Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Fikret Gökçe

fikretgokce_06@hotmail.com

Özürlüler Mahkum, Anne ve Babaları Gardiyan

27 Mayıs 2012 Pazar günü yapılan Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Genel Kurulu’nda Divan Başkanıydım. Protokol konuşmaları sırasında kürsüye davet ettiğim CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup AKKAYA, delegelere hitap ediyor, partisinin engelliler konusundaki bakış açısını anlatıyor, ayrıca bir “ileri demokrası” örneği olarak yıllardır Silivri’de, Hasdal’da tutuklu olan milletvekilleri, bilim adamları, aydınlar ve askerlerden söz ediyordu. Bu sırada Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma ŞAHİN’in yanında oturmakta olan AKP Milletvekili Nükhet HOTAR, “ müdahale etsenize, niye konuşturuyorsunuz “ diye bana seslendi. Müdahale etmedim, çünkü; daha önceki konuşmacılar; HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut ARSLAN ve AKP Milletvekili Salim USLU’da, iktidarın engelli politikalarını öven açıklamalarda bulunmuş ve özellikle 52 yıl önce aynı gün gerçekleşen 27 Mayıs İhtilaliyle ilgili eleştirel konuşmalar yapmış ve o dönemde mahkum olanların uğradığı haksızlıklara değinmişlerdi.

Bizim mahkumlar ! akıllarına bile gelmiyordu. Oysa; 8.5 milyon engelli insanımızın evlerinden çıkabilmesi, toplumla bütünleşmesi, sosyal ve kültürel yaşama katılabilmesi için kanunla öngörülen 7 yıllık sürenin bitmesine 1 ay 4 gün kalmıştı. Son düzenlemeyle bir yıl daha uzatılan bu kanun hükmüyle, bir kez daha rahmet ve saygıyla andığım A. Faruk ÖZTİMUR’un deyişiyle, “onlar mahkum, onların anne ve babaları da gardiyan “ olmaya devam edeceklerdi.

Fiziki ve mimari engellerin kaldırılması ile ilgili çalışmalar 1975 yılına kadar uzanmaktadır. Bu tarihte BM Genel Kurulu’nun  İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne ek olarak yayımladığı ÖZÜRLÜ HAKLARI BİLDİRGESİ’nde engellilerin diğer insanlarla eşit hak ve sorumluluklara sahip oldukları vurgulanmış, 1981 yılı yine BM Genel Kurulu tarafından Uluslararası Özürlüler Yılı ilan edilmiş ve üye ülkelerin bu bağlamda 10 yıl içinde yaptıkları çalışmaların 1992 yılında değerlendirileceği karara bağlanmıştır. Ayrıca BM Standart Kuralları da, bu konuda ilkeleri belirlemiştir. Bu arada, 1982 yılında da Özürlüler Eylem Planı kabul edilmiştir.

1992 yılında toplanan BM Genel Kurulu’na Türkiye adına dönemin Çalışma Bakanı Mehmet MOĞULTAY katılmış ve bu 10 yıllık zaman diliminde bu konuda ülkemizde yapılan çalışmaları anlatmıştı. 1981 yılında bu alınan kararla uyumlu olarak ülkemizde de T.C. Sakatları Koruma Milli Koordinasyon Kurulu oluşturulmuş ve engellilerle ilgili çalışmalar bu kurul tarafından yürütülmeye başlanmıştı. Başbakanlık Özürlüler İdaresi’nin kurulmasıyla faaliyetine son verilen bu kurulun fiziki ve mimari engellerin kaldırılmasıyla ilgili toplantılarına bizler de katılmıştık.

Daha sonra 1996 yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda Fiziksel Engellerin kaldırılmasıyla ilgili bir komite kurulmuş, T. Sakatlar Konfederasyonu olarak Faruk Bey’in başkanlığında şahsım, Orhan GÖKÇE ve Necati ADIBELLİ’den oluşan heyetimizin katıldığı, tutanakları bende mevcut olan 9 toplantıda alınan kararlar bir metin halinde ilgili bakanlığa sunulmuştu.

