Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Yard. Doç. Dr. Sibel Küçük

sibelkucuk40@gmail.com

Zihinsel Engelli Çocuklara Kendilerini Korumayı Öğretmek 2: Nasıl Ve Ne Şekilde?

Zihinsel Engelli Çocuklara Kendilerini Korumayı Öğretmek 2: Nasıl Ve Ne Şekilde?

Eğitimciler ve bir kısım ailelerden gelen cevabı neredeyse imkansız gibi görünen sık sorulan sorulardan biridir “Zihinsel engelli çocuklara kendilerini korumayı öğretebilir miyiz?”. Bu alanda ilk çalışmaya başladığımda bana söylenen en moral bozucu cümle “İmkansıza yakın bir şey istiyorsun, bunu başarmak çok zor” olmuştu. Ama zihinsel engelli çocuklarla geçirdiğim geceli gündüzlü iki yılın ve emeğin, özverinin sonunda tecrübe ettim ki “bu çok özel çocukların “doğru yollardan, doğru ve net mesajlarla, tekrarlı eğitimler alırlarsa” yapamayacakları herhalde pek az şey var. Elbette burada bahsettiğim hafif ve orta derecede zihinsel engel tanısı almış çocuklar. Diğerleri için maalesef önemli gelişmeler kaydedecek eğitimler şu an için çok da mümkün görünmüyor.

Kendini koruma eğitimlerinin ya da diğer bir değişle özellikle cinsel istismardan korunma eğitimlerinin basit kuralları vardır ve bu kuralları sağlıklı çocuklar gibi zihinsel engelli çocuklar da öğrenebilirler. Kendi bedenini tanıma, farkına varma, dokunma türleri ayırt edebilme yetisi geliştirme, istemediği bir davranış ile karşılaşırsa hayır demeyi ve direnmeyi öğrenme ve en yakın bir erişkine tercihen anneye bildirme kendini koruma eğitimlerinin şifrelerini oluşturmaktadır.

Cinsel istismardan korunma eğitimlerinin başlangıcı çocuğun kendini, bedenini tanıması ve doğru şekilde anlamlandırmasıdır ve burada anahtar “Benim” ve “Ben” kelimeleridir. Çocuk bedeninin sadece ve sadece kendine ait olduğunu bilmeli, kendisi izin vermeden hiç kimsenin bedenine bakamayacağını, dokunamayacağını net bir şekilde öğrenmeli ve “Benim bedenim bana aittir.”, “Ben izin vermeden hiç kimse bedenime bakamaz, dokunamaz.” cümlelerini içselleştirebilmelidir. Sağlıklı çocuklar bu noktaları temel, basit eğitimlerle öğrenebilirken zihinsel engelli özellikle hafif ve bir kısım orta zihinsel engele sahip çocuklar daha fazla özveri ve daha özel materyaller ile verilen eğitimler ve pekiştireçler sayesinde kendilerini, bedenlerini, bedenlerinin kendilerine ait olduğunu kavrayabilmektedirler.

Bedeninin sadece kendisine ait olduğu öğrendikten sonraki adım özel vücut bölgelerini çocuklara öğretmektir. Burada önemli olan özellikle cinsel bölgelerin nereleri olduğunu doğru öğrenmeleridir. Çoğunlukla anne ve babalar çocuklarına kendi kullandıkları adlandırmalarla cinsel bölgeleri öğretmektedirler. Esasında bu yanlış değildir, cinsel bölgeleri öğrenirken önemli olan kullanılan adlandırmalar değil çocukların bu bölgeleri doğru bir şekilde öğrenebilmeleridir.

Peki özel vücut bölgelerini çocuklara nasıl anlatabiliriz? Bu sorunun cevabı basit gibi görünse de zihinsel engelli çocuklara öğretileceği düşünüldüğünde karmaşık olabilmektedir. Ancak unutulmaması gereken çocukların bu konuyu da net olarak öğrenebilecekleridir.

