Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Mehmet Kızıltaş

mkiziltas@yasadikca.com

Rezil Ettiniz Bizi!

Mehmet Kızıltaş

Bu yazıyı yazarken yazsam mı yazmasam mı diye düşünürken kendimi bilgisayar karşısında yazıya çoktan başlamış buldum. Yazmak istedim çünkü susmak, sadece seyirci kalmak suya sabuna dokunmamak bireysel sorumluluğu çok önemseyen biri olarak vicdanımı yiyip bitirecekti. Yazmalıydım çünkü yazacaklarım herkesin çıkarması gereken dersleri öğrenmesi içindi. 

Geçtiğimiz günlerde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Dünya Bankası ve Dünya Sağlık Örgütü işbirliğiyle iki gün süren Dünya Engellilik Raporu Toplantısı’nın daha ilk duyurusu yapılıp davet edildiğimde çok heyecanlanmıştım. Böylesine önemli bir toplantıyı Dünya Bankası ve Dünya Sağlık Örgütü’nün İstanbul’un ev sahipliğinde yapılmasını istemeleri çok önemli bir adımdı.

İki gün süren toplantıda, 2011 Dünya Engellilik Raporu’nun sunulması, Engellilik Ölçümünün İyileştirilmesi ve Engelliler İçin Kolaylaştırıcı Bir Ortamın Yaratılması: Uluslararası Deneyimlerden Çıkarılabilecek Dersler, Engelliler İçin Kolaylaştırıcı Ortamlar ve Evrensel Erişim, Erişilebilir Ulaşım: Temel Kavramlar ve Bazı Ülkelerden İyi Uygulama Örnekleri, Engellilik Ölçümü gibi başlıklarda konferanslar verildi.

İlk gün Dünya Engellilik Raporu editörü ve yazarı Tom Shakespeare yaptığı sunumda “Dünyanın birçok ülkesinde toplantılara katıldım ancak bu kadar katılımı yüksek bir ortamda bulunmadım, bu çok güzel bir durum ve beni çok heyecanlandırdı. Türkiye’nin sözleşmeyi ilk imzalayan ülke olması ve Türkiye’nin sahip olduğu güçlü dinamikleri engellilerle ilgili atılımlarını ilgi ile takip ediyorum” dedi.

Shakespeare’ın konuşmasındaki Türkiye övgüsü yıllarca her yetkilinin ağzında batı şöyle yapıyor, böyle yapıyor, şöyle iyi ama bizde yok diyerek örnek gösterdikleri konuşmalarını hatırlattı. Beyler ülkemize katı haksızlık yapmadık mı ya da halen yapmıyor muyuz? Son 10 yılda nereden nereye geldik. Tabii ki eksikler hatalar var. Bu tüm dünyanın kaderi. Çünkü hiçbir ülke tam olarak engellilerin ihtiyaç ve taleplerine maksimum ölçüde cevap veremiyor. Ama ne yapılıyor biliyor musunuz? Yapılabilecek en iyi çözümler için devlet politikaları üretiliyor. Bu politika yapıcılarının önünü açan ve daha etkili sonuçlar alınmasını sağlayan en önemli başlık sivil toplum örgütlerinin yani engelli derneklerinin dayanışma içindeki işbirliği. Biz biraz çuvaldızı kendimize batırmalıyız. Bu kavga ve kopukluk bize yeteri kadar zarar vermedi mi? Koltuklara yapışmış 1 arpa boyu ilerleyemediğimizi görüp neden değişim ve yenilikçi olup dinamik ve çalışkan genç engellilere fırsat vermiyoruz. Çünkü bir çok dernek yöneticisinin içinden çıkamadığı durum ego ve liderlik çatışması. Sanki koltuğu bırakıp engellilerin önünün açılması onun çıkarına olmayacak. Tek derdi koltukla elde ettiği kimliğini kaybetmemesi. Türkiye’de engellilerin kurban edildiği en önemli komplekslerimizden arınmadıkça bir arpa boyu dahi gidemeyiz.

