
Erişilebilir ve Güvenli Yaşam Alanları Oluşturmak Kamusal Sorumluluktur
Beyaz baston, körler için bağımsızlığın ve eşit yaşamın simgesidir. Beyaz bastonla güvenli seyahat etmek bir ayrıcalık değil, temel bir haktır. Erişilebilir ve güvenli yaşam alanları oluşturmak ise kamusal bir sorumluluktur.
15 Ekim Dünya Beyaz Baston ve Güvenlik Günü, körlerin bağımsız hareket hakkını ve toplumsal yaşama eşit katılımını hatırlamak ve hatırlatmak için önemli bir gündür. Beyaz baston çevremizi tanımamızı, engelleri fark etmemizi ve bağımsız hareket etmemizi sağlayan temel bir araçtır. Aynı zamanda bağımsızlığımızın simgesi ve kamusal alandaki varlığımızın görünür işaretidir. Beyaz bastonumuzla sokaklarda, kaldırımlarda ve toplu taşımada güvenle hareket edebilmek, eğitimimize, işimize ve sosyal yaşama kimseye bağımlı olmadan katılabilmek istiyoruz. Çünkü bağımsız hareket, eşit ve özgür bir yaşamın temel koşullarından biridir.
Beyaz Bastonun Anlamı, Bağımsızlık ve Güvenlik
Beyaz bastonun bağımsız hareketin simgesi hâline gelmesi 20. yüzyılın ilk yarısına uzanır. 1921 yılında İngiliz fotoğrafçı James Biggs’in trafikte daha kolay fark edilebilmek amacıyla bastonunu beyaza boyamıştır. Zamanla beyaz baston, körlerin bağımsız hareketini ve güvenliğini simgeleyen, dünya genelinde kabul gören bir araca dönüşmüştür. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1964 yılında alınan kararla 15 Ekim Dünya Beyaz Baston Körler ve Güvenlik Günü olarak ilan edilmiştir. Beyaz bastonun anlamı tarihsel gelişiminin ötesindedir. Beyaz baston, kendi yaşamımız üzerinde söz sahibi olma, bağımsız hareket etme ve toplumun her alanında eşit biçimde var olma hakkımızın simgesidir. Beyaz bastonumuzla güvenli hareket edebilmemiz için yalnızca baston kullanmamız yeterli değildir. Sokakların, kaldırımların, yaya geçitlerinin ve toplu taşıma alanlarının erişilebilir, güvenli ve öngörülebilir biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu alanların tasarlanması, uygulanması ve kullanılabilir durumda tutulması, başta yerel yönetimler olmak üzere ilgili kamu kurumlarının sorumluluğundadır.
Kılavuz yollar, bağımsız hareketimizi destekleyen önemli erişilebilirlik düzenlemeleridir. Ancak kılavuz yolların yalnızca yapılması yeterli değildir. Bu yolların standartlara uygun, kesintisiz ve doğru güzergâhlarda olması, günlük yaşamda güvenle kullanılabilmesi gerekir. Kılavuz yolların üzerine masa, sandalye, tabela, reklam panosu, satış standı, scooter veya başka herhangi bir engel konulmamalıdır. Kılavuz yollar araçlarla kapatılmamalı, yol çalışmaları sırasında kullanılamaz hâle getirilmemeli ve işlevlerini kaybetmelerine izin verilmemelidir. Kılavuz yolların engellerle kapatılması, körlerin güvenli hareket etmesini tehlikeye atmakta ve bağımsız yaşam hakkını sınırlandırmaktadır. Kaldırımların işgal edilmesi, yaya alanlarına gelişigüzel engeller yerleştirilmesi, yaya geçitlerinin erişilebilir biçimde düzenlenmemesi ve sesli sinyalizasyon sistemlerinin çalışmaması da güvenli hareket etmemizi zorlaştırmaktadır.