Özellikle iç çamaşırı ya da mayo giyilen bölgelerin özel vücut bölgeleri olduğu çocuklara anlatılmalıdır.  Anlatımı görselleştirmek için kız ve erkekleri temsil eden bebekler veya resimler kullanılabilir. Çocuklara özel vücut bölgeleri anlatıldıktan sonra bebek ya da resim üzerinde bu bölgeleri göstermeleri, bebeklere kıyafet giydirilerek özel vücut bölgelerini koruyarak kıyafetlerini çıkarması istenebilir. Bu yöntemleri geliştirmek mümkündür. Belirli aralıklarla eğitimlerin tekrarlanması öğrenmeyi kolaylaştırabilmektedir.

Ebeveynlerin sık yaptıkları hatalardan bir tanesi özellikle erkek çocukların cinsel organlarını göstermelerini istemeleri veya dokunmayı talep etmeleridir. “Göster bakayım amcalara”, “Bakayım büyümüş mü?”, “Babalara, erkek erkeğe ayıp olmaz” gibi klişe söylem ve davranışlar çocukların yanlış alışkanlıklar kazanmasına yol açabilmektedir. Toplumsal olarak erkek cinsiyetin önemli görülmesi, sevgiyi göstermenin bir yolu olarak özellikle cinsel organlar üzerine yoğunlaşılması çocukların cinsel organlarını teşhir etme veya dokunulmasını normal olarak algılamasına neden olabilmektedir. Oysaki cinsellik ve cinsel bölgeler kişiye özeldir, her ne şekilde olursa olsun kimse için bu kural bozulmamalı ve mahremiyetin çocuklara doğru öğretilmesi gerekmektedir.

Çocuklara bedenlerinin kendilerine ait olduğu kavratıldıktan sonra “Dokunma”lar anlatılmalıdır. Dokunmaları anlamlandırabilmeleri çocukların sevgi ve ilgiye olan ihtiyaçlarını giderirken kendilerine zarar verebilecek dokunma davranışına tepki verebilmelerini ve olası bir istismardan korunabilmelerini kolaylaştıracaktır. Kendilerini iyi hissettiren, zarar vermeyen, canlarını acıtmayan, istemedikleri zaman gerçekleşmeyen, sonlanan dokunmaların “iyi dokunmalar” olduğu, kendilerini kötü hissettiren, canlarını acıtan, istemedikleri halde devam eden dokunmaların ise “kötü dokunmalar” olduğu çocuklara anlatılmalıdır. Örnek olarak “Anne ve babanın ya da dede ve babaannenin sana sarılıp öpmesi iyi dokunmadır ve canını acıtmaz” ya da “Sana kendini kötü hissettiren, canını acıtan dokunma ve öpmeler kim yaparsa yapsın kötü dokunmadır” gibi cümlelerle dokunma türleri pekiştirilebilir.

Burada diğer öğretilmesi gereken nokta ise kötü dokunma ile karşılaşırlarsa çocukların ne yapacaklarıdır. Kötü dokunmaların zamanında sonlandırılabilmesi istismarı önleyebilmektedir. “Hayır, istemiyorum” diyebilmeleri ve davranışları ile bunu belirtmeleri önemlidir. Bu tür eğitimleri verirken çocukların eğer konuşabiliyorlarsa sözlü bir şekilde dokunmanın sonlanmasını istediklerini ifade etmeleri konuşamıyorlarsa uzaklaşma, kaçma hatta vurma ile kendilerine dokunan kişiden uzaklaşmaları istenmelidir. Bir kısım zihinsel engelli çocukların verici dil düzeyi dediğimiz konuşma ve ifade etme düzeylerinin yeterli olmadığı düşünüldüğünde davranış olarak hayır demeyi öğrenmenin önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu eğitimleri zihinsel engelli çocuklara verirken yaptığımız gözlemler çocukların hayır demeyi net bir şekilde öğrenebildiklerini göstermekteydi. Örneğin; 9 yaşında konuşma konusunda yetersiz olan bir erkek çocuğu öğretmeninin dahi kendisine dokunması istemediği ve kafasına dokunulduğunda bile tepki vererek başını dokunan kişiden uzaklaştırmayı öğrenebildiğini gözlemlemiştik. Bu gözlem bizim için çok önemliydi çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi “Bedeni çocuğa aittir ve hiç kimse o istemeden ve izin vermeden bedenine dokunamaz ve bakamaz” ve bu çocuğumuz bize bu kuralı ispatlamıştı.

Çocukların hayır demeyi kavradıktan sonra eğer dokunma veya taciz davranışı devam ederse direnmeyi ve kendilerini bulundukları güvensiz ortamdan uzaklaşmayı öğrenmelidir. Bunun için ilk başta kendilerini rahatsız eden kişi/durumdan uzaklaşmalı, mekanı değiştirmeli ve mümkünse insanların daha kalabalık olduğu yerlere gitmelidir. Çocukların istismarlara direncinin düşük olduğu ve bu nedenle istismar için potansiyel kurban olabildikleri düşünüldüğünde hayır deme ve direnme davranışını öğrenmelerinin ne derece önemli olduğu anlaşılacaktır. Direnmeden kasıt bağırmadan vurma eylemine kadar çocuğun kendisini kurtarabileceği her türlü davranışı içeren eylemlerdir. Çocuklar böyle bir durumla karşılaşmaları halinde kendilerini güvene alabilecekleri her türlü girişimde bulunmaları için cesaretlendirilmelidir.

Çocukların güvendikleri bir yakınları ile tercihen ve çoğunlukla annenleri ile başlarından geçenleri, sorunlarını, merak ettiklerini paylaşmaları son derece doğal ve gerekli bir davranıştır. Anne ve babaların çocuklarının sırdaşları olabilmeleri çocukları ile paylaşımlarını arttırmakta, istenmeyen bir olayın ebeveynler tarafından erken dönemde anlaşılması ve önlem alınmasını kolaylaştırmaktadır. Çocuk istismarında da önemli olan bir nokta ebeveynler ve çocuklar arasındaki paylaşımların istismarın erken dönemde fark edilmesi ve önlem alınması ile tekrarının ve dolayısıyla oluşabilecek zararların en aza indirilmesidir.

Çocuklara verilecek olan cinsel istismardan korunma ya da kendilerini koruma eğitimlerin son basamağı olan “Güvenilir bir yetişkine bildirme/paylaşma” işte bu gerekli ve işlevsel ebeveyn-çocuk ilişkisinin sağlanması ile daha etkin olabilmektedir. İstismarı bildirmede anneler kilit rol oynamaktadır. Aile içi istismarlarda genellikle istismarcıların baba/üveybaba/abi gibi bir erkek figürü olması ve istismarcıların neredeyse tamamının erkeklerden oluşması anneleri daha önemli bir konuma getirmekte ve çocuklar istismarı en çok annelerine bildirmektedir.

 

Yaptığımız çalışmalarda zihinsel engelli çocuklara kendini koruma eğitimleri içerisinde verdiğimiz bildirme/paylaşma eğitimlerinin son derece etkili olduğunu gözlemlemekteyiz. Bunun yanı sıra çocuklar anneleri ile tüm alanlardaki paylaşımlarını arttırmakta, sorun ve sorunlarını daha açık bir şekilde anlatabilmekte ve anne-engelli çocuk ilişkisi daha da gelişmektedir. Yani verilen eğitimler sadece olası bir istismarı bildirmeyi öğretmekle kalmayıp ikincil kazanımlar da oluşturabilmektedir.

Temel ve özverili eğitimlerle zihinsel engelli çocukların da kendilerini korumayı öğrenebildikleri ve kendileri için gerekli becerileri edinebildiklerini kesin olarak söyleyebiliriz. Elbette ki bu alanda yapılacak daha çok işimiz var. Sadece modül eğitimleri ile çocukları hayata hazırlamak yeterli değil ve kişisel güvenliklerini öğretmek eğitim içerikleri arasında yer almalı. Böylelikle çocuklar ailelerinden daha bağımsız, daha güvenli, daha yüksek özgüvenle toplum içerisinde var olabilir ve daha sağlam bir gelecek inşa edilebilir.

27.03.2016

Değerlendir (Henüz oy almamış)