
Gençler Duygusal Sorunlarını da Yapay Zekâya Anlatıyor
TEDMEM raporu, yapay zekânın gençler üzerindeki bilişsel ve duygusal etkilerine dair kritik uyarılar içeriyor.
Türk Eğitim Derneği’nin düşünce kuruluşu TEDMEM, “Eğitimde Yapay Zekâ: Küresel Eğilimler ve Türkiye için Politika Önerileri” başlıklı kapsamlı raporunda yapay zekânın eğitim sistemi, gençlik davranışları ve toplumsal dönüşüm üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. Rapora göre Türkiye’de gençler yapay zekâyı yalnızca ödev ve sunum hazırlamak için değil; duygusal destek, dertleşme ve kaygılarını paylaşma amacıyla da yoğun biçimde kullanıyor.
Gençlerin Yapay Zekâya Yönelmesi Yeni Riskleri Doğuruyor
TEDMEM’in verilerine göre Türkiye’de yapay zekâ kullanan her 10 kişiden 4’ü 25 yaşın altında. Raporda, gençlerin duygusal ihtiyaçlarını yapay zekâya yöneltmesinin iki kritik tehlike yarattığı belirtiliyor:
- Bilişsel Devir: Düşünme, analiz etme ve üretme süreçlerinin sistematik biçimde yapay zekâya devredilmesi, çabayla gelişen öğrenme kapasitesinin zayıflamasına yol açabilir.
- Duygu ve İnanç Devri: Gençlerin duygusal ihtiyaçlarını yapay zekâ ile karşılaması, az sayıda teknoloji şirketinin milyonlarca gencin duygu dünyası ve düşünme biçimi üzerinde orantısız bir etki gücü edinmesi anlamına geliyor.
“Dijital Diktatörlük” Uyarısı
Raporda, modern dijital düzenin bireylerin davranışlarını ölçen, sınıflandıran ve yönlendiren bir yapıya dönüştüğü vurgulanıyor. Bu durum literatürde “dijital diktatörlük” veya “tekno-otoriterlik” olarak tanımlanıyor.
TEDMEM’e göre geçmişin baskı rejimleri görünür yöntemlerle çalışırken, yeni dijital düzen gündelik hayata sessizce sızarak toplum hakkında büyük ölçekli veri topluyor ve kitlelerin gerçeklik algısını fark ettirmeden şekillendiriyor. Yapay zekâ altyapısının az sayıda küresel şirketin elinde toplanması, insanlığın geleceği açısından ciddi bir tehdit olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Küresel Arayışın Neresinde?
Raporda Türkiye’nin yapay zekâ teknolojilerini eğitim süreçlerine entegre etme konusunda önemli adımlar attığı belirtiliyor. Ancak küresel rekabet gücünün artırılmasının yalnızca teknoloji yatırımlarına değil; nitelikli öğretmenlere, güçlü lisansüstü araştırma kapasitesine ve yaşam boyu öğrenmeyi destekleyen bir eğitim sistemine bağlı olduğu vurgulanıyor.
TEDMEM, Türkiye’nin diğer ülkelerin modellerini kopyalamak yerine kendi toplumsal gerçekliğini merkeze alan özgün bir yol haritası oluşturması gerektiğini ifade ediyor.
Yapay Zekâ Ehliyeti Önerisi
Raporda, gençlerin yapay zekâya okul dışında zaten eriştiği hatırlatılarak, küresel araştırmaların gençlerin yarısının yapay zekânın sınırlılıklarını eleştirel biçimde değerlendirmekte zorlandığını gösterdiği aktarılıyor.
Bu nedenle yalnızca yapay zekâ okuryazarlığı programlarının yeterli olmayacağı, güvenli ve etik kullanım davranışının da kazandırılması gerektiği belirtiliyor. TEDMEM, lise mezunlarına “Yapay Zekâ Ehliyeti” verilmesini öneriyor. Bu ehliyet, teknolojiyi güvenli, etik ve öz denetimli biçimde kullanabilen bireyleri belgelendirmeyi amaçlıyor.
Son Sözü Her Zaman İnsan Söylemeli
Raporda, Türkiye’de politika belgeleri ve kurumsal altyapı açısından güçlü bir başlangıç iradesi olduğu ancak bu politikaların okulların günlük işleyişine yansıtılmasının kritik aşama olduğu ifade ediliyor.
Haber: Yaşadıkça Engelli Haberleri Sitesi



