
Bir Lütuf Değil, Hak Mücadelesi: ÖTV Düzenlemesinin Perde Arkası
17 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7577 Sayılı Kanun ile engelli araç alımındaki ÖTV istisnası limiti 2.873.900 TL’ye yükseltildi. Kağıt üzerinde bir “iyileştirme” gibi görünen bu rakamlar, aslında buzdağının sadece görünen yüzü.
Engelli hakları denince akla gelen ilk isimlerden Mehmet Kızıltaş ile geçtiğimiz günlerde yaptığımız görüşmede, meselenin bir vergi düzenlemesinden çok daha derin, bir “bağımsız yaşam” ve “insan onuru” meselesi olduğunu bir kez daha konuştuk.
“Parası Olana Kendi Erişilebilirliğini Sağla” Deniliyor
Sohbetimiz sırasında Kızıltaş’ın en çarpıcı tespiti şuydu: Devlet, erişilebilir bir ulaşım sistemi sunamadığı için sorumluluğu bireyin üzerine yıkıyor. ÖTV muafiyeti bir sosyal yardım değil, ulaşım hakkı kısıtlanan birey için bir tazminat, bir hak. Mevcut anlayış ise adeta, “Parası olana sen arabanı al, kendi başının çaresine bak” diyor.
Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu hak bile adım adım daraltılıyor.
“Kısıtlamalar Engelliyi Eve Hapsediyor”
Kızıltaş, mevcut sistemdeki aksaklıkları ve yapılması gerekenleri net bir dille ifade ediyor: 10 yıl sınırı prangadır, araç değiştirme süresinin 5 yıldan 10 yıla çıkarılması kabul edilemez, bu süre yeniden 5 yıla indirilmeli. Engelli bireyler; tekerlekli sandalye lifti, yüksek tavan veya otonom sürüş gibi ihtiyaçlarına göre, kısıtlayıcı hiçbir şart olmaksızın istediği aracı alabilmeli. Yerlilik dayatmasına son verilmelidir, yüzde 40 yerlilik oranı gibi engeller, bireyin en güvenli ve en ergonomik araca ulaşma hakkını elinden alıyor.
Suistimalin Cezasını Neden Engelli Ödüyor?
Sistemdeki en büyük yaralardan biri de suistimaller. Kızıltaş, çok net bir öneri sunuyor: “Suistimal edeni tespit edin, cezalandırın ama hakkı olanı yakmayın.” Aynı evde yaşamadığı yaşlısı üzerinden araç alanların tespiti zor değil. Bu kaçakların bedeli; bugün dışarı dahi çıkamayan otizm, Down sendromu ve zihinsel engelli bireylerin hakkından kısılarak ödenmemeli. Bu gruplar acilen kapsama dahil edilmeli.
Sadece Bir Araç Değil, Bir “Uzuv” Meselesi
Mehmet Kızıltaş, özellikle yüzde 40 ve üzeri ortopedik engeli olup kendi aracını kullanamayan, ehliyet alamayan veya yüzde 90 rapor sınırına takılan bireylerin durumuna da dikkat çekiyor. Serebral palsili ya da omurilik felçli bir birey için otomobil bir lüks değil, toplu taşımanın erişilemez olduğu bir şehirde “dış dünyaya açılan tek kapı”.
Kızıltaş, bu kararın yıllardır beklenen bir adım olduğunu belirtirken madalyonun diğer yüzündeki “ehliyet mağdurlarını” hatırlatıyor: “Bir gecede alınan kararlarla binlerce engellinin ehliyeti iptal edildi. Kapılarında araçları var ama kullanamıyorlar. Bağımsız yaşam hakları ellerinden alınarak başkalarına bağımlı hale getirildiler.”
Tehlike Çanları: ÖTV Muafiyeti “Sosyal Yardım” Mı Oluyor?
Kızıltaş’tan aldığım en endişe verici duyum ise Maliye Bakanlığının bu konuya yaklaşımı. Bakanlığın, ÖTV muafiyetini bir “gelir kaybı” olarak gördüğü ve bu yetkiyi Aile Bakanlığına devretmek istediği konuşuluyor.
Eğer bu gerçekleşirse ÖTV muafiyeti bir “hak” olmaktan çıkıp hane gelirine ve mal beyanına bağlı bir “sosyal yardım”statüsüne düşecek. Bu da binlerce engellinin sistem dışına itilmesi ve hakkının elinden alınması demektir. Sabit bir tutar üzerinden indirim yapılması planı ise enflasyon karşısında bu hakkın zamanla tamamen yok edilmesi riskini taşıyor.
“Biz Olmadan, Bizim İçin Asla!”
21.yüzyılda hala “kimseyi geride bırakmamak”tan söz ediyorsak, BM Engelli Hakları Sözleşmesi’ne imza atıyorsak, bunu uygulamada görmeliyiz. Mehmet Kızıltaş’ın çağrısı çok açık:
“Londra ve Paris’teki gibi haklarımızı alıncaya kadar evlerimize dönmediğimiz bir mücadele vermedikçe, bölünmüş STK yapısıyla kaybetmeye devam edeceğiz.”
Zor olan hayatları, her gün yeni kısıtlamalarla daha da zorlaştırmayın. Kapsayıcı ve erişilebilir bir hayat, devleti yönetenlerin bir lütfu değil; engelli bireylerin en temel, en insani hakkıdır.
Sosyal medya hesaplarımız:
İnstagram sosyal medya hesabı için tıklayın
Linkedln sosyal medya hesabı için tıklayın
X sosyal medya hesabı için tıklayın
Facebook sosyal medya hesabı için tıklayın
Yazar: Serap Dikmen
Kaynak: gazeteyenigun.com.tr