Erişilebilirlik, yalnızca fiziksel düzenlemelerin yapılmasıyla tamamlanmaz. Yapılan düzenlemelerin korunması, düzenli olarak denetlenmesi ve ortaya çıkan sorunların giderilmesi gerekir. Bir kılavuz yolun yapılmış olması, eğer üzeri kapatılmışsa veya güvenle kullanılamıyorsa, erişilebilirliğin sağlandığı anlamına gelmez. Erişilebilirlik bir defaya mahsus yapılan bir çalışma değil, sürekliliği sağlanması gereken kamusal bir sorumluluktur. Güvenli Seyahat Etmek Temel Hakkımızdır. Körlerin bağımsız hareket edebilmesi her adımda bir başkasının yardımına ihtiyaç duymasıyla değil, erişilebilir çevreler, güvenli yaya alanları, uygun yönlendirmeler ve işleyen sesli sinyalizasyon sistemleriyle mümkündür. Elbette yaşamın içinde dayanışmanın ve ihtiyaç duyulduğunda sunulan desteğin yeri vardır. Ancak yardım, erişilebilir çevrelerin ve kamusal sorumlulukların yerini tutamaz. Kaldırımları ve kılavuz yolları engellerden arındırmak, yaya geçitlerini güvenli hâle getirmek ve erişilebilir ulaşımı sağlamak, körlerin tek tek çözmesi gereken sorunlar değildir.
Körler olarak sokaklarda yürürken, karşıdan karşıya geçerken ve toplu taşıma araçlarını kullanırken başkalarının insafına bırakılmadan hareket edebilmeliyiz. Güvenli seyahat etmek için sürekli yardım aramak zorunda kalmamalı, kendi kararlarımız doğrultusunda bağımsız hareket edebilmeliyiz. Engelsiz Erişim Derneği olarak vurguluyoruz, sorun körlükte değil, körlerin bağımsız hareket etme hakkını gözetmeyen erişilemez ve güvensiz çevrelerdedir. Eşit katılım, ancak herkesin ihtiyaçlarının dikkate alındığı ve haklarının güvence altına alındığı bir yaşam çevresiyle mümkündür. 15 Ekim Dünya Beyaz Baston Körler ve Güvenlik Günü vesilesiyle yerel yönetimleri, kamu kurumlarını, ulaşım işletmelerini ve tüm toplumu sorumluluk almaya çağırıyoruz.
- Kılavuz yolları yaygınlaştırın. Standartlara uygun, kesintisiz ve doğru güzergâhlarda kılavuz yollar oluşturun.
- Kılavuz yolları ve kaldırımları engellerden arındırın. Bu alanların üzerine eşya koymayın, geçişleri kapatmayın ve mevcut engellerin yeniden oluşmasını önleyin.
- Güvenli yaya alanları oluşturun. Kaldırımları, yaya geçitlerini, kavşakları ve toplu taşıma alanlarını körlerin bağımsız hareket edebileceği şekilde düzenleyin.
- Erişilebilirliği koruyun ve denetleyin. Yapılan düzenlemelerin günlük yaşamda güvenle kullanılmasını sağlayın, eksiklikleri ve ihlalleri giderin.
- Karar süreçlerinde körlerin deneyimlerini dikkate alın. Bağımsız hareketi doğrudan etkileyen düzenlemeleri, bu alanları kullanan körlerin görüş ve deneyimleriyle geliştirin.
Beyaz bastonumuzla attığımız her adım, bağımsız yaşam ve eşit katılım hakkımızın ifadesidir. Bu adımların güvenli olmasını sağlamak yalnızca körlerin değil, başta ilgili kamu kurumları olmak üzere toplumun ortak sorumluluğudur. Beyaz bastonumuzla özgürce ve güvenle yürümek istiyoruz. Kılavuz yollarımızın açık, kaldırımlarımızın güvenli, kentlerimizin erişilebilir olmasını istiyoruz. Bağımsız hareket etmek bir ayrıcalık değil, hakkımızdır. Eşit, erişilebilir ve bağımsız bir yaşam için mücadelemizi sürdürüyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
engelsizerisim.org



