Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Ali Haydar Koyun

alihaydarkoyun@hotmail.com

Sevgide Serbestlik Saygıda Mecburiyet Vardır

Ali Haydar Koyun

Bir ülkede yaşayan insanların tamamının yaşadığı ya da büyük bir kısmının yaşadığı ancak tamamının etkilendiği sorunlara toplumsal sorun denir.

 

Dünyamızda ve ülkemizde pek çok toplumsal sorun yaşanmakta olduğunu hepimizde biliyoruz.

 

Yaşanılan bu toplumsal sorunların giderilmesi ve çözüme kavuşması için de yine toplumsal dayanışma ve güç birliği oluşturulması gerekmektedir.  

 

İnsanların tamamını ilgilendiren toplumsal sorunların arasında neler yok ki. Toplumsal sorun dediğimizde ilk olarak akla gelenlerden bir kaçı şunlardır.

 

-İşsizlik

-Yoksulluk

-Salgın Hastalıklar

-Trafik Sorunu

-Göç

-Çarpık Kentleşme

-Çevre Kirliliği

-Gürültü Kirliliği

-Çocuk İstismarı

-Kadın Şiddeti

-İsraf

-Uyuşturucu, Alkol ve Her Türlü Madde Bağımlığı

-Terör

-Engellilik vb.

 

Bu başlıkları çoğaltmak mümkündür elbette. Bu konularda yaşanılan sorunların detaylarına girecek olsak sayfalar dolusu yazmamız gerektiğinden burada sadece birkaçının başlıklarını açıkladım.

 

İnsanlığın yaşadığı toplumsal sorunlar birbirine bağlı zincirlerin halkaları gibidir. Toplumda ve dünyada yaşanan bu toplumsal sorunlara çözüm bulunmadığı sürece beni, seni, onu, diğerini kısacası hepimizi de etkileyeceği bilinmelidir. Bu nedenle yaşanan ve etkilendiğimiz bu sorunların çözümü konusunda tamamımızın toplumsal duyarlılık göstermesi gerekmektedir.

 

Bu sorunlara karşı duyarlı olmak, insanlığa karşı duyarlı olmak demektir. Diğer bir ifade ile duyarlılık göstermek insanlığın, insan olmanın gereğidir.

 

Bu toplumsal sorunların çözümünde her insanın göstereceği bireysel çabalar önemlidir. Toplumda yer alan her bireyin kendi yapabilecekleri doğrultusunda sorunların çözülmesine katkıda bulunma sorumlulukları vardır.

 

Gerek kamu kurum ve kuruluşlar gerekse de özel kuruluşlar açısından bu sorunlarla ilgilenmek, görev almak bir anlamda da sosyal sorumluk görevidir.

 

Sosyal sorumluluk dediğimiz olay ise, yaşadığımız toplumdaki olaylarla ilişki kurmak ve sorunların farkında olmak demektir. Bu sorumluluk, çevredeki sorunlara karşı farkındalık oluşturmayı, sorunları belirlemeyi ve çözümü için gereken çalışmaları yapmayı gerektirir.

 

Ancak son yıllarda öyle bir ülke haline geldik ki şaşırmamak elde değil, psikolojik olarak hasta olmamak elde değil. Toplumsal sorunlardan hangisi olursa olsun hepimizi yakından ilgilendiren bu konularda dahi bir araya gelemiyoruz.

 

Toplumun bir kesimi yaşanılan sorunlarla ilgili tepki göstererek hatası olanları kınarken geri kalan kısmı da tam tersine hatası olan ve sorunları yaşatanlara en ufak bir kelime etmedikleri gibi tepki gösteren kesime karşı çıkarlar. Bunu daha iyi anlamamız için geçtiğimiz aylarda yaşanan cinsel istismar hakkındaki yasa önergesiyle ilgili kamuoyunda yaşanan tartışmayı hatırlamanızı istiyorum. Bu konu TBMM’de gündeme geldiği andan itibaren toplumda büyük bir ayrışma, büyük bir kutuplaşma ve büyük bir bölünme olduğunu üzülerek gördük.

 

Hadi aynı düşünceleri paylaşmıyoruz, aynı fikirleri savunmuyoruz diyelim, bu bize karşımızdaki insanları üzecek ve kıracak şekilde saygısızca görüşlerimizi dile getirme hakkını vermez ki…

 

Sözün özü olarak, düşüncelerimiz, fikirlerimiz, inançlarımız, dillerimiz, ırklarımız farklı olabilir. Ancak sonuçta hepimizde bu dünyada, bu ülkede ve bu topraklarda yaşayan insanlarız. Toplumun tamamını da yakından ilgilendiren toplumsal konularda dahi birlik ve beraberlik sağlayamıyorsak nerede kaldı bizim insanlığımız. Böyle kutuplaşıp ayrışacak olursak nasıl birlik ve beraberliğimizi sağlayacağız. İnsanların, futbol takımı tutan fanatik taraftarlar gibi siyasi parti tuttuğu ve tuttukları partilerin (ki tutulan partinin hangisi olduğunun hiçbir önemi de yok) yaptığı hatalı veya yanlış çalışmaları, faaliyetleri ve konuşmaları dahi doğru diyerek alkışladığı ve desteklediğini görüyoruz. Oysa hangi partiyi tutarsak tutalım, hangi düşüncede, hangi fikirde, hangi inançta, hangi dilde ve hangi ırkta olursak olalım yanlışa yanlış ve hatalıya hatalı diyebilmeliyiz. Bunları yapamıyorsak, bunları diyemiyorsak o zaman birlik ve beraberlik sağlamadan bahsetmememiz gerekiyor. Unutmayın ki “Sevgide serbestlik, saygıda mecburiyet vardır” diye söz var. Birbirimizin düşüncelerini, fikirlerini ve inançlarını sevmeyebiliriz, sevmekte zorunda değiliz. Ancak ne olursa olsun birbirimizin düşüncelerine, fikirlerine ve inançlarına saygı göstermek zorundayız. Eğer bunu yapmayacak olursak karşımızda ki kişi/lerden de kendimize saygı duyulmasını bekleyemeyiz.  

 

 

26.03.2017

Değerlendir (Henüz oy almamış)