilmesi gerekmektedir. Bunun için çözümü uzakta aramaya gerek yok. Görme engelli öğrencilerin kendileri dinlenerek ve konun uzmanları ile değerlendirilerek sonraki sınav ve sınavlar için gerekli önlemler zaman kaybetmeden bir an önce alınabilir.

Yasadikca.com’un Okur Temsilciliği köşesinde yukarıda yer alan yazısını bizlerle paylaşan görme engelli öğrenciler adına farkındalık çalışmaları yapan ve bu uğurda mücadele eden Emre Taşgın’a teşekkür ediyoruz.

Engellilerle ilgil her konuda farkındalık, şikayet, yazı ve önerilerinizin kamuoyu ile paylaşılarak gündeme getirilmesi için bize yazabilirsiniz.

‘Özgürlüğünüzün Başladığı Nokta’

Yasadikca.com

07.04.11

Değerlendir (3 oy, ortalama 5.00 yıldız)