
Engelli Türk İşçi ile Alman Kadının Hikâyesi “Sancı… Sancı…” Romanında Göçün İnsan Yüzünü Anlatıyor
Çağdaş Türk edebiyatının öykü, roman, deneme ve çocuk kitabı türlerinde önemli eserler veren usta yazar Necati Tosuner, 82 yaşında yaşamını yitirdi. Türk edebiyatının üretken kalemlerinden Tosuner’in vefatı, hem edebiyat çevrelerinde hem de göç edebiyatı üzerine çalışan araştırmacılar arasında büyük üzüntüyle karşılanmıştı.
Tosuner’in yaşamı ve eserleri, Türk Edebiyatı Dergisi’nin Eylül 2026 sayısında Fadime Bozyiğit Ayyıldız tarafından kaleme alınan kapsamlı inceleme ile yeniden gündeme gelmişti. Dergide yer alan değerlendirme, yazarın özellikle Sancı… Sancı… romanında Almanya’ya göç eden Türk işçilerin yaşadığı kültürel, sosyal ve duygusal sancıları benzersiz bir gerçeklikle aktardığını ortaya koyuyor.
Engellilik ve Göçün Kesişimi: Osman ile Petra’nın Hikâyesi
“Hem romantik anlamda hem de romatizma açısından sancılar çeken çift olan Petra ile Osman’ın ilişkisi, öğrenci olarak Almanya’da bulunan bedensel engelli Osman ile Almanya’da yaşayan sıradan bir Alman kadınının bir ilişki kurma çabasını ortaya koymaktadır.”
Tosuner’in dört yaşında geçirdiği bir kazayla engelli kalması, romanın merkezindeki Osman karakterine de yansıyor. Osman’ın sırtındaki kambur, hem fiziksel bir gerçeklik hem de göçün yarattığı görünmez yüklerin sembolü hâline geliyor. Petra ise iki kültür arasında sıkışmış bir ilişki deneyimi yaşıyor; bir yanda birlikte olduğu Günter, diğer yanda Osman’a duyduğu ilgi.
Bu ilişki, göçün yalnızca ekonomik değil; engellilik, aidiyet, kültürel çatışma ve duygusal karmaşa gibi çok katmanlı boyutlarını görünür kılıyor.
Göçün Sancıları: Dışlanma, Özlem ve Kültürel Uyum Mücadelesi
Dergideki inceleme, Almanya’ya giden Türk işçilerin yaşadığı zorlukları şu ifadelerle özetliyor:
“Türkler Almanya’nın kültürüne ve çalışma şartlarına alışmaya çalışırken zorlanmakta ve bocalamaktadırlar… sıklıkla ikinci sınıf insan yerine konmaktadırlar.”
Roman; Hasan, Ayşe, Emine, Reyhan gibi karakterler üzerinden göçün aile yapısını, çalışma hayatını ve toplumsal ilişkileri nasıl dönüştürdüğünü anlatıyor. Ayşe’nin fabrikada yaşadığı ağır çalışma koşulları, Hasan’ın çöpçülükte Alman disiplinine uyum çabası, Kazım’ın Alman kadınlarla yaşadığı kültürel çatışmalar romanın diğer önemli halkaları.
Necati Tosuner’in Edebi Mirası
Tosuner, 1944’te Ankara’da doğdu. Dört yaşında geçirdiği kazayla engelli kaldı. 1963’te ilk öyküsünü yayımladı, 1966’da Pertevniyal Lisesi’ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’ndeki eğitimini yarım bıraktı.
1974–1976 yılları arasında Almanya’da yaşayan Tosuner, bu deneyimlerini Sancı… Sancı… romanına aktardı. 1977’de Derinlik Yayınevi’ni kurdu, 1986’ya kadar yönetti. 1983’ten itibaren reklamcılık alanında çalıştı ve 1996’da emekli oldu.
Öyküleri; Resimli Posta, Havadis, Milliyet, Orkun, Hisar, Yeni Ufuklar, Varlık, Türk Dili, Türkiye Yazıları, Papirüs, Soyut, Yeni Edebiyat, Gösteri ve Milliyet Sanat gibi pek çok gazete ve dergide yayımlandı.
Türk Edebiyatı Dergisi’nin Katkısı
Türk Edebiyatı Dergisi’nin Eylül 2026 sayısındaki inceleme, Tosuner’in göç edebiyatındaki yerini yeniden hatırlatıyor. Dergi, Sancı… Sancı… romanını yalnızca bir göç hikâyesi olarak değil; engellilik, kültürel temas, toplumsal dışlanma ve insan ilişkilerinin kırılganlığı üzerinden okuyan kapsamlı bir değerlendirme sunuyor.
Sonuç: Göçün En Kırılgan Hikâyesi Edebiyatta Yaşamaya Devam Ediyor
Necati Tosuner’in vefatı, Türk edebiyatının önemli bir sesini kaybettiğini gösteriyor. Ancak Sancı… Sancı… romanındaki Osman ve Petra’nın hikâyesi, göçün en kırılgan yüzünü anlatmaya devam ediyor:
- engellilikle yaşamak,
- yabancı bir kültürde tutunmaya çalışmak,
- aşkın ve aidiyetin sancıları,
- toplumsal dışlanma,
- özlem ve hayal kırıklığı.
Tosuner’in eserleri, hem edebi hem sosyolojik açıdan değerini koruyor ve göç edebiyatının temel taşlarından biri olarak anılmayı sürdürüyor.
Kaynak: Türk Edebiyatı Dergisi



