Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Röportaj

Sakatlık Maaşı Alan Engellilere Haciz Şoku!

Resim: Evlerinin dış kapısının önünde yer oturan Çiğdem ve kapıda annesi ayakta dururken.

Bu sıralar binlerce engelli haciz hatta hapis tehlikesiyle karşı karşıya. Nedeni ise bir zamanlar devletin kendilerine verdiği engelli maaşını, yüzde 50 faizle geri istemesi. 5000 YTL'den başlayıp 30 bin YTL'ye varan cezaları, 1 hafta-10 gün içinde ödemeleri istenen engelliler ve aileleri ise çaresiz.

 

 

Bazıları konu komşudan birkaç bilezik toparlayarak, bazıları da babasının ya da annesinin yıllarca biriktirdiği emekli maaşını bankadan çekerek ödüyor cezasını. Birçoğu ise gelecek olan en az 10 bin YTL’lik cezayı ödeme yolu bulamadığı için evine gelecek haczi ya da hapiste geçireceği günleri bekliyor.

 

“Kızımı hapse tek başına atamazlar. Beni de alsınlar” diyor, İstanbul Gaziosmanpaşa’da engelli kızıyla birlikte yaşayan 50 yaşındaki Sevdiye Yüzbaşıoğlu. “2815 YTL borcunuz var” yazılı kâğıt eline geçince, dünyasının yıkıldığını anlatıyor. Komşularından toparladığı bileziklerle Mal Müdürlüğü’ne olan ‘borcunu’ ödemeye gittiğinde ise 4500 YTL borç ile karşılaşmış.   Memurun, “Borcunuzu yüzde 50 faizle geri ödemek zorundasınız” sözleri, adeta bir tokat gibi çarpmış yüzüne Sevdiye Hanım’ın. Şimdi, binlerce engelli gibi o da haciz, belki de hapis cezasını bekliyor. Peki, engelliler bu duruma nasıl düştü?

 

Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı Şükrü Boyraz, devletin, kendi yaptığı hatadan engellileri sorumlu tuttuğunu söyleyerek durumu şöyle açıklıyor: “Devlet, yüzde 40 engelli raporu gösterene, yani vücudunun yüzde 40’ını kullanamadığını belgeleyene, sosyal güvencesi olup olmadığına bakmadan ve daha sonra da işe girip girmediğinin takibini yapmadan engelli maaşı bağladı. Takip ve denetim yapmadı. Devlet bir engelliye maaş bağlamış, engelli de 3-5 yıl sonra bir iş bulmuş; sosyal güvencesine kavuşmuş. Bir yandan da devletin üç ayda bir verdiği parayı almış. Bu, elbette doğru değil; ancak bunu engelliler bilmiyordu ki.

 

SSK devletin. Emekli Sandığı, Bağ-kur da devletin. Eğer bir engelli hem SSK’dan hem de devletten engelli maaşı alıyorsa, bunu tabloda görüyor. Yapacağı tek şey bir maaşı iptal etmek. Ama bunu yıllardır yapmadılar. Şu an yapıkları şey de bu verdiklerini faiziyle geri almak. Yani bir anlamda, ‘Pardon, biz hata yapmışız, size verdiğimiz paraları geri istiyoruz’ diyorlar. Hiçbir engelli arkadaş gidip de devlet hazinesinden para çalmadı ya da yanlış evrak vererek para almadı.

 

Burada fakirlere, zaten kıt kanat geçinen engelli insanlara 20-30 milyar para cezaları yağdırılıyor. Emekliyse, emekli maaşından, değilse evine haciz koyarak devlet bu parayı almaya başladı. Devlet yaptığı hatayı kendi temizlemek zorunda. Biz devletin yanlış işleyişinin kurbanıysak, devlet de sosyal devletse, sakatlığımızı tanzim etmekle ve bize bakmakla yükümlüdür. Devletin görevi bizi icraya vermek, süründürmek, açlığa mahkûm etmek değil. Bize sahip çıkmalı.”

 

Memurlar hakaret ediyor

Çiğdem Yüzbaşıoğlu da ‘ceza ödemesi istenen’ binlerce engelliden biri. İstanbul Gaziosmanpaşa’da annesi Sevdiye Yüzbaşıoğlu ile birlikte yaşıyor. Devletin kendilerine kestiği 4500 YTL’lik cezayı ödeyemedikleri için, polis memurlarının yakında kapılarına dayanmalarını bekliyorlar. Çiğdem, babasını sekiz yıl önce kaybetmiş. Bağ-Kur’lu babasının vefatından sonra, onun maaşını almaya başlamış. Bir süre sonra engelli maaşı için talepte bulunmuş ve devlet bu talebi onaylayarak Çiğdem’e engelli maaşı bağlamış. Çiğdem, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Engelli maaşını devlet onayladı. Her yere imza verdik, gizli bir işlem yapmadık ki. Kimse de uyarmadı bizi. Geçenlerde uyardılar, biz de hemen dilekçe verdik ve babamın maaşını iptal ettik. İptal ettikten sonra da 4500 YTL ceza geldi. Nasıl ödeyeceğimizi bilmiyoruz. Ben kimsenin gırtlağına yapışıp almadım bu parayı. Onlar bize bilgi vermedikten sonra, biz nereden bilelim kanunları? Bu para hakkımız zannediyoruz. Zaten babamdan aldığım para 120 YTL, engelli maaşım da üç ayda bir 150 YTL’ydi. Sağlık karnemle sürekli hastaneye gidiyorum, tedavi oluyorum. Sosyal güvencem olduğunu görmüyorlar mı? Şimdi birden niye cezalandırılıyoruz? Bir de Mal Müdürlüğü’ndeki kadın, “Bu parayı kiminle yediyseniz o ödesin” dedi, utanmadan. Cezayı taksitlendirmiyorlar da. Bir hafta içinde ödememizi istiyorlar. Kaç kere polis geldi evimize. Rezil olduk. Hapis cezası varmış. Hapse girmeye de razıyım. Yeter ki hakaret etmesinler bize...”

 

Çiğdem’in annesi Sevdiye Yüzbaşıoğlu, sadece SSK’dan aldığı emekli maaşıyla geçindiklerini söylüyor. Bir zamanlar, bir hastanede yoğun bakım personeli olarak çalışan Sevdiye Hanım, şu an hiçbir güvencelerinin olmadığını söylüyor: “Hiçbir şeyimiz yok. Sadece benim emekli maaşım var. Yaşadığımız ev de emanet. Ev sahibine bakıyorum, o da beni evinde oturtuyor. Cezayı ödeyemeyeceğiz. Gelip bizi götürecekler. Gelsin götürsünler kızımı hapse; ama beni de yanında götürmeliler. Tek başına götüremezler. Şu an sağlık hizmeti de alamıyor kızım. Çünkü babasının Bağ-Kur’unu iptal ettiler. Engelli maaşı da iptal edildi. Hiçbir güvencesi yok. Çok yakında evimize haciz gelecek. Bize yol gösteren de yok. Üstelik Mal Müdürlüğü’nde bize bağıran, hakaret eden de engelliydi. Bunu anlamıyorum.”

 

Çiğdem’in doğuştan, iskelet sisteminde ve omuriliğinde sorun var. Tekerlekli sandalyeye mahkûm. 24 defa ameliyat olmuş ancak bir yararını görememiş. Bize bugüne kadar hiç çalışmadığını, çok istediği halde hiç okula gidemediğini, okuma-yazma bile öğrenemediğini anlatıyor: “Bir diplomam olsun istiyordum. Ama olmadı maalesef. İnsanlar hep erzak yardımı gibi gelip geçici yardımlar yapıyorlar. Oysa sorunların kökten çözülmesi, kalıcı yardımların yapılması lazım. Eğitim, istihdamla ancak sorunlar çözülüyor. Uyuşturucu, yolsuzluk, hırsızlık gibi o kadar çok sorun varken ülkede, engellilerle uğraşıyorlar.”

 

İstanbul Gaziosmanpaşa’da yaşayan 23 yaşındaki, kas hastası Nur Sedef de aynı durumda. Nur Sedef, babasının Emekli Sandığı karnesi sayesinde sağlık hizmeti alabiliyor. Ancak o da bunun bedelini 4000 YTL ile ödemek zorunda. Anne Yeter Sedef, Türkiye Sakatlar Derneği’ne başvurduğunu ve bunun mücadelesini verdiğini söylüyor bize.

 

“Cezaları kesinlikle ödemeyin”

Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı Şükrü Boyraz, binlerce engellinin mağdur olduğunu ve çaresizlik içinde derneğe başvurduklarını söylüyor: “Polis eşliğinde evlere baskın düzenleniyor. Evlere haciz geliyor. Mal Müdürlüğü sürekli baskı uyguluyor ve bir hafta 10 gün içinde milyarların ödenmesi bekleniyor engellilerden. Ayrıca bir de yüzde 50 faiz uygulanıyor. Bize, ‘bilseydiniz’ diyorlar. İnsanlar neyi bilsin? Kim eğitim veriyor ki? Okula bile gidemiyorlar. Engelli maaşı alan engelliler zamanla bir iş bulup 3-5 gün ya da daha fazla çalışmışlar, aynı zamanda hakkı olduğunu düşünerek devletin kendilerine verdiği engelli maaşını da almışlar.

 

Bugüne kadar onlarca para babasının, mafya babasının, hortumcunun vergi borçlarının Türkiye Cumhuriyeti tarafından affedildiğini biliyoruz. Her seçimde vergi affının çıkarıldığını biliyoruz. O zaman bunu da görmeyecek ve affedecekler. Kendi yanlışlarını, eksiklerini vatandaşların üzerine yıkmayacaklar. Devlet bütün bu borçları silmeli, kuralları net bir şekilde belirlemeli ve denetimi elden bırakmamalı. Ama hükümetler bunu böyle yapmak yerine, her yüzde 40 engellilik raporu gösterene engelli maaşı verdi. Takibini de yapmadı. Engelliler para çalmadı ki.”

