Engelli HaklarıHaberlerSon Dakika

Engelli Hakları Sözleşmesi 17 Yaşında: Peki, Engellilerin Hayatında Ne Değişti?

Birleşmiş Milletler (BM) Engelli Kişilerin Hakları Sözleşmesi Türkiye’de 17 Yaşını Doldurdu

BM Engelli Kişilerin Hakları Sözleşmesi, 2006 yılında BM Genel Kurulunda kabul edildikten sonra 30 Mart 2007’de devletlerin imzasına açıldı. İşte o gün Türkiye, sözleşme’yi imzalayan ilk ülkeler arasında yer aldı. Bu müthiş bir olaydı. Üstelik çekincesiz, şerh koymadan imzalandı Sözleşme. Onay sürecinin ardından da 28 Ekim 2009 tarihinde yürürlüğe girdi. Yani 17 yıl önce…

Bu 17 yılda engelli çocukların ve gençlerin hayatında ne değişti? Çünkü Sözleşme’nin yürürlüğe girdiği gün doğan engelli bir çocuk bugün 17 yaşında. Bu çocuğun; erken dönemde özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinden, bütünleştirilmiş ortamlarda kapsayıcı eğitim hakkından, en üst standartta sağlık hakkından, sosyal desteklerden ve Sözleşme’de güvence altına alınan tüm insan haklarından, ayrımcılığa uğramadan yararlanıyor olması gerekiyor. Gerçekten yararlanıyor mudur?

Çok güzel ve ideal bir cümle kuralım buraya. “Sözleşme’nin 17.yıldönümünü, engelli çocukların ve gençlerin haklarına erişimini değerlendirmek için de önemli bir fırsata dönüştürmek istiyoruz.” Bu farkındalık cümlesinin amacına ulaşması için kapsamı biraz genişletip Sözleşme’nin kağıt üzerinde kalıp kalmadığını sorgulayalım.

Bu çocuk adına ve Sözleşme’den önce doğmuş ve şimdilerde orta yaşlı olan hatta yaşlanmış çocuklarımız adına Devleti idare edenlere aşağıdaki soruları soruyoruz ve yanıtları bekliyoruz.

