
Okul Kaygısı Ciddiye Alınmalı: Otizmli Öğrencilerde Belirtiler Daha Farklı Görünebilir
Okulların açılmasıyla birlikte bazı çocuklar için heyecanlı bir başlangıç beklenirken, kimi öğrencilerde bu dönem yoğun kaygı ve uyum güçlüğüyle karşılanabiliyor. Uzmanlar; okula gitmek istememe, okul kapısında ağlama, ebeveyne sıkıca tutunma ve karın ağrısı gibi bedensel belirtilerin okul korkusunun önemli işaretleri olduğunu belirtiyor.
Çocuk-Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yakup Erdoğan, okul kaygısının yalnızca “naz” ya da “inat” olarak yorumlanmaması gerektiğini vurgulayarak, bu davranışların altında ayrılık kaygısı, akran zorbalığı, sosyal kaygı, öğrenme güçlüğü veya aile içi değişimlerin bulunabileceğini ifade ediyor. Uzman, ebeveynin sakin, kararlı ve öngörülebilir bir tutum sergilemesinin çocuğa güven verdiğini, uzun vedaların ise ayrılık anını zorlaştırabileceğini belirtiyor.
Okul Kaygısı ve Ayrılık Korkusu Birbirini Besleyebiliyor
Dr. Erdoğan’a göre özellikle okula yeni başlayan, uzun bir tatilin ardından sınıfa dönen veya okul değiştiren çocuklar; evden çıkmak istememe, ebeveyne sıkıca tutunma, okul kapısında ağlama ve çeşitli bedensel yakınmalarla okula gitmeyi reddedebiliyor. Kaygı, bazı çocuklarda doğrudan “korkuyorum” ifadesiyle dile getirilirken; bazılarında karın ağrısı, mide bulantısı, baş ağrısı, iştahsızlık veya sık tuvalete gitme isteği gibi fiziksel belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Bu şikayetler çoğu zaman okul saatleri yaklaştıkça artıyor.
Kaygının Kaynağı Doğru Anlaşılmalı
Uzmanlar, okula gitmek istemeyen her çocuğun aynı nedenle zorlanmadığını vurguluyor. Çocuk; anne babadan ayrılmaktan, okulda yalnız kalmaktan, öğretmeniyle iletişim kuramamaktan, arkadaşları tarafından dışlanmaktan veya akademik olarak başarısız olmaktan korkabilir. Akran zorbalığı, dikkat sorunları, öğretmen değişikliği, sınıf değişikliği, taşınma, aile içi çatışmalar veya travmatik bir olay da okul reddinin arkasında yer alabilir.
Davranış Yalnızca “İnat” Olarak Görülmemeli
Dr. Erdoğan, değerlendirme yapılırken otizm spektrum özelliklerinin mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini özellikle vurguluyor. Otizmli öğrencilerde okul reddi; duyusal hassasiyetler, rutin değişiklikleri, sosyal iletişim güçlükleri, gürültü ve belirsizlik karşısında artan kaygı nedeniyle daha yoğun yaşanabiliyor. Bu nedenle otizmli çocukların davranışlarını yalnızca “inatlaşma” olarak yorumlamak, altta yatan gerçek nedeni gözden kaçırabilir.
Kaygının Bedensel Yansımaları Önemsenmeli
Okul sabahlarında ortaya çıkan fiziksel şikayetlerin “bahane” olarak görülmemesi gerektiğini belirten Dr. Erdoğan, kaygının çocuklarda gerçek bedensel belirtiler oluşturabileceğini ifade ediyor. Tıbbi bir neden bulunmadığında duygusal etkenlerin araştırılması gerektiğini, “Hiçbir şeyin yok” gibi ifadelerin çocuğun anlaşılmadığı hissini artırabileceğini söylüyor.
Uzayan Vedalar Kaygıyı Artırabilir
Uzmanlar, okul kapısında yapılan uzun vedaların ayrılık anını zorlaştırdığını ve çocuğa “burada tehlike var” mesajı verebileceğini belirtiyor. Kısa, net ve sıcak bir vedalaşma; ebeveynin ne zaman döneceğini açıkça söylemesi ve sözünü tutması öneriliyor.
Tehdit ve Kıyaslama Sorunu Derinleştirir
“Ağlarsan seni burada bırakırım”, “herkes gidiyor, bir tek sen ağlıyorsun” gibi ifadeler çocuğun kaygısına utanç ve suçluluk ekleyebilir. Uzmanlar, çocuğun duygusunun kabul edilmesi gerektiğini; ancak okula devam konusunda tutarlı bir duruşun korunmasının önemli olduğunu vurguluyor.
Aile ve Okul Aynı Dili Konuşmalı
Okul korkusunun çözümünde öğretmen, rehberlik servisi, aile ve gerektiğinde çocuk ruh sağlığı uzmanının ortak bir yaklaşım geliştirmesi gerekiyor. Çocuğu kimin karşılayacağı, sınıfa nasıl geçeceği, zorlandığında kimden destek isteyeceği ve gün sonunda kimin alacağı gibi adımların net olması, belirsizliği azaltarak güven duygusunu güçlendiriyor.
Profesyonel Destek Gerekebilir
Kaygının günler içinde azalmaması, giderek şiddetlenmesi, çocuğun okula düzenli devam edememesi, sınıfta kalamaması veya bedensel şikayetlerin sıklaşması durumunda profesyonel değerlendirme öneriliyor. Otizmli öğrencilerde bu belirtiler daha yoğun yaşanabileceği için değerlendirme sürecinin bireysel ihtiyaçlara göre planlanması önem taşıyor.
Haber: Yaşadıkça Engelli Haberleri Sitesi