 

TSD Genel Başkanı Şükrü Boyraz, aslında engellilerin burada mağdur olduklarını ve haklarını aramaları gerektiğini belirterek, kesinlikle kendilerinden talep edilen paraları ödememeleri çağrısında bulunuyor: “Hukuka başvursunlar. Mutlaka bizimle irtibata geçsinler. Biz Türkiye Sakatlar Derneği olarak hükümetin üzerine gideceğiz. Kendi yurttaşımızı ezdirmeyeceğiz. Biz bunun hukuk mücadelesini başlattık ve devam ediyoruz. Bir dilekçeli müracaat ve sakatlık raporuyla bize başvursun mağdur engelliler. Gereği neyse yapacağız.”

 

Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’nden devlet memuru olduğu için adını vermek istemeyen bir yetkili ise, kimsenin parasını almadıklarını, engellilerin sadece ‘haksız yere’ aldıkları paraları talep ettiklerini söylüyor. “Peki yıllardır engelli maaşı alan, aynı zamanda da bir yerde çalışan bir engellinin iki kurumdan maaş aldığını devlet neden fark edip, zamanında müdahale etmedi?”  sorumuza, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü yetkilisinden aldığımız cevap şu oluyor:

 

“Bunu vatandaşlara soracaksınız. Vatandaş bildirmezse biz nasıl bunu ortaya çıkaralım. Şimdi TC Kimlik Numaraları çıktı da biz oradan yakalayabiliyoruz bunları artık. Daha önceleri böyle bir imkân yoktu. Engelliler böyle bir yasadan haberleri olmadığını söylüyorlar. Kendilerini savunmak için böyle konuşacaklar tabii. Kimisi bilerek, kimisi de bilmeyerek engelli maaşı aldı. Ama biz kanunu uygulamak zorundayız.” Yetkilinin söylediğine göre, bir hafta içinde ödenmesi gereken bu cezalar öyle söylendiği gibi 20-30 bin YTL değil, sadece ve sadece 4-5 bin YTL!

 

ENGELLİLER NE DİYOR?  

 

Cumali Alagaş, “Hırsızlık bile yapmayı düşündüm”

1977 doğumluyum. Beş yaşında geçirdiğim bir trafik kazasından dolayı sol tarafımı kullanamıyorum. 2001’de engelli aylığım bağlandı. Birkaç ay bir yerlerde çalıştım, daha sonra sigortalı bir işe girdiğimde engelli aylığımın kesilmesi için başvurdum. Ancak iki ay sonra Ankara’dan bana bir kâğıt geldi. 2005 yılında bir yerde çalıştım diye faiziyle birlikte 5500 YTL ceza ödememi istiyorlardı. Taksit imkânlarını araştırdım ama taksit yapmadılar kesinlikle. Bir hafta içinde bu parayı ödememi, aksi takdirde eve haciz geleceğini söylediler. Dul ablamın çocuğunun bile parasını aldık, babamın bütün emekli maaşını çektik, konu komşu ve akrabalardan toparladık sonunda bu parayı. Ben bunu anlamıyorum. Devlet aç mı kaldı da engellilere vuruyor. İstanbul Fatih’te ailemle birlikte yaşıyorum. Türkiye’de özürlü olmak çok zor. Bu parayı toparlamak için hırsızlık yapmayı, dilenmeyi bile düşündüm. Allah’tan ailem destekledi de parayı toparladık.

 

Halit Parlak, “Biz araştırmadık ama olsun siz yine de ceza ödeyin” diyorlar.

28 yaşındayım. 2000’den beri engelli maaşı alıyorum. Omurgam yamuk, kulaklarımda da sorun var. Dokuz ameliyat geçirdim. Bana da bir uyarı kâğıdı geldi. Ceza miktarını henüz bilmiyorum ama 10 bin YTL’nin üzerinde ceza geleceğini biliyorum. Ben bunu kesinlikle ödeyemem. 1 milyar dahi isteseler ödeyemem. Durumum çok kötü. Ben maaş bağlandığında çalışmıyordum. Sonra işe girdim. Ama hem sigortalı olup hem de engelli maaşını almanın yasak olduğunu bilmiyordum. Engelli maaşı her engellinin hakkı zannediliyor. Bilseydim almazdım. Ailemle birlikte İstanbul Kâğıthane’de yaşıyorum. Şu an çalışmıyorum. Muhasebecilik yaptım, sular idaresinde çalıştım. Pek çok yerde çalıştım. Maaşı bağlarlarken hiç araştırmıyorlar insanın sosyal güvencesi olup olmadığını. Şimdi de “Biz araştırmadık ama olsun siz yine de ceza ödeyin” diyorlar.

 

Röportaj: Bade Gürleyen

Değerlendir (3 oy, ortalama 3.33 yıldız)