
5 Mayıs Bağımsız Yaşama Hakkı Günü
Engelliler için bağımsız yaşam hakkını ön plana çıkaran çalışmalar, Avrupa Bağımsız Yaşam Ağı (ENIL)’nın öncülüğünde başladı ve her yıl 5 Mayıs günü “Bağımsız Yaşam Günü” olarak belirlendi.
ENIL, bağımsız yaşam hakkı ile ilgili olarak “kişisel desteği” ön planı çıkartıyor ve “Bazı insanların herhangi bir desteğe ihtiyacı olmayabilirken, bazılarının kişisel bakım, ev işleri veya mali işleri yönetme gibi görevlerde yardıma ihtiyacı olabilir. Bağımsız yaşam, bağımsız bir şekilde yaşamak için ihtiyaç duydukları desteğe erişim ve bu desteği kendilerinin yönetme seçeneğine sahip olmak anlamına gelir.” diyor.
“Kiminle, Nasıl, Nerede Yaşayacağımıza Kendimiz Karar Veririz!”.
Engelliler için bağımsız yaşam, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin 19’uncu maddesi ile garanti altına alınan temel bir insan hakkı. Ülkemizde, birçok engelli bireyin mahrum bırakıldığı temel bir hak.
Bağımsız yaşamak, hiç bir destek olmadan yaşamak değil. Bağımsız yaşamak, tek başına yaşamak da değil. Kimi engelliler işitme cihazı ile, kimileri beyaz baston ile, kimileri tekerlekli sandalye ile, kimileri web erişilebilirliği ile kimileri solunum cihazı ile ya da başka başka cihazlardan destek alarak bağımsız yaşayabilir. Bu destek kimileri için kişisel bir destek yani kişisel asistan da olabilir.
Bağımsız yaşamak, engellilerin, gereksinim duyduğu her türlü destek teknolojilerine ve kişisel desteğe erişmeleri, böylece; kendi kaderlerini tayin etme ve kiminle, nasıl ve nerede yaşayacaklarını belirleme hakkına sahip olmalarıdır.
Bakım Altında Olmakla Bağımsız Yaşama Hakkı Bağdaşmaz
Özellikle körlerin, yürüme ve hareket güçlüğü çekenlerin, akülü tekerlekli sandalye kullananların ve günlük yaşamını yatarak geçirenlerin, bağımsız yaşama haklarının görünür olması gerekiyor. Bu kişilere destek verenlerin ya da bakım sunan anne, baba ya da akrabalarının olması, onların bağımsız yaşama hakkının korunduğu anlamına gelmez.
Bakım kurumları; ne zaman, ne kadar süre ile dışarı çıkılacağı, kiminle, nasıl, hangi şartlarda telefonla konuşulacağı, sabah kalkış, akşam yatış ve banyo gün ve saatlerinin belirli olduğu, hayatın kontrol altında tutulduğu yerler. Zorlayıcı kuralların olduğu bakım kurumlarında yaşamak, bağımsız yaşama hakkı ile bağdaşmaz. Bakım kurumunda kalmaları için engelliler, vesayet altına alınıyorlar. Şartlar düşünüldüğünde engellilerin, kapalı kurumlarda kalıyor olması ve engellilerin belli bir yaşam şartlarına zorlanması; Engelli Hakları Sözleşmesi’nin ihlali olarak kabul edilmeli.
Bakıcı Değil Kişisel Asistan
Bağımsız yaşama hakkının en etkili aracı, kuşkusuz kişisel asistanlık. Bu, Engelli Hakları Komitesi tarafından, bağımsız yaşam hakkındaki genel yorumda doğrulanmış ve ifade edilmiş durumda. Kişisel asistanlık, engelli kişinin kendi seçtiği, çalışma saatlerini ve şartlarını kendi belirlediği ve seçtiği kişi ile birlikte hayatını sürdürmesi için bir araçtır. Kendi biçimlendirdiği bir yaşam biçimi…Kendi kararı ile sınırlarını çizdiği…
Kişisel asistanlık bazı Avrupa ülkelerinde uygulanıyor ve Devlet tarafından finanse ediliyor.
Kişisel asistan, akraba olmak zorunda değil. Akrabası olmadığı için, başka bir kimsenin engelli kişiye bakması için engelli bireyin, vesayet altına alınması gerekmemeli.
Kişisel asistanlık çerçevesi yasal olarak çizilmeli ve Devlet tarafından finanse edilmeli. Engelliler, aileleri ve STK’lar, bu amaç için çaba harcamalı, farkındalık çalışmaları ve sonuca ulaşmak için iş birliği yapmalı.
Vesayet Altına Alınan Kişinin Bağımsız Yaşama Hakkı da Vesayet Altında
Yasal olarak kısıtlanan bireyler için oy kullanmak mümkün değil. Bugün İspanya Parlamentosunda down sendromlu bir milletvekili varken ülkemizde down sendromlu olanların vesayet alınması gerekiyor. Evlenmek, ebeveyn olmak, evlat edinmek, koruyucu aile olmak, bakım kurumunda kalmak ve daha başka konular için destekli karar mekanizması yerine doğrudan vesayet sistemi uygulanıyor ve zihinsel engellilerin ve psiko-sosyal (ruhsal) engellilerin bağımsız yaşama hakları ellerinden alınıyor. Daha da vahimi, vesayet konusunun, örneklerinin yaşandığı gibi zorla tedavi ya da zorla kısırlaştırmaya varan sonuçları olabiliyor.
Bağımsız Yaşama ve Topluma Tam Katılım Politikalarında Başarısızlık
Engellilerin tüm insan haklarına ayrımcılığa uğramadan erişmeleri, erişilebilirliğin sağlanması, bir iş, bir meslek edinmeleri, barınma ve temel ihtiyaçlarının dikkate alınması ve bilimsel ve teknolojik gelişmelerden faydalanmaları gibi bağımsız yaşamı destekleyen her şey için her geçen gün daha fazla mücadele vermek zorundayız. Elbette bu mücadele zorunluluğu, politikalardaki başarısızlığın göstergesi. Diğer yandan engellilerin çözüm bekleyen sorunlarının, ülke gündeminde yer bulmaması ve engellilerin ve STK’ların, konuyu gündeme taşımamaları da önemli bir sorun.
Bağımsız Yaşama Hakkı İçin Önce Engellilerin Kendisi Ayağa Kalkmalı
Engelli bireylerin bağımsız yaşama ve topluma dahil olma haklarının kendilerine teslim edilmesi için öncelikle kendilerinin bilinçlendirilmesi gerekiyor.
Bağımsız yaşama hakkı ve topluma tam katılım, öylesine üst ve kapsayıcı bir hak topluluğu ki içinde erişilebilirlikten, makul düzenlemeye, aile kurmaktan evlat edinmeye, sosyal yardımlardan SGK tarafından karşılanan tıbbi malzemelere; bir çok etkeni içine alıyor. Bu nedenle bağımsız yaşama hakkının, dikkate alınmadığı her gün, hak sahipleri bakımından ciddi kayıptır.
Sözleşme’nin 19’uncu maddesi, engellilerin kapalı kurumlarda tutulması yerine, bağımsız yaşama ve topluma dahil olma haklarını desteklemesi bakımından önemlidir.
Esas İlke: Karar Mekanizmalarına Etkili Katılım
Engelli Hakları Sözleşmesi ve Engelliler Hakkında Kanun, katılım ilkesini “esas” olarak kabul ediyor. Bizim olmadığımız yerde bizim adımıza, bizim için, bizim hakkımızda konuşulmaya devam ediliyor. Yanlış, eksik, kullanıcıları mağdur eden kararlar alınıyor. Vizyon belgeleri, yol haritaları, eylem olanları…kağıt üzerinde kalan hedefler ve amaçlar…Tüm bunlarla zaman kaybetmek yerine hakların öznelerine teslim edilmesi için artık eyleme geçilmesi gerekiyor.
Bağımsız yaşama hakkı için ve topluma tam katılım için, daha fazla politika üretmeye, daha fazla strateji belirlemeye ihtiyacımız yok. Çünkü bunların hepsi, zaman kaybı için, beklemek ve bekletmek için, sistemin bulduğu bahaneden başka bir şey değil. Engelliler, artık, bağımsız yaşama haklarını, “Politika belirledik, belirliyoruz, belirleyeceğiz,” söylemlerine kurban etmeyecekler.
Sosyal medya hesaplarımız:
İnstagram sosyal medya hesabı için tıklayın
Linkedln sosyal medya hesabı için tıklayın
X sosyal medya hesabı için tıklayın
Facebook sosyal medya hesabı için tıklayın
Haber: Ayşe SARI, Sosyal Hizmet Uzmanı, Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİMSEN) Engelliler Komisyon Başkanı, Engelsiz Kariyer Danışmanı
Kaynak: Yasadikca.com



