
Görme Engelli Hafız Analog Kasetçalarla Ezberini Tazelerken Yazdığı Eserlerle İlham Kaynağı Oluyor
“Hayatım boyunca iki şeye dört elle sarıldım. Kalem ve kitap. Engelleri okuyarak aştım. Dinleyerek hafızlığımı ikmal ettim”
Görme engelli hafız Bülent Acun, analog kasetçalardan dinleyerek ezberlediği Kur’an-ı Kerim’i aynı yöntemle tazelerken, el yazısıyla kaleme aldığı kitaplarıyla da dikkati çekiyor.
Bağcılar Müftülüğünde din hizmetleri uzmanı olarak görev yapan Bülent Acun, 4 yaşında geçirdiği ateşli hastalık sonucunda görme yetisini yüzde 95 oranında kaybetti.
Ancak, ilkokul çağlarında başlayan kitap okuma ve yazma aşkını tüm engellere rağmen 35 yıldır sürdürüyor.
El yazısı notlarıyla fikirlerini dizelere ve metinlere aktaran Acun’un, büyük emeklerle yazdığı “Fecre Kurulmuş Cümleler” ve “Biz Ki Oruç Tutarız, Bizi Kimse Tutamaz” gibi iki kitabı bulunuyor.
Şu an 46 yaşında olan görme engelli Bülent Acun, okuma yazma aşkıyla başlayan serüvenini AA muhabirine anlattı.
Dinleyerek hafız oldu
Karanlıkta başlayan çocukluk yıllarını kitap sevgisiyle aydınlatmaya çalıştığını söyleyen Acun, “Hayatım boyunca iki şeye dört elle sarıldım. Kalem ve kitap. Engelleri okuyarak aştım. Dinleyerek hafızlığımı ikmal ettim. Müftü Latif Topçu her gün ezberleyeceğim Kur’an-ı Kerim sayfalarını okudu. Ben de o şekilde hafız oldum. O şekilde başlayan hafızlığımı korumak için çalışıyorum.” dedi.
Analog kasetçalardan dinleyerek Kur’an-ı Kerim’i ezberleyen Acun, “Özellikle görme engelli bir insan olarak hafızlığın zor olacağını söylüyorlardı. Ben de hocama ‘Acaba yapabilir miyim?’ diye sordum. ‘Tabii ki.’ dedi. Beni motive etti. O şekilde başladım. Kabartma Kur’an-ı Kerim’le hafızlık yapma süreci o dönem çok fazla yaygın değildi. Bana sadece dinleyerek Kur’an-ı Kerim’i ezberleme yöntemi kaldı.” diye konuştu.
“Kitaplarla gören müezzin”
Okumanın kendisini her zaman canlı, heyecanlı ve dipdiri kıldığını vurgulayan Acun, engelleri okuyarak aştığını ve “kitaplarla gören müezzin” olarak anıldığını ifade etti.
“Duygu ve düşüncelerimizi okurlarımızla paylaşma, yazma gayreti, dertleşme ve söyleşme derdi oluştu.” diyen Acun, okuma faaliyetlerinin günümüzde daha kolaylaştığını hatırlattı.
Acun, “Hakikaten bugün akıllı cihazlar bilgiyi anında önümüze getiriyor ama hassas bir okur için sadece bilgi yetmiyor, kitaba dokunmak, koklamak, not almak istiyor. Kitapların sayfa sesi çok kıymetli. Sayfanın çevrilirken çıkardığı ses enfes bir şey, kenarına notlar düşmek de öyle.” ifadesini kullandı.
Acun, görme engeli yüzünden yavaş yazabildiğini fakat hiçbir zaman pes etmediğini vurguladı.
El yazısıyla not alıyor
Günlerinin okuyarak ve yazarak geçtiğini belirten Acun, yazma sürecinde ailesi ve arkadaşlarının hep yanında olduğunu söyledi.
Acun, sözlerine şöyle devam etti:
“Önce düşünüyorum, tefekkür ediyorum. Daha sonra kendi el yazımla notlar alıyorum. Ailem ve arkadaşlarım yardımıyla da kaleme alıyorum. Çünkü yazmak sözleşmektir, dertleşmektir. Yazı yazarak okuru aynı zamanda bir dost ve sırdaş edindim. Baston kullanmıyorum, yolumu kitaplarla buluyorum, diyorum her zaman. Gerçek kitap kurtları için dünyanın en güzel kokularından biri kitap kokusudur.”
Acun, 10 yıldır ramazanla ilgili düşüncelerini not ettiğini ve bu yıl kitaplaştırdığını anlatarak, “Zaten hayatımızın öznesi olan Ramazan-ı Şerif’i kültürümüzün, medeniyetimizin, edebiyatımızın da öznesi kılmaya gayret gösterdim.” dedi.
AA