Yaşama Dair

Sevgi, sabır, azim, inanç gibi değerlerle donanımlı bireylerin ne kadar  iyi yürekli, başarılı, üretken, mücadeleci olduklarını bilmek istiyorsak engellilerin, anne baba ve kardeşlerinin hayatına bakabiliriz. Her gün onların yaşamına dair gazetelerde, kitaplarda gördüğümüz  örnekler insan ömrünü daha anlamlı ve değerli kılıyor. Doğuştan ya da bir süre sonra engelli olanların yaşama tutunma çabaları bize zamanı, dostluğu, başarıyı kısacası hayatı çok güzel anlatıyor. Gazete sütunlarında yer alan buna dair haberler moral ve mutluluk kaynağımızı besledikleri için haberin ve haberciliğin zekatıdır. Bu haberler toplumu öylesine günlük sıkıntılardan uzaklaştırır ve beynimizi öylesine etkiler ki endorfin, serotonin (mutluluk) hormonlarınızın  iş başında olduğunu hissedersiniz.

24 Ekim tarihli Sabah Gazetesi’nde Sayın Gül Kireklo “ İnadına Yaşamak” başlıklı haberi ile okuyucularına bu duyguları yaşattı. Bir trafik kazası sonucu  5 yılı bitkisel hayatta geçen Fatih Özen’in 8. yıl sonunda annesinin de katkılarıyla yeniden konuşmayı ve yürümeyi öğrenmesi, yarım kalan üniversite eğitimini bitirerek Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun olması ve bu muhteşem başarı öyküsünü diğer engelli arkadaşlarıyla paylaşmayı sürdürmesi kendimizi her yönü ile bize sorgulatıyor ve sevgi, sabır, azim, inanç gibi değerleri tekrar önümüze seriyor. Bu azim ve inanç engellileri teniste Avrupa Şampiyonu, Ampute Dünya Şampiyonası’nda Dünya üçüncüsü olma başarısına ulaştırıyor. Bu azim ve çabalar daha çok desteklenirse ülkemizi uluslar arası zeminlerde temsildeki üstün gayret ve başarıları diğerlerine örnek olur, teşvik olur, hayata tutunmadaki bağları ve inançları güdülenir.

Bu güzel örnekleri gören engelli çocuk sahibi pek çok anne umutlanır, çabalarını arttırarak sürdürür ve başarır. Bu mutluluğu yaşamak çocukları engelli hale geldiğinde ya da bunu öğrendiklerinde yaşadıklarını hafifletmek ve unutmak için gereklidir.

Spor ve sanat etkinliklerinde yetenekli ve başarılı engelliler alandaki organizasyonlarda yer almak üzere özel olarak eğitim şansı bulmalı toplum bu konudaki destekler için daha duyarlı olmalıdır. Onların ulusal ve uluslar arası başarılarına değer vererek alkışlamak, engelli olmayanlara model oluşturduklarını da düşünerek aslında sabrı, cesareti, başarıyı alkışlamaktır. Onları toplumla bütünleştirmek, toplumun onlarla gurur duymasını sağlamaktır.

Şimdi bir rehabilitasyon merkezinde engelli kardeşlerine ağabeylik yaparken Nazım Hikmet’in “Yaşama Dair” şiirinin dizelerindeki duyguları hepimize yaşatan Fatih Özen’in annesi Sultan Özen’i gönülden kutluyorum ve O’na gazete sütunlarından bize yansıttığı mutluluk için teşekkür ediyorum. Bu nedenledir ki “Engelsiz Bir Hayat” isimli kitabımın arka kapağında kendisinden vazgeçerek ömrünü engelli çocuğuna adayan annelerin önder olduğunu belirttikten sonra kitapta yazılanları onlarla paylaşırken yüreklerinde biraz mutluluk, gözlerinde umut ışıltısı gördüğümde insan olarak duyduğum sorumluluğun gereğini yaptığımı hissedeceğimi ifade ettim.

Engelliler eğitimde, sanatta, sporda sosyal yaşamda gerçekleştirdikleri mucizelere uzanırken, sevgiyi, cesareti, azmi, inancı, sabrı, çabayı hem yaşıyor hem de yaşatıyorlar. Onlar hayatın pırıltısı ve ışıkları… Aydınlattıkları dünyanın güzelliklerini fark etmemiz için üstlendikleri zorlu görevi kendi hayatlarının önüne katmış yürüyorlar.

11.11.2010