
Serap Dikmen: Eğitimde Adalet “Randevuya” Sığar mı?
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğü tarafından 19 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan 2026/70 sayılı “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu genelge, okullarda güvenliği artırmak amacıyla özel eğitim öğrencileri açısından tartışmalı yeni bir düzenlemeyi hayatımıza soktu.
Genelgenin 30. maddesi uyarınca; ülke genelindeki tüm veli görüşmelerinin yalnızca Okul Randevu Sistemi üzerinden yapılması ve bu uygulamanın tüm eğitim kurumlarında “istisnasız” uygulanması talimatı verildi.
İlk bakışta okul güvenliği ve öğretmenlerin çalışma huzuru için makul görünen bu “istisnasız” ibaresi, ne yazık ki çok önemli bir gerçeği ıskalıyor: Özel eğitim ihtiyacı olan çocuklarımızı ve onların velilerini.
Keyfi bir ziyaret değil, kamusal bir zorunluluk
Öncelikle şu ayrımı net bir şekilde koymak gerekiyor: Özel eğitime ihtiyacı olan bir çocuğun velisinin okulda bulunması, çay içmeye gidilen keyfi veya sıradan bir “veli ziyareti” değildir. Bu durum; özel eğitim mevzuatının, eğitsel ve tıbbi refakat zorunluluğunun ve çocuğun okula uyum sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Keyfi bir ziyaret değil, kamusal bir zorunluluk
Öncelikle şu ayrımı net bir şekilde koymak gerekiyor: Özel eğitime ihtiyacı olan bir çocuğun velisinin okulda bulunması, çay içmeye gidilen keyfi veya sıradan bir “veli ziyareti” değildir. Bu durum; özel eğitim mevzuatının, eğitsel ve tıbbi refakat zorunluluğunun ve çocuğun okula uyum sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Özellikle otizmli ya da ağır düzeyde zihinsel yetersizlik veya bedensel engeli olan öğrenciler ve velileri için okulda bulunmak lüks değil, bir mecburiyettir.
Nöbet riski gibi acil tıbbi durumların takibi, ilaç kullanımı, tuvalet alışkanlığı gibi öz bakım becerilerinin desteklenmesi ve sınıfa fiziksel erişimin sağlanması doğrudan çocuğun sağlık ve yaşam hakkı kapsamındadır.
Bu hayati ihtiyaçları, katı bir randevu saatine sıkıştırmaya çalışmak, çocuğun en temel hakkını elinden almaktır.
Hukukun evrensel kuralı: Genelgeler kanunun üstüne çıkamaz
Hukuk devletinde çok temel bir kural vardır: Normlar hiyerarşisi. Bir genelge; Anayasa’ya, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere, kanunlara ve yönetmeliklere aykırı hükümler içeremez, buralarda tanımlanmış hakları daraltamaz veya ortadan kaldıramaz.
Oysa yürürlükteki Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinin 47. maddesi, özel gereksinimli öğrenci velisini Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) Geliştirme Birimi’nin doğal ve yasal bir üyesi olarak kabul eder. Aynı yönetmelik, ailelerin özel eğitim sürecinin her aşamasına aktif katılımının sağlanmasını bir zorunluluk olarak düzenler.
Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca kanun hükmünde olan BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin 24.maddesi, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Anayasa’nın 42. maddesi ile güvence altına alınan eğitim hakkı ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun çok net bir gerçeği ortaya koyar: Özel gereksinimli çocukların eğitime tam, eşit ve engelsiz erişimi, hiçbir idari genelge ile kısıtlanamaz temel bir insan hakkıdır.
Haklarını arayan veliler için yol haritası
Peki, okul kapısında “Randevunuz yok” denilerek engellenen veliler ne yapmalı? Av. Mehmet Hamdi Özşarlak, MEB Okul Randevu Sistemi Uygulamalarının Özel Eğitim İhtiyacı Bulunan Öğrencilerin Eğitime Erişim Hakkı Açısından Değerlendirilmesi ve Velilerinin Okula Erişimine İlişkin Hukuki Rehber adında bir çalışma yaparak, kurucusu olduğu Dernekler Çalışma Grubu’nda yayınlayarak derneklerin dolayısıyla ihtiyaç duyan velilerin bilgi ve kullanımına sundu:
Av. Özşarlak’ın hazırladığı rehbere göre, “randevu sistemi” gereği kısa ve uzun süreli girmekte sıkıntı çekecek veliler şu yolları izleyebilir:
1.Yazılı Başvuru: Velilerimiz, çocuklarına ait ÇÖZGER (Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu) ve RAM raporlarını ekleyerek okul müdürlüklerine yazılı bir dilekçeyle başvurmalıdır. Dilekçede, ders aralarında ve giriş-çıkış saatlerinde okulda bulunabilmek için “Veli Adına Tanımlı Protokol / Özel İzin” mekanizmasının işletilmesi talep edilmelidir.
2.Yargı Yoluna Başvuru: Okul idaresi bu talebi reddederse (veya 30 gün içinde cevap vermeyerek zımnen reddetmiş sayılırsa), velilerin tebliğ veya zımni ret tarihinden itibaren 60 gün içinde idari yargıda yürütmenin durdurulması istemli iptal davası açma hakları vardır. Özel eğitim hakkının telafisi imkânsız zararlara uğramaması için bu dava hayati önem taşımaktadır.
Eğitimde adalet her çocuğa ihtiyacı olan desteği vermektir
Özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin velilerinin okulda bulunması idari bir ayrıcalık veya lütuf değil; çocuğun üstün yararının ve kamusal eğitim hizmetinin tam olarak yerine getirilmesinin vazgeçilmez bir gereğidir.
Hukuk rehberinde de vurgulandığı üzere: “Çocuğun üstün yararı, hiçbir idari uygulamanın gerisinde bırakılamayacak kadar temel bir ilkedir. Eğitimde adalet, kuralların herkese aynı şekilde uygulanmasından değil, her çocuğun hakkına ihtiyaç duyduğu destekle ve eşit koşullarda ulaşabilmesinden geçer.”
Haber: Gazeteyenigun.com.tr



