
Ayhan Öztürk İle Yaşam, Mücadele ve Bağımsızlık Üzerine: “Ya Çaresizsiniz Ya Da Çare Sizsiniz”
Türkiye’de görme engellilerin yaşam mücadelesi çoğu zaman görünmez. Sessizdir, perdelerin arkasında kalır. Ama bazı hikâyeler vardır; baston sesiyle değil, irade gücüyle yankılanır. Ayhan Öztürk’ün hikâyesi tam olarak böyle bir yerden konuşuyor.
Genetik bir hastalık sonucu görme yetisini kaybeden Öztürk, hayatını baştan inşa etmeyi seçti. Baston üretiminden sosyal girişimciliğe, AR-GE çalışmalarından engelli bireylerin bağımsız hareket eğitimine uzanan bu yolculukta en büyük yol arkadaşı ise eşi Sibel Öztürk.
Bu röportaj, düşüp kalka kalka yürümeyi öğrenmiş bir adamın ve onun yanında dimdik duran bir kadının ortak mücadelesi.
Sıradan Bir Hayattan Kırılma Anına
1973 yılında İstanbul’da doğan Ayhan Öztürk’ün çocukluğu ve gençliği, kendi deyimiyle “herkesinki gibi” geçti. Zincirlikuyu İSOV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde aldığı eğitimin ardından Sabancı Holding’de çalışmaya başladı. Hayat planlıydı, gelecek tahmin edilebilirdi.
Ta ki 1997 yılına kadar.
Henüz 24 yaşındayken, gizli genetik Retina Pigmentosa hastalığıyla yüzleşti. Ailesinde kimsede görülmeyen bu hastalık, kısa sürede görme kaybına yol açtı. Bir yıl dolmadan hayatının ekseni tamamen değişti.
“Şaşkınlık, inkâr, kabullenememe… Hepsi aynı anda yaşandı. Sanki hayat frene basmadı, duvara girdi.”
Öztürk’ün hayatında dönüm noktası olan cümle tam da bu süreçte karşısına çıktı:
“Hayatın için ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz.”
Bu cümle, bir motivasyon afişi değildi. Bir karar anıydı. Kendi ifadesiyle, “ya karanlıkta kaybolacak ya da yolunu kendi çizecekti.” ikincisini seçti.
Rehabilitasyon: Temel Eğitimleri Aldım
Araştırmaları onu Altı Nokta Körler Rehabilitasyon Merkezi’ne götürdü. O dönem Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı olan merkezde, görme kaybı yaşayan bireylerin alması gereken tüm temel eğitimleri aldı.
Beyaz baston kullanımı, Braille alfabesi, bilgisayar, kişisel bakım ve bağımsız hareket eğitimi… Altı ay süren bu süreç, Öztürk’ün hayatında ikinci perdenin açıldığı yer oldu.
Bu dönemde en büyük desteği ise eşi Sibel Öztürk verdi.
Baston Üretimi: “Ben Bunu Yaparım”
2010 yılına gelindiğinde, Ayhan Öztürk’ün aklına birçok kişiye “çılgınca” gelen bir fikir düştü: Beyaz baston üretmek.
Teknik altyapısı, mesleki eğitimi ve sahadan gelen deneyimi vardı. Tüm birikimini ortaya koydu, kalıplar oluşturdu, küçük bir atölye kurdu. Böylece Netgör Baston doğdu.
“Baston, bağımsızlığın simgesi. O simgeyi başkasından almak yerine kendimiz üretmeliydik.”
Bu süreçte yine en büyük destekçisi eşi Sibel Öztürk’tü. Atölyeden satışa, moralden motivasyona kadar her aşamada birlikte yürüdüler.
Sosyal Girişimcilik ve Ödül
2014 yılında Metro Gross Marketler tarafından “Yılın Başarılı Sosyal Girişimcisi” seçilen Öztürk, 25 bin TL’lik destek aldı. Bu destek, üretimin artmasını ve istihdamın genişlemesini sağladı.
Bu noktadan sonra Netgör Baston, sadece bir atölye değil; bağımsız yaşam fikrinin somutlaştığı bir merkeze dönüştü.
Pandemi, Hastalık ve Yeniden Ayağa Kalkış
Covid-19 süreci, Ayhan Öztürk için sadece ekonomik değil, sağlık açısından da ağır geçti. Bu dönemde CA tanısı alarak uzun bir tedavi sürecine girdi. Ancak bu kez de geri adım atmadı.
AR-GE, Ürün Çeşitliliği ve Yeni Hedefler
Bugün Netgör çatısı altında;
Katlanabilir bastonlar,
Teleskopik ve ince modeller,
Kabartma satranç takımları,
Türkçe konuşan tansiyon ve ateş ölçer cihazlar üretiliyor ve temin ediliyor.
Hedef ise daha büyük: ihracat ve engelli bireylerin dört ana engel grubuna yönelik bütüncül bir üretim modeli.
Bu yolculuğun sürdürülebilirliği için Ayhan Öztürk, Netgör Baston çatısı altında yürüttüğü üretim, AR-GE ve bağımsız hareket eğitimlerini büyütebilmek adına kamusal ve özel sektörden destek çağrısında bulunuyor. Öztürk, desteklerin doğrudan erişilebilirlik, istihdam ve bağımsız yaşam yatırımı olduğunu vurgulayarak; yerli üretimin güçlendirilmesi, engelli bireylerin nitelikli ürünlere daha düşük maliyetle ulaşması ve yeni istihdam alanlarının açılması için iş birliğine açık olduklarını ifade ediyor.
“Engel Hayatta Değil, Bakış Açısında”
Ayhan Öztürk bugün kendini tek bir cümleyle tanımlıyor:
“Engel tanımayan bir insanım.”
Ve ekliyor:
“Engel insanın kendisinde başlar.
Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz.”
Sosyal medya hesaplarımız:
İnstagram sosyal medya hesabı için tıklayın
Linkedln sosyal medya hesabı için tıklayın
X sosyal medya hesabı için tıklayın
Facebook sosyal medya hesabı için tıklayın
Haber: Alper OKÇUOĞLU
Kaynak: Yasadikca.com



