Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Sağlık

Venom Araştırma Laboratuvarında Kanser İçin 500 Akreple Yaşıyorlar

Resim : Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Venom Laboratuvarı sorumlusu Doç. Dr. Figen Çalışkan ve öğrencileri.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde bulunan Venom (zehirli hayvan salgısı) Araştırma Laboratuvarı, kanseri yenmek için uzun yıllardır akrep zehri üzerine bilimsel çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmalar yaklaşık 500 canlı akrep üzerinde yapılıyor.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nün Venom (zehirli hayvan salgısı) Araştırma Laboratuvarı Türkiye’de tek olma unvanını koruyor.

Bölümde uzun yıllardır kanseri yenmek için akrep zehri üzerine bilimsel çalışmalar yapılıyor. Laboratuvarda Eskişehir, Muğla, Trabzon, Gaziantep ve Şanlıurfa’dan toplanan yaklaşık 500 canlı akrep var.

Zehirli akrepler araziden toplanıyor

Laboratuvar sorumlusu Doç. Dr. Figen Çalışkanve öğrencileri Türkiye’nin adını biyoteknoloji alanında duyuruyor. Çalışkan ve öğrencileri akrepleri araziye çıkarak kendileri topluyor.

Türkiye’de 39 farklı tür akrep olduğunu belirten Doç. Dr. Çalışkan araştırmalarına ilişkin şu bilgileri veriyor:

“Şu an bunların 9-10’u ile çalışıyoruz. Amacımız akrep zehirleri içindeki öldürücü olmayan bileşenlerden ilaç olarak nasıl yararlanacağımızı belirleme. Zehirlere karşı da antiserumlar üretmek. Özellikle Güneydoğu Anadolu’da ölümcül zehirlenmelere neden olan iki farklı tür akrep ile Eskişehir bölgesinde insan sağlığı açısından zararlı olmayan ama venom içeriği açısından zengin bir tür üzerinde çalışıyoruz.”

Dünya literatürüne girdi

Habertürk'ün haberine göre, Doç. Dr. Çalışkan, akreplerin dünyada her yıl bir milyondan fazla zehirlenme vakasına ve yüzlerce ölüme neden olduğunu belirterek, “2012’de Türkiye’nin en zehirli akrep türlerinden Acra3 ve Bu1 ismini verdiğimiz öldürücü molekülleri belirledik ve dünya literatürü için ilk kez duyurduk” dedi.

Yurtdışındaki çalışmaların çok eski tarihlerde başladığını ifade eden Çalışkan, “Bizde ise 1980’de bu zehirlerin sadece farmakolojik bir çalışması yapılmış ama sonra üzerine bilgi konmamış” diye konuştu.

30.01.2018 - Yeni Şafak

Değerlendir (Henüz oy almamış)