Konferans boyunca o kadar üzücü manzaralarla karşılaştım ki anlatamam. Aslında bu manzarayla karşılaşmamızı sağlayan organizatörlere tepkim. Shakespeare’in katılımın çokluğu ile teşekkür edip bizleri övdüğü salonda 1 saat sonra çıkacak olaylardan haberi bile yoktu. Konferans iyi yönetilemediği ve katılımcı profilinin doğru belirlenemediği için bu çok önemli toplantıda korkum sahneye koltuk değneği ve sandalye fırlatılmasıydı. Allah’dan böyle bir şey yaşanmadı.

CNNTÜRK’de Ne Oluyor programının sunucusu Şirin Payzın’ın ilk gün moderatörlüğünü yaptığı konferanslara dünyanın değişik ülkelerinden çok sayıda uzman katıldı. Toplantıya konuşmacı olarak Türkiye’den katılan uzmanların bir kısmı için doğru seçilmediği ve yeterli donanıma sahip olmayan isimlerden olması beni hayal kırıklığına uğrattı. Konukların konuşmacı oldukları başlık altında verdiği bilgilerle oldukça zayıf ve cılız kaldılar. “Konuk seçimini kimler belirledi?” diye sorduğumda bilgi aldığım isimler konuşmacı seçiminin Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Bankası Türkiye Temsilcileri tarafından yapıldığını söyledi.

Bu durum konferansları takip edenler tarafından da ciddi bir şekilde eleştirildi.

Toplantıda beni en çok etkileyen konuşmayı Yapı Kredi Bankası Genel Müdür Yardımcısı Yakup Doğan yaptı. Çünkü konuşmasında en donanımlı doğru isimlerden biriydi. Doğan’ın YKB’de başlattıkları ‘Engelsiz Bankacılık’ projesi kurumsal toplumsal bütünlüğün içine aldığı ve bireye yatırımın kuruma yatırım felsefesiyle adeta her firmaya örnek olacak bir başarı hikayesiydi. İtalya’nın Milano kentinde bulunan Politeknik Okulu’ndan katılan Prof. Licia Sbattella’nın anlattıkları da çok önemliydi.

Yiğidi öldür hakkını yeme dedikleri bu olsa gerek. Her ne kadar toplantıda yetersiz kalan konuşmacılar olsa da bizi global olarak temsil eden konuşmacılarda vardı.

Konuşmaların bitiminde soru cevap bölümüne geçildi. Keşke hiç geçilmeseydi de orada bitseydi. Payzın, katılımcılara soru için söz hakkı verirken 3 soru kendi soruyor 1 soru için parmak kaldıranlara dönüyor. Suçlayıcı bir tarzla ÖMSS ile ilgili sorulan bir soru her şeyi fitilledi. Her soru sonrasında yine 3 soru Payzın soruyor 1 soru için katılımcılara dönünce bu tepkilere neden oldu. Payzın biran kendini TV programında sanıp merak ettiği soruları yöneltmeye dalması salonun tansiyonunu yükseltip bağrışmalara neden oldu. Söz almak için koltuk değneği kaldıranlar, yandaşlara söz hakkı veriyorsunuz diyenler, bu toplantıyı berbat ettiniz hiç yönetemiyorsunuz diyenler ve daha birçok şey yaşandı. Soru cevap bölümünü Payzın, yükselen tepkiler nedeniyle tamamlayarak ilk günkü toplantıyı kazasız belasız tamamladı.

 

Bu bize hiç mi hiç yakışmadı. Belki Payzın hayatında ilk kez engellilerle ilgili bir toplantıyı yönettiği için eksik kaldığı yönleri olabilir. Ancak katılımcıların hakaret etmeye ve kişilere saldırmaya asla hakkı yok.  Hiçbir ücret talep etmeden kıymetli zamanlarını bu toplantıya ayırarak gelen herkese karşı daima saygılı davranmalıydık ve davranmalıyız.

Talihsiz bir durumun bu toplantıda yaşanmasının suçlusu İstanbul sokaklarındaki reklam panolarında bu toplantının reklamlarını yaparak halka açık davetin yapılması. Ulusal ve Uluslararası konuşmacıların olduğu böylesine önemli bir toplantıya katılacak isimler konunun önemli temsilcilerini bizzat etkinliğin temasına uygun kurum, firma, medya ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan isimler titizlikle davet edilmeliydi. Ancak o zaman ülkemizde yapılan bu ve benzeri toplantılarda doğru ve katma değer yaratan başarılı sonuçlar elde edilebilir.

