
Aslı Tümer Azmiyle Herkese Örnek Oluyor!
İstanbul’da, riskli bir gebeliğin ardından, altı aylık prematüre olarak dünyaya gelen iki bebekten biriydi Aslı. İkizlerdi ama hayat onu doğumda farklı bir yola soktu. Yaşanan bir komplikasyon sonucu beyninin denge merkezi oksijensiz kaldı ve Serebral palsi tanısı kondu. ‘Okul döneminde maruz kaldığım ayrımcılık, dışlanma, hor görülme durumunun travmasını yetişkinliğimde hala taşıyorum’ diyen Aslı Tümer ile yaşadıklarını konuştuk.
Aslı Tümer, Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü mezunu. Türkiye’nin en büyük ajanslarından birinde reklam yazarlığı yaptı. Sonra ‘bu sektör bana göre değil’ deyip rotasını değiştirdi. Yaklaşık bir buçuk yıldır Türkiye’nin en bilinen yapım şirketlerinden birinde iletişim alanında çalışıyor. Ama onu görünür kılan şey CV’si değil. Aslı, tekerlekli sandalyesiyle toplumun ezberlerini bozan bir hikaye anlatıcısı. Kendisini ‘engelli bir birey’ etiketinin ötesinde, sadece ‘Aslı’ olarak var etmeye çalıştığını söylüyor. “Toplumun bana yapıştırdığı bütün sıfatlardan sıyrılmak için mücadele ediyorum” diyor. Bu yüzden dijital mecralarda içerik üretiyor, gönüllü çalışmalara katılıyor, insanlara sabırla anlatıyor.
‘Serebral Palsi İçin Hastalık Değil, Durum Demeyi Tercih Ediyorum’
Aslı, İstanbul doğumlu. Beş kişilik bir ailenin küçük çocuğu. Bir ikizi ve kendinden 10 yaş büyük bir de ablası var. Koç Üniversitesi medya ve görsel sanatlar bölümü mezunu. Okurken çeşitli reklam ajanslarında staj yaptı. Mezun olduktan sonra ilk bir yıl Türkiye’nin en büyük reklam ajanslarından birinde reklam yazarlığına başladı. Ancak, reklamcılık sektörünün kendisine göre olmadığını anlayıp alan değiştirmek istedi ve bunun üzerine şu anda çalıştığı şirkete geçti. Yaklaşık bir buçuk yıldır Türkiye’nin en çok bilinen yapım şirketlerinden birinde iletişim alanında çalışıyor. ‘İkizimle riskli ve zor bir gebelik sürecinin ardından 6 aylık prematüre şeklinde dünyaya gelmişiz’ diyen Aslı, “Doğumda yaşanan bir komplikasyon sonucu benim beynimin denge merkezi oksijensiz kalmış; bu duruma da serebral palsi deniyor. Türkçeye beyin felci olarak çevirebiliriz. Yani bu durum sonucunda ben hayatıma şu anda tekerlekli sandalyeli bir birey olarak devam ediyorum. Bu dünyada engelli bir birey olmanın ötesinde, sadece ‘Aslı’ olmak için mücadele veriyorum. Bu konu özelinde Türkiye’de çok düşük olan engellilere dair bilinci arttırmayı amaçlıyorum. Bu sebeple çalışırken bir yandan da dijital mecralarda içerik üretiyorum. Çeşitli derneklerde gönüllü olarak çalışmak ise severek yaptığım bir başka ilgi alanım” şeklinde konuştu.
“Serebral palsi için hastalık değil durum demeyi tercih ediyorum” diyen Aslı, “Çünkü bu tıpkı bir insanın yeşil gözlü doğması ya da esmer olması gibi benim de beraberinde doğduğum bir özelliğim. Bu doğuştan gelen bir durum olduğu için hayatımı özellikle ona göre şekillendirme gibi bir durum söz konusu olmadı. Sadece bu durumun bana getirdiği zorluklar vardı, hala da var. Bu zorlukların üstesinden nasıl gelebilirim diye düşünmek bana her zaman pratik bir zeka kazandırdı” ifadelerini paylaştı.
