HaberlerSağlıkSon DakikaTeknoloji

Kentlerin İçindeki “Sessiz Tehlike”: Sanayi Tesisleri, Kırılgan Gruplar ve Seveso Sınavı

Sanayi tesislerinde meydana gelen yangın, patlama ve kimyasal sızıntı gibi büyük endüstriyel kazalar yalnızca işletmeleri değil; çevrede yaşayan engelliler, çocuklar, yaşlılar ve hastalar gibi kırılgan grupları orantısız biçimde etkiliyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Çevre Ajansı’nın raporları, bu grupların acil tahliye süreçlerinde daha yüksek risk altında olduğunu; kimyasal maruziyetin sağlık etkilerinin ise çok daha ağır sonuçlara yol açtığını gösteriyor. Bu nedenle endüstriyel güvenlik, artık yalnızca tesislerin değil, kentlerin en hassas kesimlerinin korunması açısından da kritik bir başlık hâline geldi.

Falckon’dan Sanayi Tesislerine “Proaktif Güvenlik” Çağrısı

Şehirlerin hızla büyümesiyle bir zamanlar kent çeperlerinde kurulan kimya, üretim ve depolama tesisleri bugün konutlar, okullar, hastaneler ve yoğun yaşam alanlarıyla iç içe geçmiş durumda. Bu yakınlaşma; yangın, patlama ve kimyasal sızıntı gibi endüstriyel kazaların etkisinin tesis sınırlarını aşarak geniş yerleşim alanlarına yayılma riskini artırıyor. Avrupa Birliği’nin Seveso III Direktifi ve Türkiye’de uygulanan BEKRA mevzuatı, bu risklere karşı en önemli güvenlik kalkanını oluşturuyor.

Türkiye’nin ilk ve tek endüstriyel itfaiye şirketi Falckon’un Genel Müdürü Anıl Yamaner, tehlikeli kimyasallarla çalışan ve yüksek miktarda yanıcı, parlayıcı veya patlayıcı madde bulunduran işletmelerin Seveso III ve BEKRA yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi gerektiğini belirterek, mevzuata uyumun tesis bazında proaktif yangın güvenliği uygulamalarıyla desteklenmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

Şehirler Büyüdü, Emniyet Mesafeleri Daraldı

Sanayileşme döneminde şehir merkezlerinin dışında kurulan fabrikalar, akaryakıt depolama tesisleri, kimya fabrikaları ve tehlikeli madde depoları; hızlı nüfus artışı ve kontrolsüz kentleşmeyle birlikte zaman içinde yerleşim alanlarının ortasında kaldı.

Bu durum, olası bir endüstriyel kazanın sonuçlarını tesis sınırlarının ötesine taşıyor. Kimyasal bir sızıntı, patlama veya büyük çaplı yangın yalnızca meydana geldiği işletmeyi değil, komşu tesisleri ve yakın çevrede yaşayan binlerce kişiyi de etkileyebiliyor. Özellikle birbirine yakın yüksek riskli tesislerde bir kazanın diğerini tetiklemesiyle ortaya çıkan “domino etkisi”, kent güvenliği açısından en kritik risklerden biri olarak öne çıkıyor.

1976’da İtalya’nın Seveso bölgesinde yaşanan kimyasal kaza, Avrupa’nın endüstriyel güvenlik yaklaşımını kökten değiştirmiş ve bugün yürürlükte olan Seveso III Direktifi (2012/18/EU)’nin temelini oluşturmuştu.

Türkiye’nin Seveso Kalkanı: BEKRA

Türkiye’de Seveso yaklaşımı kapsamında uygulanan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik (BEKRA), tehlikeli maddelerin belirli eşik değerlerin üzerinde bulunduğu sanayi tesislerine kapsamlı güvenlik yükümlülükleri getiriyor.

Tesisler, bulundurdukları tehlikeli maddelerin türü ve miktarına göre Alt Seviyeli veya Üst Seviyeli kuruluş olarak sınıflandırılıyor. Özellikle üst seviyeli kuruluşlarda risklerin belirlenmesi, sistematik güvenlik yönetiminin oluşturulması, acil durum hazırlıklarının yapılması ve gerekli güvenlik dokümantasyonunun tamamlanması kritik önem taşıyor.

Mevzuata uyumsuzluk hâlinde faaliyetin durdurulmasına kadar uzanan yaptırımlar söz konusu olabiliyor.

2025’te 755 Endüstriyel Yangın ve Patlama

Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin verilerine göre 2025 yılında Türkiye’de 755 endüstriyel yangın ve patlama meydana geldi. Bunların 700’ü yangın, 55’i patlama olarak kaydedildi.