Ne yazık ki biz engelliler hala nerede nasıl davranmamız gerektiğini bilmiyoruz. Söz hakkı alamadığımız zaman moderatöre ve organizatörlere hakaret etmemeyi, toplantıda konuşmacılara karşı yandaş suçlaması yapmamayı medeni bir şekilde takip etmeyi öğrenememişiz. Bu tutum ve davranışlar bize bir şey kazandırdı mı? Asla. Aksine Dünya Bankası Türkiye Direktörü Martin Raiser, Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Temsilcisi Maria Cristina ve Cenevre’den gelen konuşmacı ve misafirlerin gözünde çok ciddi olumsuz izlenimler oluşturdu.

Biz engelliler yaşadığımız her şeyde hemen suçlayacak birilerini ararız ancak bir türlü kendimize özeleştiri getirmeyiz. Kusursuz ve mükemmel olduğumuzu düşünürüz. Hayır efendim hiçte öyle değil. Daha doğru dürüst bir toplantıya nasıl katılmamız gerektiğini dahi bilmiyoruz.

Toplantıda Dünya Engellilik Raporu’nda yola çıkarak önemli başlıklarda bilgiler verilirken söz alarak, “Doğalgaz indirimi var mı? Elektrik indirimi olacak mı? Biz engelliydik Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nı kapatıp Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nü kurarak bizi neden yaşlandırdınız?” gibi sorular sormaya hakkınız yok. Toplantı ile alakası olmayan bireysel tatmin ve çıkarlarınızı ilgilendiren soruları soramazsınız. Aramızda konu ile ilgili bilgiler edinerek yenilenme ile çalışmalarına katacak kıymetli insanların soru soramamasına da engel olarak hak gaspı yapılmadı mı? Elbette yapıldı. Soru sormayın demiyorum sadece her soruyu her yerde sormayın. Bulunduğunuz toplantının konusu dışında illa soru soracağım diyorsanız toplantı sonrası konuşmacılardan soru sormak için izin isteyerek elbette sorabilirsiniz.

Toplantılar boyunca alakasız sorular soranları, Dünya Bankası’ndan Cem Mete’nin kendisini Türkiye’de olduğunu unutup konuşmasını İngilizce yapmasını, doğru konuk, katılımcı ve engellilikle ilgili uzman ve duayen isimlerin moderatör olarak belirlenmemesini ve bizleri uluslararası misafirlerimiz arasında rezil edenleri kınıyorum. Bu yazdıklarım için eleştirenler olabilir saygı duyuyorum. Yaşananlardan herkesi suçlamıyorum. Ancak yaşananlar için ilgililer ve sorumluların özeleştiri yaparak aynı olayların yaşanmaması için daha titiz çalışma yapması gerekiyor.

Toplantıdan geriye kalan önemli kazanımlar ise konuşmacılardan edindiğim sayısız veri ve bilgiydi. Toplantılardan öne kısa özet ise şöyle: “Engellilik ölçümünde sadece beş engel grubu (görme, işitme, zihinsel, ortopedik ve bedensel) ile sınırlandırılmamış. Yaşlılar ve sağlık problemleri olanlarda baz alınmış. Rapora göre dünyanın %15’i yani 1/7’si engelli olarak kabul ediliyor. Bu verilerin elde edilmesi sıkı bir işbirliği ile ve 30 yılı bulmuş. Dünyada WHO raporuna göre bir milyar engelli yaşadığı tahmin ediliyor.”

Umarım bu sayı artmadan mevcut engellilerin yaşam kalitesinin arttığı bir dünyada bizden sonraki nesillere güzel bir dünya bırakırız.

Engelsiz, modern, medeni, duyarlı, farkındalık bilincine sahip, bireysel sorumluluklarını bilen bir dünya dileğimle.

22.02.2012

Değerlendir (9 oy, ortalama 3.78 yıldız)