‘Maruz Kaldığım Dışlanmanın Travmasını Hala Taşıyorum’
“Aslında her çocuk gibi biraz ablamın isteği ile dünyaya gelmiş, el bebek, gül bebek büyütülmüş çocuklarız” bilgisini paylaşan Aslı, “Ben hiç öyle çok büyük zorluklar ya da ailede kendimi kabullenilmemiş hissetme gibi bir durum yaşamadım. Aile içinde her şey çok normal akıyordu, dolayısıyla benim için de çok normaldi her şey. Sadece benim yaptığım her şeyin ikizimin yapmasına oranla çok daha büyük bir sevince yol açtığını ve benim bunu çocuk aklımla anlamlandıramadığımı hatırlıyorum. Bir de tabii tedavilerle geçen bir çocukluk hatırlıyorum, oyun oynayarak değil. Her ne kadar fizyoterapistler size oyun oynatarak terapi yaptırıyor da olsa oyun olmadığının farkındasınız. Bazen canınız acıyor bazen oraya gidip onları yapmak istemiyorsunuz mesela ama hep bir koşuşturma içindesiniz hep sizden bir şey başarmanız bekleniyor. Benim en çok zorlandığım şey buydu. Yaşıtlarım dışarıda oyun oynarken benim uymam gereken bir sağlık programı vardı. Ama ben her çocuk böyle yapıyor sanıyordum. Bu durumun normal olmadığını ilkokula başladığımda anladım. Ailemin benim için yarattığı bu pamuklara sarılı dünyadan çıktığımda karşılaştığım gerçeklik canımı çok acıttı. Tabi o zaman pedagoga gitmek şimdiki kadar yaygın değil. Keşke beni dış dünyaya birazcık daha hazırlıklı gönderselermiş diye düşünüyorum şimdi geriye bakınca” dedi ve ekledi:
“Anaokuluna dair şöyle bir anı var zihnimde. Koridordayız, ben anneme sarılmışım ve ‘Neden beni sevmiyorlar anne’ diye soruyorum. Annem de sadece saçımı okşuyor ve ‘Senin suçun yok kızım’ diyor. İlkokul, ortaokul, lise yaş büyüdükçe anılar çoğalıyor ve tabii daha acımasız hale geliyor. O zaman maruz kaldığım ayrımcılık, dışlanma, hor görülme durumunun travmasını yetişkinliğimde hala taşıyorum diyebilirim.”
‘Yanıma Gelen İnsanlara, Sabırla Durumu Anlatıyorum’
Yaşadığı fiziksel zorlukların insanların, kendisine yaşattıklarının yanında hiçbir şey olmadığını söyleyen Aslı, “Bunu hangi engelliye sorsanız aynı cevabı vereceğinden yüzde 100 eminim. Bunun da sebebini anlıyorum, çünkü insanlar gündelik hayatta engelli bireyler görmeye alışkın değiller. Hayatın içine karışılamamasının sebebi çoğunlukla fiziksel engeller olsa da insanlar da bakışları ve tuhaf sorunlarıyla bizim hayatın içine karşılaşmamızı ve sosyal hayatta kendine güvenen bireyler olarak var olmamızı zorlaştırıyor. İnsanlar bilmedikleri şeylerden korkarlar ya da dışlama eğilimi gösterirler. Mesela birine senin gözlerin neden yeşil diye sorulmaz. Ama bana gelip sana ne oldu diye pervasızca sorabiliyor. Çünkü yeşil gözlü olmak oldukça alışılmış sıradan bir şeyken tekerlekli sandalyede olmak, görme engellilerin kullandığı değnek, gözündeki güneş gözlüğü ya da bir işitme engellinin kulağına taktığı cihaz alışılmış bir şey değil. Ama ben kafaya koydum. Bir kişi için dahi olsa engelli olmayı onun gözünde normalleştirdiğimi hissettiğimde çok mutlu oluyorum. Bunun için de yanıma gelen insanlara sabırla durumu anlatıp sonra da bunu neden bir insana sormamaları gerektiğini izah etmeye çalışıyorum. Bazıları anlıyor ve teşekkür ediyor bazıları ise deliymişim gibi bakıp yanımdan uzaklaşıyorlar. Ben şansımı deniyorum ve denemekten vazgeçmeyeceğim” ifadelerine yer verdi.
“İnsanlar engelli insanların çok mutsuz ve içine kapanık ve özgüvensiz bireyleri olduklarını sanıyor mutlu dışa dönük ve özgüvenli bireyler gördüklerinde şaşırıyorlar ve afallıyorlar” diyen Aslı, “Bizden hep bir melankoli beklentisi var onlar için normal olan bizim acı dolu zor bir hayat sürmemiz. Ben hala her girdiğim ortamda insanlara kendimi kanıtlamak durumunda kalıyorum. Buna Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden bir tanesi de dahil. Hoca dersiniz, okumuş insan dersiniz ama inanın fark etmiyor bana sordukları garip soruları duysaydınız şok olurdunuz” şeklinde konuştu.
‘Kimse Benimle Arkadaşlık Kurmak İstemiyordu’
Eğitim hayatında kendisini en çok zorlayan şeyin insanların ona olan davranışları olduğunu dile getiren Aslı, “Özellikle yaşıtlarım bana karşı çok acımasızdı, kimse benle arkadaşlık kurmak istemiyordu. Hatta yanıma bile oturmak istemiyorlardı, öğretmenlerin de tutumları bu konuda hiç yardımcı ve kapsayıcı olmadı. Bu durum yaşım ilerledikçe değişir sandım. Fakat bu zorbalık benim üniversitede okulumu bırakmak isteyecek kadar zorlayıcı bir hal aldı. Onlar daha ergen, büyüyünce her şey değişecek diye de bitirdim liseyi. Üniversiteye geçtiğimde de bu durumun liseden hiçbir farkı olmadığını görmek dünyayı başıma yıkmıştı. Şimdi hala engelli çocukların aynı şeyleri yaşadığını görüyorum, aradan geçen bu kadar zamanda bir arpa boyu yol kat edememiş olmamız bana gerçekten acı veriyor” dedi ve ekledi:
“İnsanlar neden bu kadar ön yargılı, neden beni uzaylı gibi görüyorlar diye kendi kendime oturup hayıflanmak yerine, insanlara işin aslı öyle değil böyle diyerek sosyal medyada paylaşım yapmaya başladım. Yalnız olmadığımı biliyordum ama bu kadar kalabalık olduğumuzu tahmin etmemiştim. Benimle aynı duyguları yaşayan, hisseden, sesleri olduğumu söyleyip bana teşekkür eden engelli arkadaşlarımın yanı sıra, ‘benim kızım da engelli inşallah büyüdüğünde senin gibi olur’ diyen çok fazla anne var. Üniversite tercihlerini beraber yaptığımız çok fazla genç arkadaşım oldu. Ya da iş bulabileceğine dair inancını kaybetmiş benim videolarım sayesinde iş hayatında var olabileceğini görmüş ve bu sayede işe girmiş engelli bireyler de var.”
‘Ailen Sana İnanıyorsa Sen de Kendine İnanmaya Başlıyorsun’
“Bizim toplumumuz çok merhametli, hiçbir şeyi kötü niyetle yaptığını düşünmüyorum. Sadece bilmemekten kaynaklanan durumlar var” şeklinde konuşan Aslı, “Garip garip bakmak, sana ne oldu diye sormak, bitkisel şifalı kürler önermek, hemen kendi etrafındaki engellilerden durduk yere bahsetmeye başlamak, bizim üstümüzden, bizim duyabileceğimiz sesli bir biçimde kendi hallerine şükretmek gibi. Hiçbir kötü niyet barındırmayan ama modumuzu aniden aşağı çeken, cevaplamaktan çok yorulduğumuz sorular ya da uğraşmaktan çok yorulduğumuz davranış biçimleri olabiliyor” şeklinde konuştu.
Her şeyin ailede başlayıp, ailede bittiğini söyleyen Aslı, “Eğer ailen sana inanıyorsa sen de kendine inanmaya başlıyorsun, eğer ailen sana inanmıyor ve en başta onlar seni ayrıştırıyorsa sen de kendini ayrıştırmaya başlıyorsun toplumdan. Ben çok şanslıyım, çünkü son derece bu konuda bilinçli ve beni sahiplenen bir ailenin içine doğdum. Her zaman her konuda bana destek oldular. Benim en donanımlı şekilde hayatın içinde var olabilmem için bana her anlamda hem maddi hem de manevi olarak çok büyük desteklerde bulundular. Ailenin sana olan tutumu veya yaklaşımı senin kendine biçtiğin öz değeri çok etkiliyor” bilgisini paylaştı.
‘Bedenim 80 Yaşındaki Bir Kadının Yaptıkları Yapamazken, Ruhum Genç’
“Bağımsızlık benim için uzak bir kavram en azından fiziksel olarak çok uzak” diyen Aslı, “Ben her zaman fiziksel olarak birilerine bağlı yaşamak zorundayım ve bu da benim kabullenmekte en çok zorlandığım konu. Bedenim 80 yaşında bir kadının yaptıklarını bile yerine getiremez iken ruhum genç ve hayatta deneyimlemek istediği, geri kalmak istemediği çok şey var. Burada ruhumun bedenime uyarlamaktansa kendi küçük özgürlük alanlarını yaratmaya çalışmak benim çözümüm oldu. Kendime ruhen bağımsız ve madden bağımsız kılabilmek, çalışıp kendi paramı kendim kazanarak ayaklarımın üzerinde durabilmek, hayatıma dair kararları kendi başıma alabilmek benim için çok önemli. Ailem de sağ olsunlar kararlarıma son derece saygılı. Okuduğum bölüme, çalışmak istediğim alana karışmak şöyle dursun her zaman en büyük destekçim annem ve ablam oldu” dedi ve ekledi:
“Kendimi ifade etmek benim için her zaman çok önemli oldu, çünkü her zaman kendimi bu kadar açık ifade edebilen bir insan değildim. Çok sessiz, içine kapanık, haksızlıklar karşısında nasıl davranacağını bilemeyen çok naif bir kız çocuğuydum. Bu noktaya gelmek benim için de çok kolay olmadı. Her zaman hakkımı savunmak için biraz cazgır olmayı göze aldım. Çok büyük bir sabırla anlattım benim diğerlerinden bir farkım olmadığını. İnsanın kadın, erkek ve engelli diye 3 ayrılmadığını, bizim de herkes gibi bireyler olduğumuzu dilimde tüy bitene kadar anlattım ve anlatmaya devam ediyorum. Benim elimdeki en büyük gücüm kendimi ifade edebilmek. Sosyal medya bu anlamda bana hem alan sağladı hem de beni dinleyen ve fikirlerime önem veren insanların olduğunu bilmek özgüvenimi yükseltti.”
‘Ben Hasta Değilim, Sadece Böyle Doğmuşum’
‘Daha yolun çok başında olduğumu biliyorum, daha anlatacak çok şeyim var ve beni dinleyecek, fikirlerini değiştireceğim çok insan var’ diyen Aslı, “Toplumun bana yapıştırdığı etiketleri kabul etmeyip bu işin aslı öyle değil diyebildiğim için kendinle gurur duyuyorum. Bir video çektim çocuğunuzun engelli ve çok başarılı bir birey olmasını mı yoksa sağlıklı ama başarısız bir insan olması mı tercih edersiniz diye bir soru sormuştum. Herkes haklı olarak sağlıklı olsun ama başarısız olsun dedi. Eğer benim yaşamsal faaliyetlerimi etkileyen bir durum olsaydı ben kendime hasta derdim. Ama bence ben hasta değilim sadece böyle doğmuşum. Yani bu beni ben yapan özelliklerden sadece bir tanesi. Keşke herkes böyle düşünse. Bence beni izleyenlere anlatabildim bunu bu yüzden gurur duyuyorum kendimle” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Siz kendinize nasıl bakarsanız diğer insanlar da siz öyle bakacak, zor olduğunu biliyorum ama siz hayattan vazgeçerseniz hayat oturup sizin ona yeniden eşlik etmenizi beklemeyecek. Çok sık görüyorum ‘Serebral Palsi ile Mücadele ediyorum’ diyeni onunla mücadele etmeyin aksine onunla kol kola yürüyün bakın o zaman hayat nasıl da güzelleşiyor.”
Sosyal medya hesaplarımız:
İnstagram sosyal medya hesabı için tıklayın
Linkedln sosyal medya hesabı için tıklayın
X sosyal medya hesabı için tıklayın
Facebook sosyal medya hesabı için tıklayın
Kaynak: Milliyet