Bu olaylarda 20 işçi hayatını kaybetti, 173 işçi yaralandı; yüzlerce kişi ise duman ve zararlı gazlardan etkilendi.

Sektörel dağılımda:

  • Metal sektörü %19 ile ilk sırada,
  • Ağaç, kâğıt ve mobilya %18,
  • Tekstil %17,
  • Kauçuk ve plastik %12,
  • Gıda sektörü %9 pay aldı.

Veriler, endüstriyel yangın riskinin yalnızca kimya ve petrokimya tesisleriyle sınırlı olmadığını, üretimin hemen her alanında ciddi bir can güvenliği ve ekonomik kayıp riski bulunduğunu gösteriyor.

“Mevzuat Tek Başına Yetmez, İnsan Faktörü Belirleyici”

Falckon Genel Müdürü Anıl Yamaner, Seveso III ve BEKRA kapsamında belirlenen yükümlülüklerin eksiksiz uygulanmasının büyük endüstriyel kazaların önlenmesinde temel şart olduğunu ancak güvenliğin yalnızca mevzuata uygun bir tesis kurmakla sağlanamayacağını belirtti.

Yamaner şöyle konuştu:

“Tehlikeli kimyasal bulunduran bütün tesislerin Seveso ve BEKRA yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi gerekiyor. Ancak mevzuata uygun bir tesis kurmak tek başına yeterli değil. Çalışanların prosedürleri doğru uygulaması, risklerin sürekli izlenmesi ve ekiplerin olası bir acil duruma her an hazır olması gerekiyor.”

Endüstriyel Yangına Endüstriyel Uzmanlık

Fabrikalarda, depolarda, enerji tesislerinde ve kimyasal proseslerde meydana gelen yangınlar standart bina yangınlarından çok farklı riskler taşıyor. Bu nedenle yüksek riskli tesislerde yalnızca yangın çıktıktan sonra müdahaleye odaklanmak yerine, yangının çıkmasını önlemeyi esas alan proaktif yaklaşım önem kazanıyor.

Türkiye’de genel itfaiye hizmetleri belediyeler tarafından yürütülürken; yüksek risk taşıyan sanayi tesislerinde tesisin risklerine özel eğitim almış endüstriyel itfaiye ekiplerine duyulan ihtiyaç artıyor.

Bu ekipler yalnızca yangını söndürmekle değil; riskleri önceden tespit etmek, çalışanları eğitmek, düzenli tatbikatlar yapmak ve olası bir yangına başlangıç aşamasında müdahale ederek can kaybını ve üretim kesintisini en aza indirmekle yükümlü.

Fabrika Yangınlarında İlk Dakikalar Kritik

Yangının başlangıç aşamasında yapılacak hızlı ve profesyonel müdahale, küçük bir olayın tüm tesisi etkileyen büyük bir felakete dönüşmesini engelleyebiliyor. Bu nedenle müdahale kapasitesinin tesis içinde veya çok yakınında bulunması büyük önem taşıyor.

Yamaner, Türkiye’nin endüstriyel yangınlarla mücadelede “olay olduktan sonra müdahale” modelinden “olay meydana gelmeden önleme” modeline geçmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Endüstriyel itfaiyeciliğin temel amacı yangını söndürmekten önce yangının çıkmasını engellemektir. Her fabrikanın risk haritası farklıdır. Bu nedenle her endüstriyel yangına aynı yöntemle müdahale edilemez.”

Proaktif Güvenlik Artık Bir Tercih Değil

Kentlerin sanayi tesisleriyle giderek daha fazla iç içe geçtiği günümüzde endüstriyel güvenlik, şehirlerin afet dayanıklılığının ve kamusal güvenliğin temel unsurlarından biri hâline geliyor.

Seveso III ve BEKRA kriterlerinin eksiksiz uygulanması, güvenlik mesafelerinin şehir planlamasında korunması, yüksek riskli tesislerin düzenli denetlenmesi ve çalışanların sürekli eğitilmesi kadar; tesisin kendi risklerine göre oluşturulmuş profesyonel yangın önleme ve müdahale sistemlerinin kurulması da kritik önem taşıyor.

Yamaner bu dönüşümü şöyle özetliyor: “Artık temel soru ‘Yangın çıkarsa nasıl söndürürüz?’ değil; ‘Yangının çıkmasını ve büyümesini nasıl engelleriz?’ olmalı. Proaktif güvenlik artık bir tercih değil, zorunluluk.”

Haber: Yaşadıkça Engelli Haberleri Sitesi

Yaşadıkça

Engelliler Haber ve Bilgi Sitesi

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu