Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Okur Temsilciliği

okur@yasadikca.com

Üç Yıl Daha “Evinizde Oturun Yasası”

Engellilerin ulaşılabilriliği hak temelli politikaların benimsendiği ülkelerde herkes için eşit yurttaşlık ilkesi ile bütünleştirilir. Engelliler için her türlü hizmet sorgusuz sualsiz kuralına ve standartlarına uygun şekilde uygulanır. Ayrıca sokağa çıkan, sosyal yaşama katılan, işe giden, toplu taşımaya binen, kamu binalarında hiç kimseye ihtiyaç duymadan hareket özgürlüğü yaşayan ve bağımsız olan engelliler o toplumların medeniyet aynası olarak görülür.

Buraya kadar her şey gayet güzel ve hepinizin olması gereken de bu dediğini duyar gibiyiz. Ancak bir dakika burada duralım ve soluklanalım. Çünkü konu hem çok hassas hem de ülkemizde son bir haftada yaşanan engelliler için hayati öneme sahip ulaşılabilirlikle ilgili bitecek olan süre ötelenmeye çalışılıyor.  Bu konuyu geniş olarak ele alan Oya Tekin’in  Üç Yıl Daha “Evinizde Oturun Yasası” başlıklı yazısını Okur Temsilciliği’nde sizlerle paylaşıyoruz.

 

07 Temmuz 2012 tarihinde engellilerin yedi yıldır umutla beklediği engellerin kalkacağı ulaşılabilirlik hayat kriterlerinin yerine getirilmesi için belediye ve kamu kurum kuruluşlarına verilen süre doluyor.

Ama ne yazık ki yedi yıldır işin ciddiyetinin farkına varamayanlar sürenin dolmasına kısa bir süre kala bir atağa geçip ek süre istiyorlar.

Üstelik bunun için kolları sıvamış iki milletvekilimiz var. Adana Milletvekili M. Şükrü Erdinç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir . AKP’li iki vekilimiz tarafından T.B.M.M’ye sunulan kanun teklifiyle bu sürenin on yıla çıkarılması isteniyor.

Yani üç yıl daha evlerinizde oturun deniliyor. Sizi bir kez daha engelleyeceğiz deniliyor.

Peki, 7 yıl önce ne olmuştu?

Belediyeler ve diğer yerel yönetimler; 5378 Sayılı Özürlüler Kanunu gereği sorumlu oldukları mevcut resmi yapılar, mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel alt yapı alanları ile umuma açık hizmet veren her türlü yapıların Temmuz 2012 itibariyle özürlülerin ulaşabilirliğine uygun duruma getirilmesi ön görülmüştü.

Ancak sadece ön görülmüştü. Nasıl yapılacağı, neden yapılacağı, yapılmasa doğabilecek sonuçların neler olacağı anlatılmamıştı.

Bununla alakalı birimler kurulmamıştı. Denetim mekanizması oluşturulmamıştı. Yani yasa çıkarken bir anlamda engelli çıkmıştı.

Şimdi üç yıl ek süre talebi ile torba yasaya bir madde konulması için girişimler var. Ve sanırım Çarşamba günü de meclis gündemine taşınacak.

Buna karşı duruş sergileyen engelli kuruluşları ve STK’ların iş birliği ile bir imza kampanyası başlatıldı. imza.la/bu-yasayi-engelleyebiliriz ( Linke tıklayarak ulaşabilirsiniz )

Şimdi duruma şöyle bir bakalım. Meclis gündeminde üç yıl ek süre talebinin kabul edildiğini düşünelim.

Bu sürede şimdiye kadar eksikliklerini tamamlayamamış kurumlar, alanlar, kişiler ve kuruluşlar bu üç yılda her şeye hazır olabilecekler mi?

Sanmıyorum.

Çünkü ne yapacaklarını bilmiyorlar, nasıl yapacaklarını bilmiyorlar, bunu yapmadıklarında bedelinin ne olacağını bilmiyorlar.

Hala bir belediye başkanı bu yasada önemli olanın mimari düzenlemeler olduğunun farkında değil. Neler yaptınız sorusuna tekerlekli sandalye verdik cevabını veriyorsa, ya da beş yıldızlı bir otel engelli tuvaletini yaptırmış olmasına rağmen onun standartlara uyup uymadığının farkında değilse bu işte yol almak mümkün değildir.

Biz yaptığımız gezilerde bunu anlatmaya çalıştık, çoğunluklada geri dönüşler aldık. Ancak bunu bizden çok yapması gereken kurumlar yedi yıldır maalesef ki yapılması gerekenin bu olduğunun farkında olmadıkları için bugün belediyeler hazır değil diyorlar. Yarında hazır olmayacaklar hiç kusura bakmasınlar.

İstanbul’da dolmuşlara engelsiz dolmuş çağrısında bulunulmuş. Dolmuşlarını yenilemeyenlere de korsan dolmuş statüsüne alınacağı söylenmiş.

Ekmeğinden olacak olan dolmuşçu bunun sebebini kimde arayacak dersiniz! Engelli bireyde.

Diğer taraftan yasanın hemen ardından yapılan yeni devlet binaları engelliye uygun değilken siz kalkıp esnafa yıllardır kullandığı dolmuşun hesabını soruyorsunuz.

Peki, size kim hesap soracak. Örneğin İzmir Adliyesi hizmete girerken yerlerin mermer oluşunun doğuracağı tehlikeleri neden hesaplamadığınızı.

İstanbul’un en büyük Adliyesi’nin mescidine engelliler için abdest alma yeri yaparken neden engelli girişi yapmadığınızı.

Yine Bakırköy Adliyesi’nde görme engelliler için yapılan kılavuz yol kullanıldığında görme engelli bir banka çarpıyorsa o bankın hesabını.

İzmir Bornova Metrosu’nun asansör çıkışlarından birinin otobana kavuşmasını.

Ya da Harem iskelesi karşısındaki asansörü kullanan engelli birey karşı tarafın asansörü çalışmadığı için Sirkeci tarafına nasıl ineceğinin.

Daha bir yığın bir oradan bir buradan örnekler verebiliriz.

Yollar yüzünden sokağa hep refakatçiyle çıkan görme-işitme ortopedik engellilerin

Yol ve kaldırımdaki sorunlar sebebiyle sokağa yalnız çıkamayan ortopedik engellilerin.

Toplu taşıma araçlarından yararlanmak istediğinde sorun yaşayan engellilerin yüzde oranlarını da verebiliriz.

Ortaya çıkan tabloda devletin kendi birimlerinin bile hazırlıksız olduğu bir ortamda özel kurumların buna hazırlığa zorlanması işte bunun verilerini ve sonuçlarını veremeyiz.

Bu aynı İş Kur’un özel sektörde engelli alımı yapmayan iş yerlerine ceza kesmesine ama devletin kendi kurumların da ki boş kadroları es geçmesine benziyor.

Yani özetle üç yıl uzatılsa da durumda değişecek bir şey olduğuna inanmıyorum. Çünkü ne belediyeler, ne kurumlar ne yapacağını bilmiyor bilenlerde yaptık oldu mantığında.

Peki, tersi olursa!

Diyelim ki kabul edilmedi bu kanun önerisi ve süre doldu. Zaten 7 Temmuza şurada ne kaldı.

Engelliler hazır olmayan kurumlara dava açma hakkına sahip oldu.

O zaman ne değişecek.

Tam bir kaos olacak.

Çünkü henüz bu davalara bakacak bir merci yok. Adliyelerde buna bakabilecek hâkimler, bilirkişiler yok.

Daha yakın zamanda yaşanan Ozan örneği. Uğradığı eğitimdeki ayrımcılık yüzünden açtığı dava mahkeme tarafından ret edildi. Çünkü bu davalardan anlayan, bakan bir birim yok.

Ve açılacak davalarda ret edilecek. Hazırlık raporunda “biz tekerlekli sandalye verdik” diyen belediyeler gibi “böyle dava mı olur” diyen hâkimler olacağı için.

Hiçbir alt yapısı olmayan bu yasanın ertelenmesi de yürürlüğe tam olarak girmesi de bir çözüm sağlamıyor anlayacağız.

Ha bu demek değildir imza kampanyasını ve STK’ların duruşunu desteklemiyorum. Aksine destekliyorum.

Ama çözümün daha koordineli bir çalışmada yattığına inanıyorum.

Akılcı çözümler getirilmezse büyük çözümsüzlükler doğacak ve kırılan, mağdur olan yine engelliler olacaktır.

Bu yüzden çok acil denetim mekanizmaları oluşturulmalı.

Süre bitter bitmez hazır olmayanlar, hazırlıklarını eksik yapanlar, standartlara uymayanlar vb durumlar hızlıca tespit edilerek neler yapılması gerektiği anlatılmalı, bu eksikliklerin tamamlanmaması halinde neler olacağı da söylenmelidir.

Ve her şeyden önemlisi acil destek çıkarılmalıdır. Birçok belediye vb kurum ve kuruluşlar AB’den ödenekler alırken neden özel teşebbüsçülere bunun yolu açılmıyor. Örneğin İstanbul dolmuşçularını kara listeye almak yerine böyle bir teşebbüsle teşvik edebilirler. Daha birçoklarını da.

Adliyelerde de engelli hukukuyla alakalı bir reforma gidilmek zorunda. Çünkü bu konunun uzmanı yok. Bu davalara bakacak birim yok. Haliyle kaosun en büyüğü burada.

Bakan Şahin’in açıklamalarında böyle bir hazırlık sürecini 1 yıla yaymak gündeminde. Bunu düşünmeleri iyi elbet fakat yedi yıldır akılları neredeydi demek istiyorum. Biz görevi yeni aldık demek de bir önceki dönem görevde olan kendi arkadaşları olunca durumda değişiklik göstermiyor.

Şimdi bir yılda her şey yerli yerine oturacak mı?

Doğrusu yaptırımlar yine sadece özel teşebbüse işlerse ben pek bir şeylerin değişeceğine inanmıyorum.

Kesin, zorlayıcı, bitirici ve sorgulayıcı yaptırımların özele getirildiği gibi devletin her birimine getirilmesi gerekli. Yine göstermelik yapılacaksa zahmet etmesinler.

Çünkü engelliler artık türkü dinlemek değil söylemek istiyorlar.

İletişim için: oyatekim@gmail.com

28.06.12

Değerlendir (3 oy, ortalama 4.33 yıldız)