Başbakanlık Özürlüler İdaresi’nin kurulduğu 1997 yılında  yürürlüğe giren 572 Sayılı KHK ile yirmi dolayında kanunda değişiklik yapılmış, bu konuda özellikle belediyelere ve Bayındırlık ve İmar  Bakanlığı ile Türk Standartlar Enstitüsü’ne  önemli yükümlülükler getirilmişti. “Fiziksel çevrenin özürlüler için ulaşılabilir ve yaşanabilir kılınması için, imar planları ile kentsel, sosyal, teknik altyapı alanlarında ve yapılarda T.S.E.’nin ilgili standartlarına uyulması zorunludur. Bunun için imar yönetmelikleri ve kamu binaları ile ilgili mevzuatta 01.06.1998 tarihine kadar Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca gerekli değişiklikler yapılır” şeklinde KHK’de yer alan bu hüküm dışında TSE’nin bu konudaki yükümlülüğü de açıkça belirtilmişti.

Başbakanlık Özürlüler İdaresi’nde Başkan Yardımcılığı görevinde bulunduğum 1998 yılında bağlı olduğumuz Devlet Bakanı Hasan GEMİCİ ile birlikte makamında ziyaret ettiğimiz Bayındırlık ve İskan Bakanı Yaşar TOPÇU ile  bu hususta birlikte hareket etmenin yararları üzerinde durulmuş ve bunun sonucunda 3194 Sayılı İmar Kanunu’na bir madde eklenerek, KHK dışında konu,  kanun hükmü olarak da düzenlenmişti.

Bu arada Konfederasyonumuz, çok önemsediği fiziksel ve mimari engellerin kaldırılması konusunu toplumsal bilinç ve duyarlılık yaratmak amacıyla kitap haline getirmişti. 1977 yılında Hollanda’nın Utrecht şehrinde toplanan AB ülkelerinin işbirliğiyle kabul edilen bu konudaki standart ve normları içeren  doküman, 1995 yılında Türkçeye çevrilerek TBMM Başkanı Mustafa KALEMLİ’nin izniyle Meclis matbaasında AB EL KİTABI adıyla bastırılmış ve ilgili kamu kuruluşları, üniversiteler ve diğer ilgililere gönderilmişti.

Yapılan yeni düzenlemeyle sadece engellilerimiz değil, Türkiye’nin insan hakları karnesindeki kırık notu bir yıl daha yerinde sayacak. Anlaşılan, bir gecede çıkarılan kanunlar bir günde uygulamaya sokuluyorken, ranta açık imar planları bir anda değiştiriliyorken yaklaşık 30 yıldır gündemde olan fiziksel ve mimari engellerin kaldırılması konusu da, aynen “ben ölünce o’na kim bakacak” sorusu gibi, “korumalı ve yarı korumalı işyerleri” gibi daha çok konuşulmaya devam edilecek.

Yazımızı yine Faruk Bey’in bir sözüyle bitirmek istiyoruz. Başlangıçta söz ettiğimiz genel kurulda konuklardan AKP Milletvekili Nükhet HOTAR’da bir konuşma yapmış ve Sosyal İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak açıklamalarda bulunmuştu. Bu arada bir süre önce yapılan bir çalıştayda “özürlü sözcüğünün incitici olduğundan ve artık engelli sözcüğünü kullanmak konusunda mutabakat sağlandığından” söz etmişti. Konuşması bittikten sonra ben de, delegelere Faruk Bey’in; “BİZE İSTERSENİZ ORKİDE DEYİN, TEMEL SORUNLARIMIZ ÇÖZÜLMEDİKTEN SONRA BUNUN HİÇ ÖNEMİ YOK” sözlerini hatırlattım.

Yeri gelmişken T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na buradan seslenmek istiyorum. Bakanlığın hemen önünde Atatürk Bulvarı üzerinde bir üst geçit var. İki taraflı çıkışı bulunan bu üst geçidin kaldırımdan itibaren geniş ve uygun rampaları bulunuyor.Yaklaşık  5-6 basamak yüksekliğine tekabül eden bu rampalardan sonra merdiven basamakları başlıyor. Oraya kadar kendi gücüyle kimseden yardım almadan üst geçidi aşarak karşıya geçeceğini uman tekerlekli sandalyeli engellilerimiz bunu görünce şaşkınlık yaşıyorlar. Ben bu çağdaş ! uygulamanın fotoğraflarını çektim. Dilerim bu bir yıllık yeni sürede fiziki ve mimari engellerin kaldırılması çalışmalarına buradan başlanır ve başkentin bakanlıklar bölgesindeki bu ayıp ortadan kaldırılır.

04.07.2012

Değerlendir (2 oy, ortalama 5.00 yıldız)