  1. Bize karşı açık ve net olmanızı istiyoruz. Bu Sözleşme’yle bağdaşmayan eylemler veya uygulamalardan kaçındınız mı? Şöyle bir baktığınızda, “bu olmamalıydı”, “bu insanca değil”, “keşke gerekli önlemi almış olsaydık”, “bir daha bunun yaşanmasına asla izin vermeyeceğiz” dediğiniz (toplantılarda konuştuğunuz) oldu mu?
  2. Biz anne ve babalar, yaşlanıyoruz, yaşlandık da… Çocuğunun hayatına son verdikten sonra kendi hayatına son veren anne ve babaları bildiğinizi biliyoruz. Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yani, “bir sonraki anne baba ben mi olacağım” diye düşünenlere ne söylemek istersiniz?
  3. Birinci Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı (2023-2025 yılları arası için) tamamlandığına göre bu 2 yılda ne yapıldı, hangi alanlarda sözleşme’ye uyum sağlandı? Bu eylem planının sonuç/değerlendirme raporu, ne zaman kamuoyuna sunulacak?
  4. İkinci Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı (2026-2030 yılları arası için) çalışmalara Haziran ayında başladınız. Çalışmalara dahil ettiğiniz STK’lere bakarak “Karar süreçlerine katılım ilkesi”ne uygun hareket ettiğinizi düşünüyor musunuz? Bu ilke, 1. Engelli Hakları Ulusal Eylem Planında da yer almış mıydı? Hep aynı kişilerle masa başında toplanıp hep aynı kişileri dinlediğinize göre; bu durumdan hiç sıkıldığınız oldu mu?
  5. Engelli Hakları İzleme Kurulu toplantılarına devam ediyorken toplantı sonuç raporlarını neden kamuoyu ile paylaşmıyorsunuz? Toplantılarda engellilik gündemi hakkında ne konuştuğunuzu bilmek istiyoruz. Bakım kurumlarında vefat eden çocuklarımızı gündeme aldınız mı, örneğin bu hafta davası vardı; bakım kurumunda kendisine verilmesi gerekenden 30 kat fazla ilaç verilen, ihmal, istismar… konuştunuz mu bu çocuğumuzu, bilmek istiyoruz.
  6. Bakım kurumlarında artan ihmal, istismar, şiddet…hayatını kaybeden çocuklar…Failleri, tutuksuz yargılanan kötü muamele davaları ve adalete güveni sarsan dava süreçleri… Siz bu konuda sözleşme’ye uygun ne yaptınız? Özel bakım kurumlarına ilişkin yeni bir Yönetmeliğin uygulanması için acil eylem planı yaptınız mı? İnsan onuruna yakışır bakım sistemini kurmak sizce, zamana yayılacak bir konu mudur? “Hemen, Şimdi” diye haykırsak örneğin. Bakım kurumlarına “Sıkı denetim, habersiz-baskın denetim ve özellikle de bağımsız denetim…”desek… Geçenlerde, “habersiz denetim yapılacak” diye okuduk, gözümüzden kaçmadı. Bağımsız denetim cümlesi ne zaman kurulacak?
  7. Sözleşme’nin uygulanmasını sağlamak, uygulamayı izlemek, değerlendirmek Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda ise hak kayıplarına ve kazanımlarına ilişkin müdürlüğün bir raporu var mı, bilmek istiyoruz.
  8. Bir milletvekilinin, engellilerin haklarını elinden aldıklarını belirttiği konuşmanın, bir itiraf mı yoksa dil sürçmesi mi olduğunu, bilmek istiyoruz.

Sözleşme’den önce doğan çocuklarımız yaşlandı, bunun farkında mısınız? 17 yılın ardından yanıt bekleyen çok sayıda soru var. Bu sorulara Devleti idare edenlerin, politika yapıcıların, kurum idarecilerinin ve hizmet sunanların, sayısız kelimelerle verecek sayısız yanıtı var elbette.

Bizler, engelli çocuk aileleri olarak verilecek yanıtları aslında biliyoruz. Sözleşme’nin uygulanmasına baktığımızda, bu yanıtların etkisiz olduğunu da görüyoruz. Bizler, yaşayarak ve deneyimleyerek Sözleşme’nin uygulanıp uygulanmadığını görüyoruz. Kaldı ki sadece 17 yıl değil, 30 yıl, 40 yıl hatta 50 yıldan fazladır, çocuklarımız ile birlikte hayatı deneyimliyoruz.

Sözü fazla uzatmadan tüm engelli çocuk aileleri adına bir babanın mesajını yazıyorum: “Bizlerin dayanacak ne gücü ne de sabrı kaldı. Benden sonra oğlumu nereye emanet edeceğimi düşünmekten bugünü yaşayamaz oldum. Bakım merkezlerinde yaşananları duydukça hele, boğazım düğümleniyor. Yoruldum…Yaşlandım…Tükendim…Yaşarken yok sayılmışım gibiyiz ben ve oğlum…Görünmüyor muyuz oralardan?”

Son söz olarak devleti idare edenlere şunu söylemek isterim: Bu babanın yazdığı mesajda sorumluluğu olan herkes oturup öz eleştirisini yapsın. Ne yapmadıklarını, sorumluluklarını neden yerine getirmediklerini sorgulasın.

Yukarıdaki sorular da burada dursun.

Engelli çocuğu olan anne ve babalar adına, 36 yaşında çocuğu olan Anne Ayşe SARI

Yaşadıkça Engelli Haberleri Sitesi

Yaşadıkça

Engelliler Haber ve Bilgi Sitesi

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu